Collector
1 Mayıs Ertesi | Collector
1 Mayıs Ertesi
soL Haber

1 Mayıs Ertesi

Mart uzadı, yordu. Nisan nasıl geçti anlayamadım. Nisanın yüzü güleç olur; tereddütlerle gelir. Tünelin sonundaki ışığı vadeder. Çiçekleri ve kokuları hatırlatır. Geçmiş zamanın uzaklaşmasına yeni baharın heyecanı ve ışıltılı başlangıçlara olan özlem eklenir. Günler geçer, aylar geçer…  Geçen gün, ömürdendir. Sonra mayıs geldi. Bu mayıs da tıpkı diğer mayıslar gibi yenilenmek arzusuyla geldi. Hikâyesi ve müjdesi ile. Mayısın biri işçi sınıfının günüdür. Görünmez kılınmaya çalışılan emek-sermaye çelişkisinin cisimleştiği en azından elle tutulur şekilde sergilenmesi gerektiği gündür. İşçi sınıfına dair öykülerin, filmlerin, gerçek hak mücadelelerinin hatırlandığı günlerin, sözünü ettiğim ay ve yıl döngüsü içinde yeniden başlamasının miladıdır 1 Mayıslar. İki sınıf vardır diye başlar sarih şekilde. Yalın biçimde ve anlatmaya yöneliktir bu söz. Bir şeyi unutturmak isterseniz öncelikle onun hikâyesini unutturmanız gerekir. Silmenin, görünmezlik perdesi ile boğmanın sessizlik katli ile yerin bin kat dibine itmenin en haşin biçimidir bu. Önce hikâyesi lal olur, ardından da kendi yokmuş gibi davranılır. Sonra yaşadığının farkına bile varılmaz. Nihayet olmayan “şey” in farkına varılmaz ve ortada farkındalık oluşturacak bir şey de kalmaz. İşte bu yüzden bir olguyu, bir gerçeği, bir tarihi, bir mekânı, bir sınıfı yok etmek için onun hikâyesini silmekle işe koyulur kapitalizmin askerleri. İşte, aslında sembolleşmiş günlerde hatırlamak, anlatmak ve gelecek için biriktirmek bunun için anlamlıdır. Ah! O kapitalizm, ah! O zehirli sarmaşık… Dolandığı tüm bahçeleri tarumar eder. Soldurur, ocaklara incir ağacı diker.  Çağımızın kapitalizmi tanrılaştırılmıştır ve yazık ki onun karşısında tüm inançlar, tüm erdemler, tüm iyilikler erir, buharlaşır. Milyon kollu bu canavar her şeyi öğütür, her değeri ağulu salgısıyla çiğner, tükürür ve çöpleştirir. Despot ve iri gövdesiyle yutmak, parçalamak, sömürmek, çürütmek onun işidir. Bitmeyen tüketim ve kâr sarmalı içinde hırsla, hınçla, kinle, delirerek çılgınca sağa sola saldırır. Kocaman çamurlu ve hasta bir sudur yarattığı ve bizler, balıklar, o suyun içinde eninde sonunda hasta olacağızdır. Küçük Kara Balık, Kırmızı Balık ve dünyanın bütün gayretkeş ve emekçi balıklarının hikâyesi yazılmalıdır. Yazılmalıdır ki bilinsin, duyulsun, destanlaşsın ve çürümüş suyu temizlesin. Geçen gün ömürdendir, evet. Öte yandan irin bağlamış balçıkta debelenmek ile geçen günlerin önemi var mıdır? Birbirine muttasıl benzeyen günler, pöh… İnsanı yücelten, onurlandıran, bencilliğinden kurtaran, kendi yaşamının farkına vararak onu güçlendiren başka türden günler, başka türden bir ömür, başka türden bir hayat ve başka türden bir hayal isterim ben. Tıpkı Can Yücel’in istediği gibi: Başka türlü bir şey benim istediğim, Ne ağaca benzer ne de buluta, Burası gibi değil gideceğim memleket Denizi ayrı deniz, havası ayrı hava Son söz: Doruk Madencilik işçileri verdikleri hak mücadelesi ile sözünü ettiğim hikâyeyi yeniden, tüm açıklığı, haklılığı ve dokunaklılığı ile yeniden yazdılar. Öyle güzel fotoğraflar kaldı ki zihinlerimizde; alın teri, onur, haysiyet, dayanışma, inanç, babalık, aile… Kirlenen, çürüyen tüm kavramları temizlemeye giriştiler adeta eylemleri ile.  Emeğin eli hayata değince tüm renkler parladı sanki. Yaşamda hiçbir şey bir başka şeyi tek yönde etkilemez, her şeyde bir etkileşim vardır. Bu yazıyı yazdıran Doruk Madencilik işçilerine bin selam olsun. Artık mayısın yüzü gülüyor.

Go to News Site