soL Haber
Atilla Özsever Sabahattin Ali’nin “Kürk Mantolu Madonna” adlı eseri, Türkiye’nin en çok okunan romanları arasındadır. Halen tiyatro oyunu olarak sahneleniyor. Eserde hüzünlü bir aşk hikayesi anlatılıyor. Sabahattin Ali, 41 yıllık ömrünün sonunda alçakça bir cinayete kurban gider. Biz onu yine “Başın öne eğilmesin, aldırma gönül aldırma” mısralarıyla analım… Sabahattin Ali'nin (1907-1948) “Kürk Mantolu Madonna” adlı eseri , Türkiye'de en çok okunan ve satılan romanlardan biri olarak kabul edilmektedir. Nisan 2026 itibarıyla 124. baskıya (Yapı Kredi Yayınları) ulaşmıştır. 2020 yılı itibarıyla 2 milyon 368 binden fazla satış rakamına ulaşan kitap, yirmiden fazla dile çevrilmiş bir romandır. Sabahattin Ali'nin bu romanı gerçek bir aşktan yola çıkarak yazdığı ifade edilir. Kürk Mantolu Madonna, genel olarak içsel, dokunaklı bir aşkı anlatır. Okuyan kişinin sevgiye dair ders çıkarmasına olanak tanır. Bu eser, aynı zamanda tiyatro ve sinemaya da uyarlanmış nadir güzellikteki eserlerdendir. Birçok tiyatro grubu tarafından sahnelenmiştir. Ben de geçenlerde sanatçı Taner Barlas ’ın bir uyarlaması olarak oyunu izledim. Mayıs ayında da çeşitli mekanlarda gösterimi devam ediyor. Sabahattin Ali’nin hayatı Sabahattin Ali, 41 yıl süren kısa yaşamında, roman, öykü, şiir gibi birçok edebi türde 15’ten fazla esere imza atmış, toplumcu gerçekçi bir yazar olarak tanınır. Babası subaydır, Trabzon kökenli bir aileye mensuptur. Yazarımız, İstanbul Muallim Mektebi’ni bitirdikten sonra öğretmenlik yapmış, sol dergilerde yazılar yazmış, bir süre Almanya’da eğitim görmüş, siyasi düşünceleri nedeniyle hapse girmiş bir kişidir. Milliyetçi çevrelerin hedefi haline gelen Sabahattin Ali, hakkında açılan davalar nedeniyle Bulgaristan'a kaçma girişiminde bulunduğu sırada, 2 Nisan 1948'de Kırklareli'nde başına sopayla defalarca vurularak öldürülmüştür. Topuz’un kaleminden ölümü Gazeteci ve yazar Hıfzı Topuz’un (1923-2023) Sabahattin Ali ile tanışıklığı vardır. Topuz’un Ali ile ilgili yazdığı “ Başın Öne Eğilmesin ” isimli kitabında, ölümüne ilişkin şu satırlar yer almaktadır: “Sabahattin Ali olayı, ‘faili meçhul’ bir cinayet sayılmaz. Bu cinayet, bizde global terörün ilk uygulamasıdır. Katil diye yakalanan ve suçu üstlenen Ali Ertekin tetikçi bile değildir. Ne katil yakalanmıştır, ne de tetikçiler. Sabahattin Ali, bizde yeni emperyalizmin ilk kurbanı olmuştur. Bu cinayeti daha sonraki yıllarda bağımsızlığı, laik ve demokratik düzeni savunan Atatürk çülerin öldürülmesi izlemiştir… Bu cinayet, sola karşı tezgahlanan bir stratejinin ilk ürünüdür ”. Eserin konusu Tekrar “Kürk Mantolu Madonna” kitabına dönecek olursak; eserin konusu, insanların dış görünüşleri ile iç dünyalarında yaşadıkları duyguların çok farklı olabileceğini, insan denilen varlığın anlaşılması en zor bir varlık olduğunu ortaya koyabilen bir nitelik taşıyor. Romanın baş karakterleri, Yahudi asıllı Alman bir kadın olan Maria Puder ile Havranlı (Balıkesir/Edremit) Raif Efendi 'dir. Raif Efendi içine kapanık, melankolik, sessiz ve dış dünyaya pek uyum sağlayamamış bir karakterdir. Hayatı boyunca birçok şeye boyun eğmiş, haksızlığa uğradığında bile buna karşı koyamamıştır. Sevmediği bir kadınla evlenmiş, çocukları olmuştur. Kendi hayatına kendisi yön verememiş, başkalarının istediği bir insan olarak hayatını sürdürmüştür. Hayatında gerçekten yaşadığını hissettiği sadece bir anısı olmuş ve bunu günlüğüne aktarmıştır. Raif Efendi, evlenmeden önce yirmili yaşlarında babasının isteği üzerine Almanya’nın Berlin kentine