soL Haber
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı sonunda AKP Milletvekili Cantürk Alagöz’ün madenine karşı harekete geçmeye karar verdi. Giresunluların günlerdir yaptığı çağrılar üzerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Giresun İl Müdürlüğü ekipleri madende incelemeler yaptı, Alagöz Madencilik Şirketi’ne ait madendeki atık suyun Çatalağaç Deresi’ne deşarj edildiği belirledi. Tabii bunu kendi kendine yapmadı, Giresunluların çığlıkları arşı aşınca yapmak zorunda kaldı. Madenin kirliliğe neden olan yeraltı galerisi bölümü gerekli tedbirler alınıncaya kadar kapatıldı. Ayrıca işletmeye ihlalin tekrarı nedeniyle 3 katı yaptırım uygulanarak 2,5 milyon lira ceza kesildi. Cezadan ve gerekçesinden anlaşıldığı gibi bu madenin doğaya ilk saldırısı değil. Kirletilen doğanın, derenin, suyun bedeli 2.5 milyon lira. Giresun’un Doğankent ilçesine bağlı Çatalağaç Köyü’nde faaliyet yürüten AKP'li Milletvekili Cantürk Alagöz'ün maden şirketi, maden galerilerinden gelen kirli suyu dereye boşaltmıştı. Bölgede yaşayanlar tarafından çekilen görüntülerde kirli suyun şelaleler oluşturarak aktığı görülüyordu. Bu gelişmeler üzerine Giresun Çevre ve Doğa Derneği Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bir mektup yazarak Alagöz Maden’in ruhsatının derhal iptal edilmesini talep etti. Atık havuzundan sızan kimyasal suların görüntüsü Vahşi madenciliğe karşı direnen Giresun'da, Çatalağaç Deresi'ndeki doğa katliamını belgeleyip, gündeme getiren Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi Giresun Temsilcisi Gazeteci Barış Tüysüz gelişmeleri soLTV’ye anlattı: “Giresun'un Doğankent ilçesine bağlı Çatalağaç köyünde yaklaşık 6 yıldır faaliyet yürüten AKP Iğdır Milletvekili Cantürk Alagöz'e ait maden şirketi daha önce de birçok kez çevre tahribatı iddialarıyla gündeme gelmiş, ulusal basına birçok haber yansımış ve ilgili kurumlar tarafından şirkete çeşitli idari para cezaları uygulanmıştı. Şirket iddiaya göre Çevresel Etki Değerlendirmesi süreci tamamlanmadan inşa ettiği atık havuzuyla da kamuoyunun gündemine gelmişti. 20 Eylül 2025 tarihinde bu atık havuzunda taşma meydana gelmiş, pasa ve zenginleştirme atıklarıyla temas eden suların Çatalağaç deresine, oradan Harşit Çayı üzerinden Karadeniz'e ulaştığı iddia edilmişti. Kamuoyuna da yansıdığı üzere son olarak 2 Mayıs Cumartesi günü bölgede yine ciddi bir çevre felaketi yaşandı. Maden sahasındaki bir galeride biriken yeraltı drenaj sularının dinlendirme havuzlarında gerekli arıtma ve kontrol süreçleri uygulanmadan doğrudan Çatalağaç köyü deresine deşarj edildiği hem görüntülere yansıdı hem de Giresun'un Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü yetkilileri tarafından tespit edildi.” İçme suyu sınırından binlerce kat fazla arsenik tespit edildi Tüysüz, maden sahasından dereye deşarj edilen koyu gri renkli ve ağır kokulu suyun bilimsel verilerine dikkat çekti: "Ortaya çıkan koyu renkli gri su ve ağır koku bölge halkında haklı bir endişe yarattı. Peki bu görüntülerdeki koyu gri ve ağır koku yayan suyun sebebi neydi? Alagöz Maden İşletmesi bölgede bakır, çinko ve kurşun çıkarma faaliyeti yürütüyor. Şirketin kendi ÇED raporlarında yer alan cevher analizlerine baktığımızda sondaj sonuçlarında çıkarılan cevherin ortalama yüzde 11 ila 20 arasında değişen kükürt oranına sahip olduğu görülüyor. Bu da cevherin asit üretme potansiyelinin kritik eşikte olduğunu ifade ediyor. Dolayısıyla galeri içerisinde bulunan ve maden cevheri ve tozlarıyla temas eden drenaj suyunun tahliye süreci doğru yönetilmediği takdirde düşük pH değerine ve ağır metal yüküne sahip kirli suların bölgedeki diğer su kaynaklarını geri dönüşü olmayan bir asit kirliliğine sürükleme riski anlamına geliyor. Bu da hem insan sağlığı hem de ekosistem açısından son derece riskli bir durum. Yine şirketin kendi ÇED raporunda yer alan cevher analizlerinde arsenik oranının 115 ila 132 PPM arasında olduğu görülüyor. Buradaki değerin ne kadar kritik bir eşikte olduğunu anlamak için şu veriye dikkat etmemiz gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü ve Türkiye'deki standartlara göre içme suyunda bulunabilecek en yüksek arsenik sınırı 0,01 PPM olarak belirlenmiş.” 