Collector
Rahmi Yıldırım'ın ardından... | Collector
Rahmi Yıldırım'ın ardından...
BirGün Gazetesi

Rahmi Yıldırım'ın ardından...

İnsan yaşamının pamuk ipliğine bağlı olduğunu, hafta içinde yaşadığımız acı bir olayla yeniden deneyimlemiş olduk... Ankara gazetecileri, salı gecesi aldıkları bir haberle şaşkına döndüler! Kimsenin inanmak istemediği bu haber, gece boyunca sanal ortamda dalgalandı durdu. Herkes derin bir kaygıyla birbirini arayıp işin aslını öğrenmeye çalıştı ama kimsenin fazla bir şey bildiği yoktu. Ne var ki tüm haberler, ölüm olayını doğruluyordu. Ölüm kesindi ama nedeni hâlâ belirsizdi. Gerçeği ancak ertesi gün öğrenebildik: Eski ÇGD Genel Başkanı, gazeteci ve yazar kardeşimiz Rahmi Yıldırım , bir ay kadar önce ağır bir gribal enfeksiyon geçirmiş. Atlatamayınca, üçüncü haftada hastaneye yatmış. Yapılan sağlık taramasında, terminal dönem kanser olduğu anlaşılmış. Hemen yoğun bakıma alınıp entübe edilmiş ama kurtarılamamış... Değil ölümü, herhangi bir hastalığı bile konduramadığımız bir arkadaşımızdı Rahmi . Asker kökenli olduğu için son derece sağlıklı görünürdü. Her zaman bir atlet kadar enerjikti. Faşizmin hapishanelerinden, işkencelerinden geçmiş bedeninin böylesine dinç ve dirençli kalmasına hepimiz şaşardık. Son buluşmamız, gözaltındaki İsmail Arı için Kızılay’da yapılan dayanışma eylemindeydi. Eylem sonrası bir kafede sohbet etmiştik. Kendisini ölümün eşiğine getiren kanser illeti, hiçbir belirti vermeden nasıl bu denli sinsi davranabilmişti? ∗∗∗ Çağdaş Gazeteciler Derneği ’nin 6 Nisan akşamı yapılan ödül törenine katılamamıştım. Ortak arkadaşımız ve meslektaşımız Saim Tokaçoğlu , Rahmi ’nin o törende çekişmiş fotoğrafını gönderdi. Çok belirgin olmamakla birlikte, arkadaşımızın yüzü biraz çökmüş görünüyordu. Meğer törenden iki gün sonra hastaneye yatmış. Ama bu durumdan çok az insanın haberi olmuş. Arkadaşların anlattıklarına bakılırsa Rahmi istememiş duyulmasını... Onu perşembe günü Gölbaşı Gömütlüğü’nde toprağa verdik. Cami avlusu, gazeteci ve asker arkadaşlarıyla dolmuştu. Ama askeri tören yapılmadı. Aralarında Türkiye Komünist Partisi, CHP, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Gazeteciler Cemiyeti, ADAM-DER’in de bulunduğu çok sayıda kurum çelenk gönderilmişti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile Ankara Anakent Belediye Başkanı Mansur Yavaş da yoğun gündemleri arasında cenaze törenine katılmışlardı... . Rahmi ’nin, meslektaşları arasında ne denli sevildiğini, cenaze töreninde bir kez daha gördük. Ankaralı gazeteciler, onu uğurlamak için Gölbaşı’na taşınmıştı adeta. Bu sevginin kaynağında elbette onurlu bir yaşamöyküsü vardı... ∗∗∗ Rahmi Yıldırım , 1978 yılında Kara Harp Okulu’ndan mezun olmuştu ve 12 Eylül askeri darbesi sırasında Çanakkale’de teğmendi. Siyasal görüşleri nedeniyle 1982 yılında Kenan Evren ’in imzaladığı kararnameyle ordudan atılıp tutuklandı. 1982–1985 yılları arasında Gölcük ve İstanbul Metris Cezaevlerinde tutuklu kaldı. Cuntanın “tek tip giysi” dayatmasına boyun eğmeyenlerdendi. Devrimci arkadaşlarıyla mahkeme salonunda bu giysileri yırtarak faşizmi proteste etmişlerdi. Rahmi Yıldırım , bir yazısında bu olayı şöyle anlatmıştı: “1982 yılında üsteğmen rütbesindeyken önce Ankara İstihbarat ve Dil Okulu’nda; sonra sırasıyla Bursa, İstanbul ve Ankara emniyet müdürlüklerinde toplam 150 gün süreyle işkenceyle sorgulandım. Sanıklarının dörtte üçü askerlerden oluşan THKP/C Üçüncü Yol soruşturması kapsamında, anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs suçlamasıyla tutuklandım. İşkence altındaki sorguyu işkence altında yargı