Milliyet Yazarlar
Kanıtlanmamış hayat, yaşanmış sayılmıyor. İnsanın serüveninde durum hep öyleydi aslında. Tarih söylemi ve kalıntıları, edebiyat, sanat hep yaşamış olmanın kanıtlarıdır. Hatta soy sürme, ataların yaşamış olduklarını kanıtladığı için anlam kazanır. “Geriye bırakılan şey” yaşamışlığın kanıtıydı, anılar da buna dahil. Yaşamak, dünyaya bırakılan bir izdi. Akla gönderme yapan Descartes’a göre o iz, dolaylıydı, düşünme eylemi var olmayı kanıtlardı. Bugün, ekranlarla kaplanmış bir hayatı yaşarken, var olduğumuzu kanıtlamanın yolu “göstermek”ten geçiyor. Sorun şu ki, beş duyu içerisinde en yanıltıcı olanın göz olduğu da biliniyor. Göz, kendini ve ötekini yanıltır. Yanılgılar üretebilen ekranlar dünyasında insan, hayatı ekranla deneyimliyor. Anlamlar ve gerçekler görüntülerle oluşuyor. Görüntü kaybolunca, insan da kayboluyor. Bir süredir “özgürlük” kavramı üzerine yeniden okuyorum. Marx’tan Sartre’a özgürlüğün bireye değil, topluluğa ait olduğu üzerinde geniş bir hemfikirlik var. Liberal bir tuzak olarak “bireyin özgürlüğü”, nesnelere ilişkiye indirgenince, kendini gerçekleştirmek de sahip olma ve sergilemeye dönüşüyor. Özgürlüğün de göstermeye indirgenmesi, çok sert bir saptama. Kimliği üzerinden değer görmeyen insan, kendini göstererek varlığını kanıtlama yolu seçiyor. Var olduğu ve kim olduğu ancak ötekiler, diğerleri kendisini gördükleri zaman anlam kazanıyor. Yaşadığını gösterişli takılar, giysiler, arabalar gibi nesnel sembolleri göstererek kanıtlıyor. İnançlı olduğunu kanıtlamak için ibadethanelerden paylaşım yapmaya ihtiyaç duyuyor. İnancın ilahi, semavi yani tam da görünmeyen alana ait olduğu gerçeğiyle çelişiyor. Boşanma söylentileri karşısında, boşanmadığını alyansını göstererek, mutlu olduğunu gülücükler saçan görsellerle kanıtlamak zorunda hissediyor. Gösterebilmek için “gören” olması şart. “Gören” varsayımsal bir öteki. İnsan kendisi üzerindeki iktidarını, “öteki”ne bırakıyor. Öyleyse insan, “gören insan”a (homo videns) kanıtlar sunarak yaşadığını kanıtlamak zorunda hissediyorsa “göstermek” bir kölelik şekli olmuyor mu? Oluyor. Arenada hep daha izlenesi şeyler sunmak zorunda kalan dövüşçüler gibi düşünün. Kazanma ihtimali olmayan ama hep dövüşen. Moda ifadeyle hep performatif ve hep yorgun. Gösteren köleleşiyorsa, seyreden de başkaları için aynı durumda. Gösteren ve seyreden ilişkisi, insanı edilgin ve yalnız bırakıyor. Halbuki Camus’a göre, “Edilgin bir hayat yaşanmış sayılmaz.” Karakter ve iktidar Mamdani’nin, New York belediye başkanı seçilmesi büyük başarı gibi sunulduğunda, kazanılan seçimin zafer algısının bir iletişim sihirbazlığı olduğunu yorumlamış, iki konuya dikkat çekmiştim; Bir, göçmenler ülkesinde bir göçmenin seçilmesi onu özel yapmaz. İki, 2025 seçimlerinde kazandığı oy, partisinin bir önceki seçimde aldığı oydan yüzde 17 daha azdı. Mamdani’nin 1915 olayları üzerinden ülkemizi ve Azerbaycan’ı hedef alması, onun sadece şovmen bir cahil olduğunu kanıtlar. Bir insanın karakterinin aslı, ona iktidar verdiğinizde ortaya çıkar. İletişim notu CHP’nin iletişimi hakkında yazmaktan vazgeçmiştim ama üst üste yaşanan iki olay yazılmazsa olmaz. CHP yönetimi, kendi krizini çıkarmakta çok başarılı, çıkan krizi yönetmekte ise aşırı başarısız. Teknede tatil videosu ortaya çıkıyor. “Kim paylaştı, nasıl ortaya çıktı” kıyameti koparıyorlar. Onlar böyle yapınca, aileleriyle verilen normal bir mola sayılabilecek durum, suçmuş gibi algılanıyor. CHP’nin dünyası, bir internet ünlüsünü törenle üye yapacak kadar küçülebilir mi? Yetmiyor, törenli üye hakkında hiçbir araştırma yapılmadığı törenden sonra anlaşılıyor, üyelik askıya alınıyor! Kendini yönetemeyen, ülkeyi nasıl yönetir demez mi seçmen? Sahi, CHP’de iletişimsel kararları kimler alıyor? AKLIMDA KALAN “Avrupa tamamlanabilir mi” sorusu: Avrupa Komisyon Başkanı Von der Leyen’in, “Avrupa’nın Rusya, Çin ve Türkiye’nin nüfuzuna girmemesi için bir an önce başarıyla ‘tamamlanması’ gerektiğini” söylemesi, olup bitenleri analiz etmekten çok uzak olduğunu gösteriyor. Avrupa projesinin çökmesini engellemek için dış düşman yaratma stratejisi dönemi kapandı.
Go to News Site