Collector
Güzel günlere ‘Ulaş’ılacak mutlaka | Collector
Güzel günlere ‘Ulaş’ılacak mutlaka
BirGün Gazetesi

Güzel günlere ‘Ulaş’ılacak mutlaka

Son 30 yılın en soğuk 1 Mayıs günü. Üstüne bir de geçen yıl olduğu gibi yağmur var. Ama soğuğa ve yağmura rağmen, 7’den 70’e yüzlerce kişi bir kez daha yollara düşmüş. Söğütlüçeşme’ye gelen otobüsler ve Marmaray’dan akın akın iniyorlar. Ellerinde bayraklar, pankartlar var. İlk karşılaştığım grup Sol Partililer. Her yaş grubundan kadınlar erkekler ve gençler bir arada. Ama asıl önemlisi 68, 78 ve 88 kuşağı ile 2008 kuşağı yan yana. Çoğu üniversite öğrencisi ‘Sol Genç’liler heyecanlı. Sık sık ''Birleşe birleşe kazanacağız'' sloganı atılıyor. Yürüyüş başlamadan önce halay başlıyor. Taşıdıkları pankartlarda Mahir var, Deniz var ve Ernesto var. Kadıköy Meydanı’na doğru yürüyüşe geçiyorlar. Kortejde tutuklu BirGün Muhabiri arkadaşımız İsmail Arı'nın fotoğrafı da taşınıyor. "İsmail Arı'ya özgürlük" sloganı atılıyor. Korteje bir kadın yaklaşıyor. 12 Eylül sonrası yani 46 yıl önce İsviçre'ye gitmiş. Bir daha dönememiş. "Tanıdığım arkadaşlarım var mı diye bakıyorum” diyor. Biri yanıt veriyor: "Hepimiz tanıdığız." 46 yılda tükenmeyen özlem var. 1 MAYIS GÜNÜ MEYDANDA ÇALIŞANLAR Kadıköy’e gelenler arasında sadece bayramı kutlayanlar yok çalışanlar da var; Seyyar satıcılar. Bu yıl sanırım en çok rağbet gören haki renkli, kızıl yıldızlı Castro şapkaları. Fiyatı 200 lira. İsmail Pınar 30 yıllık satıcı. Bayramı kutlamıyorsunuz diyorum. “Ben yarın kutlarım artık” diyor. “1 Mayıs işçinin, garibanın bayramı” diye ekliyor. Satışlardan memnun olmayan yağmurluk satan Nazım usta. Aslında tersane işçiymiş. Bir süre önce işten atılmış. O da ufak tefek şeyler satıp günü kurtarma derdinde. MADENCİLERE BARETLİ SELAM CHP Bakırköy’den gelen dört genç var. Ellerinde 1977 1 Mayısında katledilenlerin fotoğraflarının olduğu afiş taşıyorlar. Başlarında direnen madencilere selam çakmak için baret takmışlar.  “Bu katıldığınız kaçıncı bayram?” diye soruyorum. Yanıtlıyor; Kendimi bildim bileli gelirim. 28 yaşımdayım. Babam sendikalı bir işçi. İsminiz nedir diyorum; “Vedat Aydın” diyor. Duruyorum bir süre. “Tanıdık mı geldi” diyor. “Elbette” diyorum. “Babam onun ismi yaşasın diye bana vermiş…”  Kayıtlara “faili meçhul” diye geçen ama faili belli cinayette katledildi. HEP Diyarbakır İl Başkanı idi. Öldürüldüğünde 38 yaşındaydı. Yanındaki genç kadına yöneliyorum. “Siz çalışıyor musunuz öğrenci misiniz?” diye soruyorum. “Ben ev genciyim” diyor ve devam ediyor: Zaten mezun olan gençlerin 1-1,5 yıl iş bulma şansı yok. Benim de 1 yıl geçti mezun olalı. Önce “Antropoloji” sonra “Gastronomi ve mutfak sanatları” bölümlerinden mezun oldum. Akademide yer almak istiyorum. Sınava hazırlanıyorum. Sınav ücretleri de çok yüksek. Zaten işsiz olan biri için yüksek” diyor. Alper Kara-Dilara Kara çiftini dinliyorum. İkisi de Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü mezunu. 28 yaşındaki Alper Kara anlatıyor: “Siyaset Bilimi doktorasına hazırlanıyor.  İlk defa bir önceki jenerasyondan daha fazla eğitimli olan ama daha az kazanan bir kuşağız. Böyle sürerse önümüzdeki dönemde de farklı olmayacak. Sesimiz duyulsun istedik. Ama en çok madencilerin direnişini selamlamak için geldik. Bize umut verdiler. “ Başlarında ”Varto jeotermal istemiyor” yazılı şapkalar olan bir çift görüyorum. Memleketlerinde doğalarının tahrip edilmesine karşı seslerini duyurmak istemişler. Biz de duyuralım seslerini: Varto JES istemiyor” haberiniz olsun. Alanın en minik 1 Mayısçısı annesinin kucağında. İsmi ne diye soruyorum. “Ulaş” diyor.  Ulaş vurulalı bu ülkede 54 yıl oldu. Ulaşları unutturmak için silindirlerle geçtiler sokaklardan, caddelerden. Unutturamadılar. Hâlâ çocuklara "Ulaş" ismi veriliyor. Öyleyse daha güzel 1 Mayıslara ulaşmak mümkün.

Go to News Site