Milliyet Yazarlar
Yaz geliyor, düğün sezonu açılıyor… Ama birçok genç için artık en zor şey düğün yapmak değil, o kararı verebilmek. Eskiden ev kurmak zordu; şimdi ise evlenmeye karar vermek bile cesaret istiyor. Gençler artık sadece düğün masrafını değil, kirayı, faturayı, yarını düşünüyor. Hâl böyle olunca birçok çift mutluluğunu ertelemek zorunda kalıyor. Konya Büyükşehir Belediyesi’nin yeni evli çiftlere yönelik başlattığı çalışma, tam da bu yüzden dikkatimi çekti. Dar gelirli ailelere verilen 30 bin lira destek, elbette kıymetli. Ama bence işin en değerli tarafı, konunun sadece maddi destekle bırakılmaması. Belediyenin başlattığı “Evlilik Eğitim Programı”nda genç çiftlere, iletişimden aile hukukuna, sağlıktan bağımlılıkla mücadeleye kadar birçok konuda eğitim veriliyor. Çünkü bugün birçok evlilikte mesele sadece ekonomi değil. Aynı evin içinde birbirine uzaklaşan insanlar da çoğalıyor. Bazen bir çiftin yanında birilerinin olduğunu hissetmesi bile çok şeyi değiştiriyor. O yüzden bu eğitim programı çok değerli bir işlev görüyor. Yatırımın yönü değişti Yunanistan son dönemde Türk yatırımcının ilk durağıydı. Ama sahada başka bir hareket başladı. Şimdi rota yavaş yavaş Kıbrıs’a kayıyor. Sebep sadece fiyatlar değil. Kıbrıs’ın sunduğu başka bir gerçek var: Yılda yaklaşık 300 gün güneş. Bu durum, iklimden öte; yaşamın, turizmin ve kira potansiyelinin temelini değiştiren bir avantaj. İlginç olan ise şu: Bu avantajın karşılığı projelere uzun süre yeterince yansımamış. Geçen gün Spoint İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Ünal Memiç ile konuşurken tam da bunu anlattı. Ada’ya gidip sahayı gezmiş, mevcut projeleri incelemiş. “Bu kadar güneşi olan bir yerde bu kadar sıradan işler olmamalı” diyerek projeyi baştan ele almış. Haziran ayında temeli atılacak 60 milyon sterlinlik yatırım bu bakışın sonucu: 10 blok, 1159 daireden oluşuyor… Ama fark rakamlarda değil, yaklaşımda. Kapalı otoparkından yaşam kurgusuna kadar sıcak iklime uygun detaylar düşünülmüş. Kıbrıs artık sadece alternatif bir ada değil. Doğru okuyan için ciddi bir fırsata dönüşüyor. Ve görünen o ki, bu fırsatı ilk fark edenlerden biri yine Türk yatırımcılar oluyor. Güvenli liman Türkiye Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katılımıyla açılan JETEX-İGA Genel Havacılık Terminali’nin tanıtımındaydım. Çok net söylüyorum; daha içeri girerken klasik terminal havasından farklı bir atmosfer hissediliyordu. Daha sakin, daha kontrollü ve kalabalığın dışında bırakılmış ayrı bir dünya gibi tasarlanmıştı. Ama burada konu sadece lüks değildi. Asıl değişen şey zamanın akışına yansımıştı. Pasaport, güvenlik ve bekleme süreçleri, neredeyse görünmeden tamamlanıyor. Uçağa yürüyerek değil, size özel araçlarla gidiyorsunuz. Kalabalıkla temas minimumda tutulmuş. İlk bakışta bu alan sadece özel jet yolcularına hitap ediyor gibi görünüyor. Oysa verilen mesaj daha büyüktü: Çünkü artık yarış ülkeler arasında değil, şehirler arasında yaşanıyor. Dubai, Singapur, Londra… Hepsi aynı yolcunun peşinde. Yolcunuz artık yalnızca uçmuyor, konakladığı otelden alışverişe kadar şehrin ekonomisini de hareketlendiriyor. Açılış boyunca İstanbul’un özel havacılıkta da iddiasını büyütmek istediği hissediliyordu. Aslında kurulan yapı tam olarak bunu anlatıyordu. Bir tarafta milyonların kullandığı dev bir havalimanı, diğer tarafta daha sakin ve kontrollü bir alan… İGA artık yalnızca bir aktarma merkezi olmanın ötesine geçmek istiyor. Eğer doğru yönetilirse bu terminal sadece ayrıcalıklı bir bölüm olarak kalmaz, İstanbul’un dünyaya verdiği yeni vitrinlerden birine dönüşür.
Go to News Site