'Eskiden bu dereden çay demlenirdi' Madencilik faaliyetlerinin bölgedeki doğal yaşama etkilerini anlatan Tüysüz, kesilen para cezalarının şirket için caydırıcı olmadığını belirtiyor: “Elbette burada doğrudan dere suyunda bu oranda arsenik vardır demiyoruz. Çünkü bugüne kadar kamuoyuyla paylaşılmış kapsamlı bilimsel ve bağımsız bir analiz ne yazık ki yok. Ancak maden cevherindeki bu veriler kirlilik ihtimalinin ne kadar ciddiye alınması gerektiğini açıkça bizlere gösteriyor. Bölgede yaşayan orta yaş ve üzeri yurttaşların beyanlarına göre madencilik faaliyetleri başlamadan önce görüntülere yansıyan bu derede su içiliyor, çay demleniyor. Besi hayvanları da yine bu dereden su içiyordu. Derede kırmızı benekli alabalıkların yaşadığı söyleniyor. Bu tablo meselenin yalnızca bir çevre sorunu olmadığını, halk sağlığını, tarımı, hayvancılığı ve yaşam hakkını doğrudan ilgilendiren ciddi bir sorun haline geldiğini de bizlere gösteriyor. Daha önce burada yaşanan benzer olaylarda da kamuoyuyla ayrıntılı analiz sonuçları ne yazık ki paylaşılmadı. Konu gündeme getirildiğinde çoğu zaman mesele sadece askıda katı madde açıklamasıyla geçiştirildi." Münferit bir kaza değil, sistematik bir denetim zafiyeti "Nitekim basına yansıyan haberlerde de görüldüğü gibi bölgeye giden bir resmi kurum yetkilisinin bu kirli su tahliyesinin yaklaşık 2 yıldır sürdüğünü kendi ağzından ifade ettiği görüldü. Dolayısıyla karşımızda münferit bir kaza değil, uzun süredir devam eden bir denetim ve yaptırım zafiyeti olduğu anlaşılıyor. Son olayın ardından Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı şirkete 2 milyon 517 bin lira idari para cezası uygulandığını ve kirliliğe neden olduğu belirtilen galerinin gerekli önlemler alıncaya kadar kapatıldığını açıkladı. Ancak 6 yıldır defalarca benzer sorunlarla gündeme gelen bir şirket açısından bu cezaların caydırıcı olmadığı artık açıkça görülüyor. Üstelik aynı şirketin son dönemde Tirebolu'nun Sekü Köyü'nde ve Görele'nin Karlıbel Köyü'nde madencilik faaliyetlerini genişletmek üzere sondaj çalışmalarına başladığı biliniyor. Yine kamuoyuna Sekü direnişi olarak yansıyan ve Alagöz Maden Şirketi'nin bölgedeki sondaj faaliyetlerine karşı köy halkı ve çevre ilçelerden desteğe gelen yurttaşlar 30 güne aşkın süredir her gece direniş ateşinin başında bir araya gelmeyi sürdürüyor.” Giresun’un yüzde 85’i tehdit altında AKP’li Alagöz’e ait şirkette sendikalaşmak isteyen işçilerin de tehdit edildiği iddialarının gündeme geldiğini belirten THTM Temsilcisi Gazeteci Tüysüz, Giresun genelinde madencilik faaliyetlerine karşı toplumsal bir örgütlenmenin başladığını, çevre derneklerinin tek bir platformda birleştiğini ve yurttaşların yüzde 85'inin maden ruhsat sahası ilan edilen Giresun’da yurttaşların daha kararlı bir mücadele yürüteceğini ifade etti: “Bölge halkı ve çevre dernekleri, sicili bu kadar tartışmalı olan bir şirketin faaliyetlerinin yalnızca para cezası ile geçiştirilemeyeceğini, tüm izin ve ruhsat süreçlerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor. Yeni bir gelişme olarak çevre derneklerinin de bu konuda hukuki süreç başlatmak üzere hazırlık yaptığı bilgisini de sizlerle paylaşabiliriz. Bunun yanı sıra şirket çalışanlarının sendikalaşma girişimlerine izin verilmediği, sendikalarla temasa geçen ya da üye olmak isteyen bazı işçilerin işten çıkarılmak ve tehdit edildiği yönünde de ciddi iddialar var. Bu iddiaların da ilgili kurumlar tarafından ayrıca araştırılması gereken önemli bir başlık olduğunu düşünüyorum. Özetle, Çatalağaç'ta denetimsiz madencilik, yetersiz yaptırım, halk sağlığını tehdit eden riskler ve kamuoyuna açıklanmayan bilimsel veriler meselesi var. Bölge halkı, sorunlar hakkında daha etkili işlem yapılmasını ve Alagöz maden şirketinin bölgedeki tüm faaliyet izinlerinin iptal edilmesini istiyor. Paylaşmak istediğim dikkat çekici ama şaşırtmayan bir konuda, bu çevre felaketinin yaşandığı bölgenin sadece birkaç kilometre yakınında, yine çevre felaketiyle aynı günlerde bir HES barajından bırakılan suların 15 günlüğüne oluşturduğu yapay şelale için TRT özel bir ekip gönderip haber yaparken, yıllardır Çatalağaç köyünde yaşanan çevre tahribatını görmezden gelmeye devam etti. Tam 6 yıldır bu konuda tek satır haber dahi yayınlamadı. Bütün bu gelişmelerin yanında, Giresun genelinde madencilik faaliyetlerinin yarattığı risklere karşı önemli bir toplumsal örgütlenmenin de oluşmaya başladığını görüyoruz. Giresun'un farklı ilçelerinde kurulan çevre ve yaşam hakkı mücadelesi yürüten 4 ayrı dernek tek bir platform çatısı altında bir araya gelerek ortak mücadele iradesini kamuoyuna açıkladı. Bu örgütlenmeyle yüz ölçümünün yüzde 85'i maden arama ruhsat sahası ilan edilen Giresun'un madencilik tehdidi altındaki tüm bölgelerinde yurttaşların ve çevre örgütlerinin daha güçlü, daha örgütlü ve daha kararlı bir mücadele yürüteceği görülüyor.” Barış Tüysüz'ün açıklamalarını soLTV haber bülteninde izleyebilirsiniz:
Go to News Site