Collector
Beşiktaş’taki başarısızlık tahakkümü | Collector
Beşiktaş’taki başarısızlık tahakkümü
BirGün Spor

Beşiktaş’taki başarısızlık tahakkümü

Futbol, sermaye birikimini sağlayabilen bir kültür endüstrisi ürünü hâline gelmesi nedeniyle, ekonomik bir olgu olarak sistemin işleyişini belirleyen ve egemenliğin bir parçası olan kuralsız yönetim silsilesi, Beşiktaş başta olmak üzere kulüplerin geldikleri yerin adresini belirler. Futbolun bu hali taraftara başka bir hayat yaşatır. Taraftarın ilgilenmesi mümkün olmayan ve ilgi duymaması gereken bir kuralsızlığa yönlendirir. Buradaki amaç, sisteme entegre olmuş yönetim mekanizmasıyla iktidarı bir araya getirerek uzlaştırmaktır; hâliyle kapitalist tahakkümün yeniden üretimine de katkı sunmaktır. Futbol pazarında para oldukça fazladır ve sistem içinde sürekli olarak yeniden üretilir. Futbolcunun değerini belirleyen menajerler ve onlarla iş birliği yapan yönetim ve başkanların oluşturduğu pazardır. Futbolun bu pazarı, futbolcu üzerinden yetenekleri sömürürken, diğer yandan futbolu zenginlik ve iktidarla bir noktada buluşmayı sağlayan yol olarak yansıtır. Bu nedenle, sistemin demokratik ve rekabetçi olduğunu söylemek mümkün olmadığı gibi, yönetim yoluyla bu sisteme entegre olan alt veya orta tabaka içinden gelen bireylerin üst sınıfa geçmelerini sağladı. Futbol artık halka ait bir oyun olma özelliğini yitirerek üst sınıfların eğlence ve çıkarları doğrultusunda kullanılan bir ürün haline geldi. Bu söylediklerim, tüm futbol ekosisteminde bulunan paydaşları bağlayan bir olgudur. Bu, artık kulüpler içinden servet transferleri yapacak duruma gelmesi nedeniyle, dernek statüsünde olan kulüplerin içinin boşaltılmasına neden olur. Haliyle, iş artık özkaynakların elden çıkartılarak yok olmaya doğru sürüklenir. Serdal Adalı yönetimindeki Beşiktaş’ın izahını yapmak için bu değerlendirme üzerinden gitmek gerekir. Son 26 sene içinde başarıyı pazarlayarak, aslında başarısızlık tahakkümünü kurmak için sistematik ve birbirini tamamlayan bir yönetim anlayışının egemenliğine şahit olduk. Hele hele son üç başkanın yaptıklarını insanın gözünün içine soka soka yapmaları, olayın artık hiçbir kurala dayalı olmadığını ve mutlu bir azınlığın sisteme entegre olmak için hiçbir kültürel kurguya ve kulübün tarihsel değerlerine ihtiyaç duyma gerekliliğinin olmadığını net gördük. Serdal Adalı da gelirken diğerleri gibi aynı jargonları kullandı… Seba referansı ile başlayıp Beşiktaş’ın parasının kıymetinden hesap sorma cüretkârlığına kadar her şeyi kullandı. Bunlar beni ya da benim gibi düşünen insanları bağlayan jargonlar değil. İnandırıcı olmadığını zaten biliyorduk. Ama üzüldüğüm nokta taraftarın büyük bir kısmının bunlara inanarak gerçekten bir şeyler olacakmış gibi beklentiye girmeleridir. Halbûki sezon ağustos ayında bitmişti… Bir şeyler yaratarak ve bir menü hazırlayarak ticaret yapmak gerekiyordu. Onun için kaynak bulma süreci ve bazı oyuncuların gönderilmesi, yeni bir ticaret ortamının yaratılması ana menüydü. Bunun için Sergen Yalçın elinden geleni yaptı. Şampiyonluk senesi hariç, o da başkanların tahakkümünü kabul etti ki zaten bu yönü çok kuvvetli. Bakmayın yorumculuk zamanındaki atıp tutmalarına… Demir Ege, Semih ve İlkay Avrupa’da oynayan Beşiktaş’ın altyapı oyuncuları. Dikilitaş’ın elden çıkartılması için nasıl 3000 kişilik bir çalışma yapıldıysa, aynı zihniyet bu pırıl pırıl gençlerin elden çıkartılması için devreye girdi. Bu furya Dikilitaş'ın karşılığına denk gelmekteydi. Ne için? Ticaret için mi, başarısızlık için mi? Gedson transferindeki belirsizlikler hâlâ tartışma konusu. Net bir açıklama yok… Ticaretten önce kulübün çıkarları düşünülmüş olsaydı, öncelikli hedef ikincilik olurdu. Sonrasında kupa hedefi eklenirdi. Bu kadar borç batağında olan kulübün çıkış noktası Şampiyonlar Ligi'nde grup maçlarını oynamak ve bir üst tura çıkarak tutunabilmektir. En büyük katma değer burada yaratılmaktadır. Bu hedefin hiç düşünülmemesi, biraz zora karşı direnmek yerine kolaya yönelerek süreci yönetmek içindi. Sergen Yalçın bu noktada en büyük suçludur. Başkanın menüsüne dâhil oldu. Hem Beşiktaş kültürüyle yetiştim deyip, hem de onun çıkarları üzerine konuşurken, bu hedeften sapılmasına direnmemesi büyük hataydı. Bir de bu son üç yönetimin sosyal asalaklardan oluşan trol çalışmaları vardı. Gerçekten ayıplanacak bir durum. Hani sistem bunun üzerinde yürüyor diye bunu kullanmayı düşünmek Beşiktaş kültürünü bilmemekle açıklanabilir. Beşiktaş halkın takımıdır. Bu apoletler, bu başkanlara rağmen kulübün omuzlarındadır. Ve yaz sezonu geliyor… Nereden kaynak bulunacak? Yine bedelli sermaye artırımı mı, yoksa mal mülk satışı mı? Ne kaldı elde?

Go to News Site