Collector
1 Mayıs alanlarında öğrencilerin yankısı | Collector
1 Mayıs alanlarında öğrencilerin yankısı
BirGün Gazetesi

1 Mayıs alanlarında öğrencilerin yankısı

Etki Can BOLATCAN 1 Mayıs meydanları bu yıl da geçtiğimiz sene olduğu gibi yine üniversite öğrencilerinin kendi kortejleri ve sözleriyle dolduruşuna sahne oldu. Geçtiğimiz yıl 19 Mart eylemleriyle barikatları yıkan, mücadelenin öznesi haline gelen öğrenciler, uzun yıllardır toplumsal muhalefetin sessizleştiği üniversite kampüslerinde farklı bir ülke tahayyülünü yeniden seslendirmişti. Bu yıl da Ankara 1 Mayıs’ında ODTÜ, Hacettepe, Ankara, Bilkent üniversitelerinden öğrenciler geçtiğimiz yıl olduğu gibi geleneklerini bozmadan yine kendi kortejleriyle meydana çıktılar. Öğrenci ve işçi mücadelesinin ortaklığı, kampüslerine yönelik talepleri, işçileşen öğrencilerin sorunları ve eşit, demokratik, bağımsız bir Türkiye mücadelesi, sloganlarının ana gündemi oldu. BirGün Pazar için ODTÜ, Ankara ve Hacettepe Üniversitelerinden öğrencilerle 1 Mayıs’ta öğrenci mücadelesinin yerini konuştuk. İŞÇİ GENÇLİK EL ELE ODTÜ öğrencisi Doğa 1 Mayıs meydanları aslında sadece işçilerin ya da tekil bir parti mücadelesinin değil; çalışma hakkından yaşam hakkına kadar toplumun her kesiminin kendi haklarını vurguladığı evrensel bir mücadele alanıdır. Bu alanlar, adaletsizliğe karşı duran her sesin yankılandığı ortak bir platforma dönüşür. ODTÜ öğrencileri ve geleceğin emekçileri olarak, kampüsü her gün var eden emekçilerle kurulan bu birlikteliğin hayati bir önemi vardır. Bu dayanışmayı göstermek ve "işçi-gençlik el ele" diyerek sesi kuvvetlendirmek amacıyla her yıl kortejlerle alanlarda yer alınıyor. Atılan her adım, kolektif hafızaya kazınan bir direniş mirasını temsil ediyor. 1 Mayıs sadece takvimdeki bir günden ibaret değil; tarih boyunca süregelen hak ve sınıf mücadelesinin, büyük kazanımların tam merkezinde duran bir süreçtir. Bu yıl da 30 Nisan’da ODTÜ’deki yürüyüşle başlayıp 1 Mayıs’ta meydanlara taşınan bu irade, aslında üniversite mücadelesinin ayrılmaz bir parçası. Öğrenciler, kampüs duvarlarını aşan bir kararlılıkla meydanları doldurmaya hazırlanıyor. Özellikle neoliberalleşen düzenin yarattığı sömürü baskısına, seslerin kısılmaya çalışılmasına ve insanların onurlu bir yaşamdan koparılmasına karşı güçlü bir itiraz yükseltiliyor. Maden işçilerinden kuryelere, yemekhane çalışanlarından temizlik personeline kadar her kesimin uğradığı haksızlığa karşı ortak bir ses yükseltiliyor. Zulmün karşısında kurulan bu geniş cephe, toplumsal umudu yeniden yeşertiyor. Okullarda kendisini bu emek mücadelesinin öznesi olarak gören öğrenciler, taleplerini hep bir ağızdan haykırmaya devam ediyor. Çünkü hakların ancak birleşerek ve direnerek alınabileceğine, gerçek kazanımların ise gençliğin ve işçinin safında kurulan birleşik bir mücadele hattıyla mümkün olacağına inanılıyor. ORTAK BİR UMUDUN PEŞİNDEYİZ Ankara Üniversitesi öğrencisi Erk Bizler bugün öğrenci, yarın işçiyiz; bu yüzden 1 Mayıs’ta alanlarda bunun bilincinde birçok öğrenci görüyoruz. İktidarın yakasına yapıştığı bu iki grup, bu yüzden birleşik mücadele vermelidir. Bunun yanında 1 Mayıs’ta da çalıştırılmak zorunda olan ve 1 Mayıs’a kadar emeği, enerjisi sömürülen işçiler maalesef çoğunlukla alanlarda bulunamayabiliyor; bu nedenle öğrencilerin alanda bulunmasının bir diğer sebebi de alanlarda yanımızda bulunamayan işçilerin sesi olmaktır. Geçen sene 19 Mart, bir yanıyla geçinemeyen, işçileşen, çalışmak zorunda kaldığı için okulunu bırakan gençlerin de isyanıydı. Bu isyanın ateşi, 19 Mart’ın hemen sonrasındaki 2025 1 Mayıs’ın ardından bu seneki 1 Mayıs’ta da üniversite kortejlerini donattı. Ellerimizde Gezi’de kaybettiğimiz arkadaşların, Fikri Sönmez’in, Mine Bademci’nin, Bahadır