Milliyet Yazarlar
Son dört haftada kara bulutlar çöktü Trabzonspor’un başına. Kaybedilen 9 puanın hesabını vermek iyi günlerde övgüyü hak eden Trabzonspor teknik direktörü Fatih Tekke’ye düşer elbette. Tekke, Konyaspor yenilgisinin faturasını Nwakaeme, Zubkov, Oulai ve Lovik’e kesmiş, yerlerine topa sahip daha çok sahip olacak, oyuna hükmedecek bir kadro hayal etmişti. Hocanın yenik duruma düşünce dışladıklarını kurtarıcı olarak sahaya sürmesi ironidir. Tekke’nin Trabzonspor’dan, Trabzonspor’un ondan öğreneceği çok şey olabilir ve bunu kabullenmeleri zaman alabilir. Dün geceki maçı iç hesaplaşmalar üzerinden yorumlayıp eleştirmek Göztepe’ye haksızlıktır. İzmir temsilcisinin daha ilk yarıda biri direkten dönen üç net pozisyonu vardı. Juan defalarca denedi ve Trabzonspor savunmasının süre gelen hatalarını affetmedi. İkinci yarıda da tablo değişmedi. İzlemeyenler için yazıyorum; Trabzonspor 80. dakikaya dek rakip kaleye tek isabetli şutu Muçi ile atabildi. Onuachu, Augusto ve diğer hücum silahların tetiği çekmesini engellendi. Tekke’yi bu operasyondan Umut kurtardı! Trabzonspor’un bu sezona dair kazanımı nedir derseniz; sakatlıklar sonrası savunmada şans bulan Salih Malkoçoğlu’dur. Bu takımın sağlam stoperlerinden biri olacaktır. Özgüveni, fiziği ve pozisyon zekası ile yolu açıktır. Yitirdiklerine gelince; başta Tekke olmak üzere nasıl bir psikoloji içine girdilerse, büyük yarışın adayı olamayacakları izlenimi uyandırmak, Trabzonspor camiasını üzer derim. Hakemsiz maç konuşamayacağımız aşikâr. Oyundaki dengeleri etkileyen Mustafa’nın atılma kararı örneğin. İlk ihtarı aldığı pozisyonda kartın rengi kırmızı olabilirdi. Rakibin aşil tendonuna bastı. Ardından basit faule ikinci sarının çıkması, hakem Ozan Ergün’ün 1.5 dakika önceki günahlarından arınma seansı gibi geldi bana. Sahi bizim FIFA’lar neden bu ülkede derbi yönetemiyor dersiniz?
Go to News Site