Collector
Güvenlik, demokrasi, barış… | Collector
Güvenlik, demokrasi, barış…
BirGün Gündem

Güvenlik, demokrasi, barış…

İran yine, yeniden ateş aldı. Güvenlik için füzeler uçtu, silahlar patladı. Lübnan da vuruluyor. Güvenlik için! Dünya güvenlik kavramının öne çıkarıldığı bir süreçte, barışı güç ve silahla sağlayacağını söyleyenlerce şimdiye kadar hiç olmadığı kadar güvensizlik içine atıldı! Öyle ki, bu sürecin en önemli küresel örgütü NATO bile, kendi elebaşları tarafından sorun olarak görülmeye başlandı. NATO ’nun en büyük gücünün başındaki Trump ’ın NATO dünyanın ve ABD ’nin güvenliği için gerekeni yapmıyor diye NATO ’dan çıkmaktan söz etmesini kastediyorum. 1949 ’da Batı ile SSCB arasındaki karşılıklı güvensizliğin ürünü olarak kurulan NATO ’nun “ Bir ülkeye yapılan silahlı saldırı, tüm üyelere yapılmış sayılır ” ilkesiyle ortaya konan “ kolektif savunma ” politikası soğuk savaş koşullarında ittifak ülkelerine epey “ rahatlık ” sağlamıştı. Ancak, SSCB ’nin yokluğunda yeni düşmanlara ihtiyaç duyan NATO, şimdi İran ’da da görüldü ki güvenlik için sırtını ona dayamış olan Avrupa ’yı daha güvenli kılmıyor. Tersine, 1999 ’da Yugoslavya ’nın bombalanması, Irak Savaşı , doğuya doğru genişleme hamleleri ve nihayet İran Avrupa ’nın çatışmalara itildiği gelişmeler oldu. “ Güvenlik ” denilerek etrafımızda yapılanlara bakmak bile, güvenliğin silahlarla sağlanamayacağını öngören bir paradigmanın kabulü için yeter veri sunuyor. İşte Suriye ! Türkiye güvenlik gerekçesiyle askerlerini soktu, eğitip donattığı gruplarla rejimin değiştirilmesinde önemli rol oynadı. Hemen ardından, Türkiye ’nin “ terör devleti ”, “ haydut devlet ” gibi en ağır ifadelerle bölgesel ve küresel güvenliğe tehdit olarak tanımladığı İsrail daldı Suriye ’ye. Şimdi “ güvenlik ” gerekçesiyle Suriye ’nin sınırları alt üst ediyor, toprağını gasp ediyor, insanları yerinden edip kendisine askeri üsler kuruyor. “ Güvenlik ” gerekçeli askeri eylemleri Suriye ’de bir ekokırıma da yol açıyor; ormanlar kesiliyor, otlaklar zehirleniyor, böylece yaşam kaynakları yok edilen insanlar göçe zorlanıyor. Kimsenin de bir şey diyebildiği, durdurmaya dönük bir yaptırımı yok! Nükleer, serbest ticaret, kısacası küresel “ güvenlik ” kavramlarıyla perdelenen İran ’da yaşananlar da sıradan bir çatışma değil, dünyanın “ güvenlik ” öncelenerek ve silahla yeniden şekillendirilmesinin dışa vurumu. Bu “ güvenlik ” arayışı sürdükçe dünya çok daha fazla çatışmaya tanık olacak. “ Güvenlik ” denilerek şimdiye kadar girilen çatışmaların hiçbiri güvenlik, demokrasi ya da barış getirmedi. Temmuz ’da Ankara ’da toplanacak NATO zirvesine, ittifakın içinden yükselen sesler nedeniyle de büyük önem atfediliyor. Eski düzen ve yapıların başarısız olduğu, kendi içinden sorgulandığı, bir çöküş yaşarken etrafını da yakıp yıktığı zamanlardayız. Sosyalistler her zaman “ NATO’ya Hayır! ” diyor. Şimdi soru; kendi içindeki rahatsızlık ve Trump ’ın zorlamalarının müttefikler arasında “ NATO’nun rolünün sınırlanması ve daha demokratik bir denetim altına alınması ” tartışmalarına yol açıp açmayacağı. Ankara zirvesinde ne kadar görülür bilemem ama bu soru cin olup şişeden çıktı! Ancak, asıl odaklanılması gereken NATO ’nun bu cinle ne kadar çarpılacağı değil, dünya sokaklarından yükselen barış arayışları, “ Kral Yok ” sesleri ve güvenliği savaş örgütleriyle değil “ barış örgütleri ”yle sağlama arayışları. Yaşadığımız her gün ve “ güvenlik ” diyenlerin yol açtığı her yeni çatışma ABD hegemonyasındaki eski düzenin tükenmişliğine işaret ederken, bu işaretleri daha insancıl bir dünyanın inşası için fırsata dönüştürmeye çabalamak gerekiyor. NATO ’lu, silahlı, “ güvenlik ” kafalı yaklaşımların güvenlik, demokrasi ve barış getirmediği yeterince görüldü!

Go to News Site