BirGün Gündem
Nisan’ın 30 ’unda, Mayıs ’ın 1 ’ine bir gün kala Gölbaşı Mezarlığı Camii avlusunda her gün biraz daha azalan dostların arasındayken sevgili Güray Öz ’ün “ mayısın birinde ” şiiri düştü telefonuma. “ uyandın kederli bir yüzle / aynaya baktın unut ne gördünse / oyalanma / çabuk yıka yüzünü / giyin çabuk / herkes gitti bayramdır / seni durduran ne / nedir senden giden seni tutan / işte bak kazandı işçiler / kazandı inat yeniden ” Güray Abi ’ye bu dizeleri yazdıran herhalde Doruk Madencilik işçileriydi. Nisan ortasında başlayıp sonunu zaferle getirdikleri uzun yürüyüşleri bu 1 Mayıs ’ta Türkiye ’ye verilmiş en büyük hediyeydi. İktidar, işçilere kazandıranın “ inatçı direnişleri ” değil de kendi lütfu olduğu izlenimi vermek, direnişi 1 Mayıs ’tan önce bir “ teşekkür alarak ” bitirmek için her şeyi yaptı. Yandaş kalemler az çırpınmadı bunun için. Ama nafile, zihinlere kazınan ve 1 Mayıs meydanlarına taşınan “ Direniş kazandı! ” oldu. Dudaklarımda mırıldandığım Güray Abi ’nin “ mayısın birinde ” şiiri, önümde BirGün ’ün 1 Mayıs sayısının ilk sayfası ve aklımda 30 Nisan ’da Ankara Gölbaşı ’nda hatıralarımıza yatırdığımız meslektaşımız Rahmi Yıldırım … Gölbaşı Camii avlusunda, A.Ü. İletişim Fakültesi uygulama gazetesi Görünüm muhabiri genç meslektaşım Rahmi ’yi sormuştu. İnsanların, hele de gazetecilerin fırıldak olduğu, dönüp durdukları zamanlardan geçerken, Rahmi ’nin ilkeleri olan, yolunu ve yönünü hiç şaşırmayan, hep dik duran bir “ gazeteci ” olduğunu söylemiştim. Erken ayrılmasaydı aramızdan, Çağdaş Gazeteciler Derneği pankartıyla hatıraları değil kendisi yürüyecekti dün Tandoğan Meydanı ’na. Dönüp durmalar zamanında, fırıldaklar çağındayız… Neredeyse çeyrek yüzyılı tamamlayan bir iktidarda, hiç tanık olmadığı kadar 180 derece lik dönüşler gördü memleket. Açmalar-kapamalar gördü! Taksim Meydanı işte; 2009 ’da AKP 1 Mayıs ’ı resmi tatil ilan etmiş ve Taksim ’i de açmıştı. “ Hem bayram hem Taksim ” havası sadece 2012 ’ye kadar sürdü. Sonra yine ablukalar, TOMA ’lar, gözaltılar, gazlar, coplar… Bu 1 Mayıs da öyle! Ama varsın olsun, mayıslardan bir mayısta, mayısın birinde, 1 Mayıs ’ta el ele kol kola Taksim ’de halay çekeceğimizin müjdesini de verdi Doruk Madencilik işçileri. BirGün ’ün dünkü birinci sayfası, Fahrettin Engin Erdoğan ’ın ödüllük afiş tasarımı, madencilerin yürüyüşünün de resmi gibiydi: Özgürlük, adalet, ekmek, alın teri, grev, sendika, hak, örgütlenme, MÜCADELE, BİRLİK, DAYANIŞMA… Birinci sayfamızda sarmaş dolaş olmuş o sözcüklerden manşete taşınan üçü, üç söz, üç taahhüt yani; Direneceğiz , Birleşeceğiz , Kazanacağız! madencilerin doğruladığı bir yol haritası hepimize. Onlar direnip yürürken birleştiler; içinden geçtikleri her mahallenin, her köyün, her kasabanın halkıyla, esnafıyla, memuruyla birleştiler. Aşındırdıkları asfalttan akıp giden araçların korna sesleriyle birleştiler. O kadar etkileyici bir birleşmeydi ki; ekmek ve adalet arayışındaki azmin, varlığını vehmettiğimiz ideolojik barikatları da aştığına bizzat tanık oldum. Direnmenin ve birleşmenin neler vaat ettiğini içeride de hissetmiştir arkadaşlar. Esra , Mehmet , dün yine gözaltına alınan Başaran ; gazeteciliğin yüz akları Merdan , Alican , İsmail ; Selahattin , Osman ; Tayfun , Can , Çiğdem , Mine ; seçilmiş başkanlar ve belediye çalışanları; tümünün ismini saymaya köşelerin yetmeyeceği mahpuslar… Kuyu tiplerinde açlık grevlerine yatıp ölümün eşiğine gelenler… Direnmenin ve birleşmenin başarıya götüreceğini hepsi hissetmiştir. Dünkü BirGün ’ün birinci sayfasında denildiği gibi “ Çare yok, birleşilecek! ” Çare yok, direnilecek! Ve mutlaka kazanılacak! mayısın birinde, bir 1 Mayıs ’ta, Taksim ’de özgür halaylar çekilecek!
Go to News Site