Independent Turkish
Bir ideolojiye inanmışlığın adıdır Adolf Hitler! İnsanlık tarihinin gelmiş geçmiş - belki de - en fazla konuşulan lideri; tam bir ölüm makinası! Çıktığı meydanlarda on binleri hipnotize etmişçesine coşturabilen gerçek bir hatip. Ve her diktatör gibi sempatik! Elli ile yetmiş milyon arası insanın hayatını kaybettiği İkinci Dünya Savaşı'nın müsebbibi. Kırmızıdan nefret eden boğa misali tam bir Yahudi düşmanı! “Öldürmediğim her Yahudi için bana küfredeceksiniz” diyen Hitler, kamplarda ölüme terk ettiği Yahudilerden milyon ile ifade edilen sayıda insanın hayatını kaybetmesine sebep oldu. Bu kamplarda, bunların bir kısmı açlıktan öldü; bir kısmı da duş alacaklar niyetiyle girdikleri duşakabinlerde su yerine üzerlerine akan zehirli gazlarla (zyklon B, karbon monoksit) hayatlarını kaybettiler. Öldürülen bu insanların cesetlerini en az maliyetle yok etmek için en uygun yol olarak krematoryumları keşfettiler yani insan cesetlerinin yakıldığı fırınları. Hitler, bunları “yaşasın kötülük” diye yapmadı, bir insan olarak örneğin kadınlara karşı son derece kibardı, çocukları sever ve tam bir sanat aşığıydı; kaldı ki kendisi ressamdır. Ancak konu siyasete geldiğinde bir anda canavarlaşırdı. O, ne yaptıysa iman edercesine inandığı bir ideolojinin uğruna yaptı. Hitler’e göre Yahudiler, Alman ari ırkına karışarak onu melezleştiriyordu. Melez olan da kötüydü. Düşüncelerini desteklemek için Persleri örnek gösteriyordu. Persler, aryan ırklardan biriydi ve doğuya gittikten sonra doğu ırklarına karışarak medeniyet kurma kabiliyetini kaybetmişti. Düşüncelerinin temelini oluşturan Mein Kampf (Kavgam)’ı hapishanede yazdı. Sosyalizmin toplumcu ilkelerini ırk üstünlüğü düşünceyle sentezleyerek kurduğu Nasyonal Sosyalizm'e bir diğer ifade ile Nazizm’e göre dünyada iki ırk vardı: “Aşağı ırklar” ve “üstün ırklar”. Tarih boyunca uygarlıkları “üstün ırklar” kurmuştu. Kuzey aryan ırkları (Avrupalılar) üstün ırk iken örneğin Yahudiler aşağı ırk sayılıyordu. Kuzey aryan ırkları içerisinde de en saf ve temiz olanı Almanlardı. Sosyal Darwinizm’i benimsemiş olan Hitler’e göre doğal seleksiyon doğanın bir kanunuydu, onun için zayıfa acımak doğaya ihanetti! Güçlüler içinde de üstünlüğü elinde tutacak olanlar en güçlülerdi. Nürnberg yasaları ile Yahudilerin, Çingenelerin ve siyahilerin ırksal saflığı bozacağı gerekçesi ile Almanlarla evlenmeleri yasaklandı. İnsanlığa, medeniyete, sanata hizmet edecek; dünya medeniyetini kurtaracak olan aryanların saf hali Alman ırkı da kendi içindeki zayıfları, sakatları temizleyerek daha nitelikli bir ırka dönüşmeliydi. Böylece “ırk hijyeni” anlayışıyla “Aktion T4” programı çerçevesinde zihinsel ve bedensel engelli Almanları da öldürttü. Hatta ilk olarak gaz odalarında öldürme ve krematoryumlarda yakma olayı Yahudilere değil bu insanlara uygulandı. Savaş, kötü bir şey değildi, bir ayıklanmaydı. Savaş sayesinde zayıflar yok oluyor güçlüler ayakta kalıyordu! Savaş, aynı zamanda ahlaki bir arınmaydı; halkın içindeki kudret duygusunu canlandırır, kişisel çıkarın terk edilip genel çıkara dönülmesini öğretirdi. Bu düşüncelerinin kaynağını Gobineau’nun ırkların eşitsizliği, müzisyen ve bestecisi Wagner’in Alman ırkını üstün gören - ırkçı olmamalarıyla birlikte - Hegel’in devleti kutsayan ve Nietzsche’nin gücü yücelten