Collector
Kır emekçilerinin 1 Mayıs’ı | Collector
Kır emekçilerinin 1 Mayıs’ı
BirGün Gündem

Kır emekçilerinin 1 Mayıs’ı

Tarımsal üretim, üreticinin kendi toprağı üzerindeki söz hakkını giderek yitirdiği, ekonomik ve siyasal bir kuşatma altında sıkıştığı bir süreçten geçiyor. Toprakla kurulan bağın, ondan geçinmenin ve onu savunmanın değersizleştirildiği bu dönemde üreticinin bağımsız hareket etme imkânı ortadan kalkıyor. Yerini borç ilişkileri, sözleşmeli bağımlılık ve piyasa baskısı alıyor. Bu dönüşüm, aynı zamanda toplumsal bir çözülmeyi de beraberinde getiriyor. Bu sebeple 1 Mayıs’ı, işçinin ve emekçinin bayramını karşılarken kırsalın içinde bulunduğu derin krizi, kır emekçilerinin durumunu görmek gerekiyor. Kırsalda ter döken milyonlar için 1 Mayıs, üretim araçlarından, topraktan koparılma, şirketlerin emrinde güvencesizleşme, fabrikalarda, madenlerde ağır koşullarda köleleşme ya da kentlerde büyüyen işsizler ordusuna katılma tehdidine karşı bir duruş anlamına geliyor. Bugün maden işçilerinin yürüttüğü mücadeleler de bu kopuşun nereye vardığını gösteriyor. Doruk Madencilik işçilerinin hakları için sürdürdüğü direniş, kırsaldan koparılan emeğin ne denli ağır koşullara mahkûm edildiğinin somut örneklerinden biri. Tarımsal emeğin en yakıcı sorunlarından biri, üreticinin bağımsızlığını kaybedip borç ve piyasa ilişkilerine bağımlı hale gelmesi. Bir zamanlar kendi üretim kararlarını verebilen, sınırlı da olsa kamu destekleriyle ayakta kalabilen üretici profili artık yok. Şimdi girdi maliyetlerini karşılamak için sürekli borçlanan, daha ürün tarladayken kazancını bankalara ya da tedarikçilere kaptıran bir emekçi var. Mazot, gübre, yem ve enerji fiyatlarındaki artış emeğin değerini hızla eritiyor. Üretici ne fiyatı belirleyebiliyor ne de maliyet ile satış fiyatı arasındaki açılan makası kapatabiliyor. Bugün milyonlarca üretici bankalara ve kooperatiflere borçlu. Bunlara desteklerin yetersizliği, geç ödenmesi de eklenince üretim, ancak borçlanabilenlerin faydalanabildiği bir faaliyet haline geliyor. *** Şirketlerin tarım üzerindeki belirleyiciliği arttıkça emeğin niteliği de dönüşüyor . Sözleşmeli üretim modelleri ve tekelleşmiş alım yapıları, üreticiyi kendi toprağında karar alma gücü sınırlanmış bir işçi ye çeviriyor. Dahası, tütün, çay ve fındık gibi ürünlerde yaşanan daralma, aynı zamanda kuşaklar boyunca birikmiş üretim bilgisinin ve kültürünün çözülmesi anlamına geliyor. Ekolojik kriz bu baskıyı daha da ağırlaştırıyor. İklim değişikliğinin yol açtığı kuraklık, ani hava olayları ve verim kayıpları zaten kırılgan olan üreticiyi daha da zorluyor. Tarım arazilerinin enerji ve sanayi projelerine açılması, mera alanlarının daralması ve su kaynaklarının gaspı gibi durumlar üretimin maddi zeminini de aşındırıyor. Ancak bunlar kır emekçilerinin yaşadığı sorunların yalnızca bir bölümü. Kırsalda kadın emeğinin görünmezliği başlı başına bir eşitsizlik alanı. Tarımsal üretim giderek kadın emeğine daha fazla dayanmasına rağmen bu çoğu zaman kayıt altına alınmıyor, sosyal güvenceye erişemiyor ve karşılığı verilmiyor. Emeklilik hakkı, sağlık güvencesi ve çocuk bakımına erişim gibi temel ihtiyaçlar kırsalda yaşayanlar için hâlâ önemli eksiklikler. Mevsimlik işçi ailelerinin barınma koşulları, temiz suya ve sağlığa erişimi, çocukların eğitimden kopması gibi sorunlar yıllardır çözümsüz kalıyor. Bu ailelerle birlikte çalışan çocukların maruz kaldığı çocuk işçiliği ise hem bugünü hem geleceği etkileyen ağır bir gerçeklik olarak varlığını sürdürüyor. Kır emekçileri ne tek tip ne de bu sorunları bunlardan ibaret… ancak bu başlıklar bile kırsaldaki eşitsizliğin derinliğini göstermeye yetiyor. *** Çiftçi, neyi çekeceğine ve ürününe ne kadar değer biçeceğine karar veremediği ölçüde, emeği üzerindeki kontrolünü de yitirmektedir. Bu durum, tarımsal emeğin sendikal haklardan ve sosyal güvenceden yoksun, en savunmasız emek biçimlerinden biri haline gelmesine neden olmaktadır. Kır emekçilerinin karşı karşıya olduğu bu sorunlar sadece onların geçim sorunu olarak anlaşılmamalı. Bunlar toplumun tamamının sağlıklı ve erişilebilir gıdaya ulaşma hakkını doğrudan etkiliyor. Kırsalda yükselen her itiraz, aslında onurlu bir yaşam talebinin, emeğin ve üretim iradesinin savunusudur. 1 Mayıs, tarlada ter dökenlerin, emeği banka faizlerine ve şirket karlarına kurban edilenlerin mücadele günüdür. Toprağın ve onu işleyenlerin kurtuluşu, emeğin birleşik mücadelesinden ve üreticinin kendi kaderini eline almasından geçiyor.

Go to News Site