soL Haber
1 Mayıs’a maden işçilerinin dokuz günlük Ankara direnişinin kazanımıyla giriyoruz. İşçiler kamuoyunun gündemine girmeyi başardılar. Elde ettikleri meşruiyetin Başkent’te 1 Mayıs’la bitişmesi iktidarın canını fazlasıyla sıkmaya adaydı. Sonuçta kazanan madenci oldu. Doruk madencileri için 1 Mayıs çarpan etkisi yaratmıştır. Ayağa kalkan işçilerin başarısıdır. Madenciler sadece haklarını almadı, tüm topluma ortada ne denli büyük bir yağma olduğunu da anlatmış oldu. İktidar kömür madenini özel sektöre alım garantisiyle açıyor. Patron yıllarca garantili kömürü satıp parasını alıyor. Başka da bir şey yapmıyor. Baca, filtre, tek kuruş harcamıyor, hatta işçinin ücret de ödemiyor. İşçi hakkını arayıp kazanınca bile ruhsatı cebinde durmaya devam eden maden şirketinin patronu, devletin kendisini bir de böyle finanse etmesini sağlıyor. Emekçi halkın malı olan madenlere şirketlerin nasıl çöktüğü ve yağmayı sürdürülebilir kılmak için devletin nasıl bir rol üstlendiği madencinin hikayesinden anlaşılmış olsa gerek. Sermaye karşıtı olmayan devlet müdahalesinin ne anlama geldiği de. Sermaye sınıfının el koyduklarına el konulmadan bu soygundan kurtulmanın yolu var mı? Ödenmeyen ücretleri için Ankara’da direnen maden işçilerinin malı olan kömür onlara ve çocuklarına, yani topluma dönmeden düze çıkma şansı var mı? Demek ki her şey emek sermaye çelişkisinin ürünüymüş. Devlet de, maden de, madene verilen ruhsat da, ödenmeyen ücretler de. Yarın 1 Mayıs. İşçi sınıfının birlik mücadele ve dayanışma gününün anlamını da burada aramak zorundayız. Yani emek sermaye çelişkisinin her şeyi belirlemesinde. Çünkü dünyada olan biten her şey, yoksulluk ve hırsızlık, uyuşturucu ve çeteler, kadın cinayetleri, dinselleşme, savaşlar, her şey bu çelişkinin ürünü. Bunlar var ve bir de işçi haklarıyla ilgili sorunlar var demek sömürünün mutlak olduğunu kabul etmek, sahip olabileceği koca bir dünya yerine işçi sınıfından kırıntılarla yetinmesini istemek anlamına geliyor. Bu nedenle 1 Mayıs’ı 1 Mayıs yapan en önemli özellik işçi sınıfının düzen değişikliği iradesinin güçlenmesinde saklı. 1 Mayıs’ın çıkışında 8 saatlik işgünü talebinin olması bu iradeyi değiştirmiyor. 1 Mayıs, 1890 yılındaki ilk gösterilerden itibaren işçi sınıfı için sadece 8 saatlik işgünü değil, düzen değişikliği motivasyonuna sahip oldu. Engels, bu motivasyonu ilk 1 Mayıs gösterilerinin yapıldığı sırada Komünist Manifesto için yazdığı (1890 tarihli) önsözde bakın nasıl ifade ediyor: “Ben bu satırları yazarken, Avrupa ve Amerika proletaryası kendi güçlerini gözden geçiriyor; ilk kez tek ordu olarak, tek güç altında seferber ediliyor ve tek bir dolaysız amaç için savaşıyor: Yasal düzenlemeyle kurulmuş sekiz saatlik bir işgünü... Şu anda tanık olduğumuz manzara, tüm ülkelerin kapitalistleri ve toprak sahiplerinin, bugün tüm toprakların proleterlerinin gerçekte birleşmiş olduklarını fark etmelerini sağlayacaktır. Keşke Marx kendi gözleriyle görebilmesi için yanımda olsaydı!” 1 Mayısların işçi sınıfı için taşıdığı düzen değişikliği motivasyonu, karşı cephenin her zaman mücadele konusu oldu. 1 Mayıs yasaklarının, uygulanan baskı ve şiddetin kaynağında bu var. Türkiye’deki 1 Mayıslar benzerleri içinde bu açıdan belki de en çarpıcı olanıdır. 1926-75 arası fiilen yasak, 77’de katliam, 80 darbesiyle tekrar yasak, sonraki yıllar baskılar ve neredeyse kesintisiz Taksim yasağı düzenin işçi sınıfına karşı yürüttüğü söz konusu mücadelenin ürünü. Kimi zaman da 1 Mayıslar içeriksizleştirilerek anlamından koparılmaya çalışıldı. “Bahar bayramı” bu nedenledir. Sendikal bürokrasinin 1 Mayısları iğdiş etmesi, konfederasyon merkezlerinin kürsüleri düzen partilerinin vitrinine çevirmesi, kimlikçilik, sivil toplumculuk, hep bu kapsamdadır. Tamamı 1 Mayıs’ın işçi sınıfı için düzen değişikliği talebini canlandırmasının önüne geçmeyi amaçlamıştır. Büyük kuşatmadır. Kuşatmayı zayıflatmak zorundayız. 1 Mayıs’ta anlamına uygun gösteriler için kolları sıvamak gerek. TKP’nin çağrısıyla dört merkezde yapılacak 1 Mayıs mitingleri bunu amaçlıyor. İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana’da emekçiler sosyalizm ve cumhuriyet için toplanacak. 1 Mayıs’ta meydanlarda buluşalım. Her gösteri işçilerin eşit ve özgür bir düzen talebi için sesini yükseltmesini sağlasın. Yüklenelim 1 Mayıs’a. Türkiye işçi sınıfı bu 1 Mayıs’tan kuvvet alsın.
Go to News Site