BirGün Gazetesi
İki hafta önce (14 Nisan) piyasaya çıkan God Bless You, Mr. Trump'ı (Allah Senden Razı Olsun Bay Trump, 2026) adına kanarak hemen edinip okumaya başladım. “Adına kanarak” diyorum, çünkü Jesse Thoeming'in romanını, Trump ve ABD toplumu hakkında iğneleyici ve Kurt Vonnegut'un muhteşem romanı Allah Senden Razı Olsun Bay Rosewater'a selam çakan bir politik anlatı sanmıştım. Karşıma, bilimsellik ve rasyonalizm yanlısı'ymış gibi' görünen, ama aslında yeni-muhafazakar ve anti-komünist eğilimleri olan bir roman çıktı. Ana öyküsü 2050 yılında geçen romandaki olaylar, 2020’lerde yaşanan bir 'zihniyet değişimi'yle başlıyor: Philipp Largo adlı bir düşünür ve kanaat önderi, “Zaman ve Uzay” adlı bir eğitim programı hazırlayıp ABD devletine sunar. Buna göre, ülkedeki tüm ilk ve ortaöğretim okullarında, yılın iki haftası “kozmik takvim” derslerine ayrılacaktır. Bu derslerde, evrenin Büyük Patlama'dan günümüze 14 milyar yıllık tarihi anlatılacak, bu akılalmaz büyüklükteki evrende insan türünün kendine verdiği aşırı önemin ve bundan doğan düşmanlıkların, savaşların, ne kadar akıldışı olduğu vurgulanacaktır. Largo'nun projesi başlangıçta “ateist bir düş” olarak nitelenip reddedilir. Ama Trump, ne hikmetse, ölümünden birkaç ay önce (2030) fikir değiştirir, bunun aslında tanrısal olanı anlamayı sağlayacağını söyleyerek programın yasalaşmasını sağlar. Böylece, önce ABD sonra da dünya, romanda “kozmik bakış açısı” olarak tanımlanan düşünsel devrimi 2030’ların ortalarında tamamlar. Küresel işbirlikleri, tüm üretimin yapay zeka ve robotlar tarafından yapılır hale gelmesi, 12 farklı ülkeden astronotların hep birlikte Mars'a ayak basması vd. gibi gelişmeler yaşanır. Bunların en tuhafı, 10 milyar kişiye ulaşmış dünya nüfusunun “evrensel temel gelir” sayesinde artık çalışmasına gerek kalmamasıdır. Yani insan emeğine bağlı üretim ortadan kalkmış, bir avuç zenginin yaptığı teknolojik yatırımlar sayesinde dünya bir tür komünist yaşama geçmiştir. Bunun nasıl mümkün olduğu, bu arada kapitalizmin nereye gittiği, romanda da karakter olarak yer alan Elon Musk (dünyanın en zengin adamı) ve diğer teknoloji oligarklarının artı değerden nasıl olup da vazgeçtikleri -ya da vazgeçip geçmedikleri!- gibi çok önemli noktalardan romanda hiç söz edilmiyor. Böylece, maddi gerçeklikten tamamen kopmuş, tipik idealist yaklaşımın (İdealar dünyayı dönüştürecek güce sahiptir!) hiç de inandırıcı olmayan bir ürünüyle karşı karşıya olduğumuzu anlıyoruz. *** “Kozmik olmayan takvim” 2050'yi gösterirken, artık insanların ekmek parası peşinde koşmasına gerek kalmayan bir dünyaya ulaşmışızdır. Ama herkese verilen bu “evrensel temel gelir” yüzünden artık insanlar çalışmamaktadır. Bu arada, “kablosuzlar” (unpluggers) adlı bir hareket de yaygınlaşmış, sanal dünya yerine gerçek dünyayı tercih eden, hayatı doğrudan yaşamayı amaçlayan gençler cep telefonu ve tabletlerden uzaklaşmaya başlamıştır. İşte o zaman, kötü karakter Samantha Ravensby ortaya çıkar. Ravensby, insanlığın artık “tanrı-insan” (homo deus) ve “gereksiz sınıf” (useless class) biçiminde ikiye ayrıldığına inanan bir teknoloji zenginidir. “Tanrı insan”lar (Elon Musk gibi, Bill Gates gibi, kendisi gibi insanlar) bu teknolojik evrimi ilerletip yıldızlara açılırken 10 milyar kişilik “gereksiz sınıf” olduğu gibi kalmalı, düşünmeden yaşamını sürdürmeli, varoluşsal sorgulamalara falan girişmemelidir. Bunun için de, sanal dünyaya bağlı kablolarıyla yaşamayı gönüllü olarak sürdürmeleri gerekmektedir. Ravensby, sanal dünyanın gerçek dünyadan çok daha güzel ve zevkli olduğu Loopd>In adlı bir sanal gerçeklik sistemi kurmuştur. Bir zamanlar Trump karşıtıyken, “Zaman ve Uzay Programı”nı kabul ettiği için Trump'ı 2030'dan itibaren hayatının kahramanı gibi gören, hatta “Allah Sizden Razı Olsun Bay Trump” adlı bir kitap bile yazan Philipp Largo'nun oğlu Deuce ve arkadaşları, Samantha Ravensby'nin kötü emellerini fark eder. Sistemi tersine doğru çevirip eski usul, kablosuz bir direniş başlatmaya niyetlenirler. Ama yazar, bu direnişin kitlesel uyuşturucu Loopd>In sisteminin imhası dışında ne tür somut hedefleri olduğunu da açıkça belirtmiyor. Sonunda şu ilginç çıkarımla karşı karşıya kalıyoruz: Romanın iyi karakterleri “evrensel temel gelir” adı verilen paylaşım sistemine karşıdır, kötü karakter ise bunu sürdürmeye niyetlidir. *** Largo'nun eğitim programını hazırladığı dönem, yani günümüz, gelecekte “korkunç 2020’ler” olarak anılıyor. Roman bunu da sorgulamıyor ne yazık ki: Ne oldu da 2020’ler korkunç oldu? Korkunç '20’lere yol açan politik figürlerden birinin (Trump) ölümüne yaklaşırken mucizevi biçimde yaşadığı ani değişim bile “inanç idealizmi”nin bir ürünüyken bu romanın sırf Carl Sagan ve Yuval Noah Harari gibi yazarlara yaptığı atıflar yüzünden rasyonalist olduğuna inanmamız bekleniyor. Tamam, beklemek isteyen beklesin. Ama bizim bindiğimiz otobüs o duraktan geçmiyor.
Go to News Site