süreci izledi. Ünlü Metris Cezaevi’nde iki yılım geçti. Cezaevindeki zulüm ve direniş, tek tip elbisede simgeleşmişti. Zulmün ve onursuzlaştırmanın simgesi olarak dayatılan tek tip elbiseyi reddediyorduk. Kış ortasında koğuşlarımıza baskın yapıldı, tüm giysilerimiz alındı, koğuşlarda atlet-külot bırakıldık. Avukat ve yakınlarımızla görüşemediğimiz için kamuoyunu haberdar etmemiz mümkün değildi. Rastlantı bu ya, ilk duruşma tarihimiz baskından üç gün sonrasıydı. İşkenceyle tek tip elbise giydirildikten sonra Metris yerleşkesindeki duruşma salonuna götürüldük. Saniyeleri hesaba katan bir zamanlama yapmak gerekiyordu. İzleyiciler, avukatlar ve gazetecilerin salona alınmalarından sonra, tam mahkeme heyeti salona girerken tek tip elbiseleri yırtıp attık, atlet ve külotla kaldık. Mahkeme heyeti yerini aldığında yırtma işlemi tamamlanmıştı. Cumhuriyet gazetesi muhabiri Deniz Teztel o sırada fotoğraf çekmeyi başardı, ama fotoğrafa yayın yasağı kondu. Yine de zulme ve tek tip elbiseye karşı direniş, ilk kez kamuoyuna duyurulmuş oldu.” Metris Cezaevi’nde tek tip giysiye karşı protesto eylemi. (Rahmi Yıldırım, baştan ikinci) GAZETECİLİĞE ANKA’DA BAŞLADI Rahmi Yıldırım , yargılama sonunda aklandı. Ancak Türk Silahlı Kuvvetleri’nden atıldığı için kendine yeni bir yol aradı. Askerlikten gazeteciliğe geçişi böyle oldu. Ankara Üniversitesi Basın -Yayın Yüksekokulu’nu bitirdikten sonra mesleğe ANKA Ajansı’nda başladı. ANKA ’dan sonra pek çok uluslararası yayın kuruluşunun yanı sıra İsveç ve Fransa devlet radyolarının da Türkiye muhabirliğini yaptı. Çağdaş Gazeteciler Derneği ’nde Genel Başkanlık ve Onur Kurulu Başkanlığı görevlerinde bulundu. ÇGD ’nin 20 maddelik “Gazetecilik İlkeleri” ni yazan ekipte yer aldı. Onur Kurulu çalışmalarını 2003 yılında Gazetecilik ve Ahlak adıyla kitaplaştırdı. Öteki kitapları arasında Sermayenin Paşaları , Dördüncü Ordu Medya , Devşirmeler-Dönekler , Beşinci Tabur , Kışladan Kovulanlar , Kışlada Demokrasi , Kışlada SOLkırım , Generallerin Gecesi , Darağacındaki Devrimci Teğmen Ömer Yazgan , Su Uyur Hulusi Akar , Harbiye’den Cephe’ye de bulunuyor . ∗∗∗ Rahmi Yıldırım ’ı ANKA Ajansı’nda çalıştığı dönemde tanımıştım. İlkelerimiz ortaktı. ÇGD ’de basın özgürlüğü için omuz omuzaydık. SoL Meclis ’in Medya Çalışma Grubu’nda, Atilla Özsever ve Haluk Yurtsever ’in de katkılarıyla düzenli medya izleme raporları hazırladık. Rahmi , 2007 yılındaki genel seçimlerde TKP ’den Ankara milletvekili adayı oldu. Yaşamını yitirdiği güne değin Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı ’nda gazetecilik dersleri vererek sayısız öğrenci yetiştirdi. 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbelerinde yargı kararı olmaksızın ordudan atılan subayların özlük haklarını savunmak amacıyla “ A skeri D arbelerin A sker M uhalifleri Derneği” ADAM-DER ’in kuruluşuna öncülük etti ve kurucu başkanlığını üstlendi . Büyük bir mücadele sonunda, üsteğmen rütbesiyle atıldığı ordudan albay rütbesiyle emekli oldu. Rahmi Yıldırım , TSK’de gördüğü yanlışlıkları ömrü boyunca eleştirmekten geri durmadı. Bu konuda birçok yazı yazdı, kitap çıkardı. Yazılarından dolayı defalarca soruşturmamaya uğradı, yargılandı. Sözünü sakınmazdı. Yazı biçemi sertti ama yasal sınırları gözetme konusunda deneyimliydi. Nitekim yargılandığı tüm davalardan aklanarak çıktı. Arkadaşları arasında “Komutan” olarak anılsa da kimseye komutanlık taslamadı. Asker kökenliydi ama militarizme karşıydı. Ne mutlu ona ki arkasında onurlu bir yaşam, namuslu gazetecilik geleneği ve devrimci bir kalıt bırakarak gitti... Rahmi Yıldırım

Go to News Site