Grammeşin’in bayraklarıyla tüm Tandoğan Meydanı’nı yürüdük. Hacettepe Üniversitesi’ndeki arkadaşlarımızla İsyan Koşusu’nda buluştuk. Hep bir ağızdan “Yaşasın 1 Mayıs” diye, “Okurken çalışmak, çalışırken ölmek istemiyoruz” diye bağırdık. Bu coşkunun sebebi 1 Mayıs’tı, bizim gibi sömürülen, geleceğinden endişe eden arkadaşlarımızla ortak bir umut etrafında buluşmamızdı, halaylarda el ele tutuşmamızdı. Böyle bir birliktelikle en azından İşçi Bayramı’nda, bizim bayramımızda günlük dertlerimizden, gelecek kaygımızdan uzaklaştık, yarının türküsünü söyledik. Biliyoruz ki Ankara Üniversitesi’ndeki kampüslerden başlayarak, diğer üniversitelerle, geniş gençlik kesimleriyle ve işçilerle, emeklilerle, tüm ezilenlerle bu garabet düzene karşı birleşebilirsek 1 Mayıs’ın umudunu 365 güne taşıyabiliriz. Bu nedenle 1 Mayıs’ın ardından yine dersliklerde, kantinlerde, forumlarda, kampüslerde yan yana gelmeye devam edeceğiz. Bütün arkadaşlarımıza özerk ve demokratik bir üniversiteyi neden istediğimizi, bu mücadelenin özgür, bağımsız ve demokratik bir memleket mücadelesinden neden ayrılamayacağını anlatacağız. Daha umutlu, daha coşkulu ve daha kalabalık 1 Mayıs’larda buluşacağız… MÜCADELEMİZ İŞÇİ SINIFIYLA BİRLİKTE Hacettepe Üniversitesi öğrencisi Nisa Birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ın ön günlerinde, Hacettepe Üniversitesi’nden güçlü bir kortejle çıkmak için kampüsümüzün her köşesinde çalışmalarımızı örmeye başladık. Afişlerimizden bildirilerimize, kantin sohbetlerimizden amfi toplantılarımıza kadar her alanda bir araya gelerek taleplerimizi ortaklaştırdık; geleceğimizin çalınmasına izin vermeyeceğimizi, yan yana gelerek daha gür bir ses çıkarabileceğimizi gösterdik. Çünkü bugün üniversite sıralarında sadece okumak değil çalışmak zorunda kaldığımız, emek gücümüzün ucuz iş gücü olarak gerek kampüslerimizdeki zincir işletmelerde gerek farklı yerlerde sömürüldüğü gerçeğiyle baş başayız. Geçim derdinde geçen üniversite yıllarımızda, nitelikli eğitim hakkımız gasp edilirken bir yandan da güvencesiz çalışma koşullarına mahkum ediliyoruz ve bu sömürü çarkı bizi hayatın her alanında kıskacına alıyor. Çünkü mücadelemizin ancak işçi sınıfının mücadelesine omuz vererek, onunla bütünleştirerek bir anlam kazanacağını biliyoruz. İşçinin, emekçinin ve öğrencinin kaderinin ortak olduğunu, bizi sömüren sistemin aynı kaynaktan beslendiğini bildiğimiz için omuz omuza yürümeyi tarihsel bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bizim için en önemli olan, üniversite kortejimizi bu sistemin tüm mağduriyetlerini yaşayan sıra arkadaşlarımızla, en geniş öğrenci kitlesiyle sesimizi yükseltmekti. Ekonomik krizin ve geleceksizliğin yükü altında ezilen her bir sıra arkadaşımızın derdine ortak olmak, ayrışmak yerine birleşerek bu haklı davayı büyütmek temel gayemizdi. Çünkü biz hem okulumuzun hem memleketin seyircisi değil bizzat öznesiyiz. Kendi kaderimiz hakkında başkalarının karar vermesine göz yummayacak, hayatlarımızı ve okulumuzu savunmaktan, meydanları sessizliğe terk etmemekten geri durmayacağız. Sözümüzü üretmek, karşılan sorunlara karşı akılcı eylem ve çözüm yolları bulmak; haksızlığa, baskıya ve şiddete dur demek için ayaktayız. Baskılara karşı boyun eğmeyen, hür düşüncenin ve eşitliğin savunucusu olan Hacettepe ruhunu meydanlara taşımak, barışın ve özgürlüğün hüküm sürdüğü bir dünya inşa etmek adına kararlıyız. Bu sesi de en yüksek şekilde 1 Mayıs’ta Hacettepe kortejiyle yükselttik. Alın teri dökenlerin safında, sömürüsüz bir dünya düşleyenlerin yanında yer alarak coşkumuzla ve umudumuzla yarını bugünden kurmaya olan inancımızı haykırdık. Mücadelemiz yalnızca 1 Mayıs’ta değil tüm yaşamımızda ve yaşam alanlarımızda sürmeye devam edecek.

Go to News Site