BirGün Gazetesi
Bazen ailece bir sofranın başında toplandığımız eski akşam yemeklerimizi çok özlüyorum. Uzun zamandır bu sofralara hasret kaldım. Aslında hasret kaldığım yemekler değil, özlediğim masa başı sohbetler. Özellikle 12 Eylül darbesinden sonra ülkenin gidişatı konu oldu mu sesimizin yükseldiği konuşmalara bir yandan ya Ruhi Su ya Zülfü Livaneli ya da Sadık Gürbüz eşlik ederdi. Sadık Gürbüz’le tanışmam 2010'lu yıllarda MÜYORBİR ya da MESAM'ın genel kurullarında oldu. Zaman zaman telif hakları konusunda ayrı düşsek de çok saygı duyduğum biridir Sadık Gürbüz. Yıllardır popülizmin rüzgârına kapılmadan bildiği yolda yürümeyi bellemiş nadir isimlerdendir. Geçen günlerde çok yakın bir dostumuzun ofisinde tesadüfen karşılaştık kendisiyle. Sadık ağabey beyaz pos bıyıkları ve gür beyaz saçlarıyla hâlâ dimdik ayakta. Onu ne zaman görsem şair Şennur Sezer’den bestelediği "Ben Mahpusum Kardeş Abem Candarma“, Nâzım Hikmet’in Varna’da yazdığı “Burada yeşil biber acı mı acı “sözleriyle başlayan “Gurbet Türküsü” gelir aklıma. 80’li yılların antidemokratik, baskıcı, kaotik ortamını bu şarkılarla hafifletmeye çalışırdık. Sıkıyönetimler, sokağa çıkma yasakları, kimlik kontrolleri, sabaha karşı yapılan ev baskınları, gözaltılar, işkenceler, faili meçhuller... Neler neler… Baksanıza Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilmeleri üzerinden 54 yıl geçmiş. Yaşasalardı Türkiye’nin bağımsızlığı için mücadelelerine devam eden, ABD emperyalizmine karşı duran 80’ine merdiven dayamış “3 Eski Tüfek” olarak hayatımıza anlam katmaya devam edeceklerdi. Onları kalbimizin en özel yerinde saklamaya devam ediyoruz. Sadık Gürbüz Deniz Gezmiş’lerle aynı kuşakta yetişmiş bir müzisyen. Amasya Gümüşhacıköy’de doğan Gürbüz İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. 1968'de girdiği Şehir Tiyatroları’nda 8 sene görev yaptıktan sonra 1976'da siyasi nedenlerle ayrılmak zorunda kalmış. Tiyatroda çalıştığı dönemde oyun müzikleri de yapmış. Ayrıca Kara Çarşaflı Gelin (1975), Kaçak (1982) ve Şaşkın Ördek (1983) adlı filmlerin müzikleri de Sadık Gürbüz'e ait. Gürbüz sayısı çok fazla olmamakla birlikte sinema filmlerinde ve dizilerde de oyuncu olarak karşımıza çıkmıştır. Ama asıl işi müzisyenlik olan Sadık Gürbüz’e göre radyo, televizyonlar ve sosyal medyanın da yönlendirmesiyle halk kültürünü savunanlar eskisi gibi güçlü değiller. Sanatçı, Halk Müziği’ni tek seslilikten kurtarmak amacıyla çok sesli ve senfonik çalışmalara da imza attı. 1996'da keman virtüözü ve akademisyen Cihat Aşkın’la yaptığı “Toprağım ve Sevdam” bunun ilk örneğiydi. Bu değerli sanatçı bu sene 50'nci Sanat Yılını kutluyor. 8 Mayıs’ta Kartal Bülent Ecevit Sahnesi, 15 Mayıs’ta Caddebostan Kültür Merkezi ve 22 Haziran’da Avcılar Barış Manço Kültür Merkezi’nde vereceği konserlerde sanatçıya büyük orkestra ve kalabalık bir koro topluluğu eşlik edecek. Bu konserlerinde 50 yıldır söylenen türkülerinin yanı sıra 80'li yıllarda yasaklanan türküler, şairlerden bestelediği şarkılar ve semahlara da yer verecek Sadık Gürbüz. İstanbul’daysanız bu konserlerden birinde görüşmek üzere. Kalın sağlıcakla…
Go to News Site