düşüncesinde aramak gerekir belki de. Evet, bu bir kurmaca değil inanılmış ve hayata geçirilmeye çalışılmış bir düşüncedir, düşüncenin de ötesinde bir inanç. Sadece Hitler değil, onunla birlikte milyonlar bu ideolojiye inandı. Onun için Hitler, savaşı kaybettiğini anladığında “Bu halkın kaderi, halk bunu kendi elleri ile yazdı.” derken çok da haksız sayılmazdı. Dolayısıyla Hitler’in şahsında Nazilerin bu uygulamaları insandaki kötülüğün dışa vurumu değil, doğruluğuna mutlak anlamda inanılmış, kutsal bir davanın, bir ideolojinin insan bedeninde tecessüm etmiş halidir. Hitler ve etrafındakilerin ideolojik inanmışlıklarının ne anlama geldiğini Hitler’in sekreteri Traudl Junge’nin günlüklerinden esinlenilerek beyaz perdeye aktarılmış “Downfall” filmi, gayet iyi açıklar. Aslında belki abartılı olacak ama Hitler ve çevresindekiler de bu ideolojinin birer kurbanıdır. Nitekim bu ideoloji, Hitler ve Hitler’i adeta bir peygamber gibi görenlere “siz de canınıza kıyın” dediğinde bu kişiler gözlerini kırpmadan - çocuklarını da beraberlerinde götürecek şekilde - hayatlarına son verdiler. Berlin, Ruslar tarafından işgal edildikten sonra savaşı kaybettiğini anlayan Hitler, temsil ettiği ideoloji hayat bulmayacaksa hayatın bir anlamının olmayacağı inancı ile kafasına dayadığı tabancanın tetiğini - gözünü kırpmadan - çekmekte tereddüt etmedi! Sadece o değil, intihar etmeden bir gün önce evlendiği sevgilisi Eva Braun da aynı inançla aynı kaderi paylaştı! “Ben hepinizdeyim, hepiniz bendesiniz” mottosu ile adeta kendisini kutsallaştıran Hitler’i Tanrı olarak gören ve çocuklarının tümüne Hitler’in isminin baş harfini taşıyan isimler veren, Hitler’in propaganda bakanı Joseph Goebbels’in eşi Magda Goebbels; “Führer ve Nasyonal Sosyalizm’in ardından gelecek dünyada yaşamaya değer hiçbir şey yoktur.” inancıyla yataklarında uyuyan altı çocuğuna potasyum siyanür zehrini içirerek, kendi eli ile canlarını alır! Sonra da eşi Joseph Goebbels ile birlikte hayatlarına son verirler. Sadece onlar değil, onlarla birlikte Hitler’in etrafında bulunan onlarca kişi aynı akıbeti tercih etti. Nazilerin şahsında yaşanan bu olayları birkaç insanı mahkûm etmek üzerinden değerlendirecek olursak gerçeği büyük ölçüde ıskalamış oluruz. Bu, tarihte yaşanmış bir olay ya da bir Hitler meselesi değildir; bir insanlık sorunudur. İdealize edilmiş bir ideolojinin insanı hangi tür akıl dışı tutumların içine çekebileceğinin, insan yıkıcılığının ibretlik örneğidir. Farklı bir ideolojinin şahsında aynı inanmışlıkla benzer bir uygulama Rusya’da Stalin, Kamboçya’da Pol Pot şahsında vücut buldu. İdeolojinin içeriği ne olursa olsun her sert ideoloji, benzer trajedilere gebedir. Ve her ideoloji, söz konusu trajediyi meşrulaştıracak yeterli gerekçelere sahiptir, yeter ki meşrulaştırılmak istensin. Şunu unutmamak gerekir ki sert bir ideolojiye inanmışlığın girdabı içinde her birimiz aslında potansiyel birer Hitleriz! Ne de olsa her insan, benzer koşullarda benzer tepkiler verir. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. ideoloji adolf hitler inanmak Vahap Uluç Independent Türkçe için yazdı Vahap Uluç Pazartesi, Mayıs 4, 2026 - 09:00 Main image:
Fotoğraf: AA
TÜRKİYE'DEN SESLER Type: news SEO Title: Bir ideolojiye inanmışlığın adı: Adolf Hitler! copyright Independentturkish: Go to News Site