gider. Gezdiği sanat galerisinde gördüğü bir tabloyu, Rönesans ressamı Andreas del Sarto tarafından yapılan ve Meryem Ana’yı (Madonna) tasvir eden portresine benzetir. Tablodaki kadına platonik olarak aşık olur, sonra tablonun sahibi olan sanatçı Maria Puder’le tanışır. Maria, kentteki Atlantik isimli bir barda şarkı söylemektedir. Puder’in erkeklere pek güveni yoktur ancak zamanla Raif’le aralarında bir aşk ilişkisi başlar. Aşka bakış Sabahattin Ali, romanında kadın-erkek ilişkilerini derinliğine tahlil eden bir anlayış sergiler, ilişkilerde öncelikle arkadaş ve dostluğun olabilmesinin önemine değinir. Roman kahramanı Raif efendi tedirgin, Maria ise daha dominant bir karakterdir. Maira’nın ağzından aşkın tarifi de şöyle tanımlanır: “Benim beklediğim aşk başka! O, bütün mantıkların dışında, tarifi imkansız ve mahiyeti bilinmeyen bir şey. Sevmek ve hoşlanmak başka, istemek, bütün ruhuyla, bütün vücuduyla, her şeyiyle istemek başka. Aşk bence bu istemektir. Mukavemet edilemez bir istemek!”. Raif’in Maria’nın bu tutumuna ilişkin yorumu ise şöyledir: “Bazen aşırı derecede durgun, hatta soğuk oluyor, bazen de birdenbire coşuyor, bana, nefsime men ettiğim cesareti verecek kadar müfrit bir alaka gösteriyor, adeta beni açıkça tahrik ediyordu. Fakat bu halleri pek çabuk geçiyor, aramızda tekrar eski arkadaşlık havası peyda oluyordu”. Kadının dünyasını anlamak Romandaki bu sözler, ünlü Fransız yazarı Andre Maurois’un (1885-1967) “Yaşama Sanatı” adlı kitabı ndaki “Sevme Sanatı” bölümünden şu satırları hatırlattı: “Erkek, … bir kadının yaşamında aşkın tuttuğu yerin önemini kavramaya çalışmalıdır… Sevdiği kadınla bir anlaşmazlığa düştüğü zaman onu asla mantık yürütmekle değil, sevecenlikle, sessizlikle ve sabırla ikna edebilecektir… Bir kadının ruhundaki hareketleri bir okyanusun dalgalanışına benzetmek, belki çok söylenmiş ama oldukça doğru bir görüştür. Aklı başında bir erkek, asla gocunmaz. Fırtınaya yakalanmış gemicinin yapacağı gibi yelkenlerini indirir, bekler, umut eder ve fırtınalar onun denizi sevmesine engel olmaz”. Romanın sonu Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna’da insanın ruh dünyasını, iniş ve çıkışlarını çok iyi betimliyor. Romanın kurgusuna göre Raif efendi, bir gün babasının ölüm haberini alır ve Türkiye’ye dönme kararı verir. Maria ile Havran’da mektuplaşmaya devam edecektir. Fakat aralarındaki birkaç mektuplaşmadan sonra Maria'nın mektupları kesilir. Raif bunu hayra yormaz ve Maria'nın kendisinden sıkıldığını, vazgeçtiğini düşünür. Raif'in asla bitmeyecek olan kasvetli günleri işte burada başlar. Sevmediği bir kadınla evlenir. Raif, mektupların kesilmesinden yaklaşık on yıl sonra, Maria'nın bir akrabasını Ankara’da görür. Akrabası, Maria'nın bir Türk’ten hamile kaldığını fakat ismini vermediğini söyler, Raif de böylece bu durumu öğrenmiş olur. Ayrıca Maria'nın doğum sırasında fenalaştığını, komaya girdiğini ve bir hafta sonra da öldüğünü büyük bir üzüntüyle öğrenir. Maria 10 yıl önce, Raif'ten olma bir kız çocuğunu dünyaya getirmiştir. Raif Efendi, ölümünün yaklaştığını anladığında bu güzel günleri kaydettiği defterinin yakılmasını genç bir iş arkadaşından rica eder. Genç iş arkadaşı da, Raif Efendi ile ilgili bu gizemi çözmek ve onu daha yakından tanıyabilmek için defterini okur... Tiyatro Oyunu Taner Barlas , Ağustos 2023 yılında uyarladığı ve yönetmenliğini yaptığı bu tiyatro oyununda Raif efendinin yaşlanmış halini canlandırır, gençlik halini ve Almanya’da yaşadığı günleri ise Kıvanç Kürkçü oynuyor. Maria’yı da Duygu Dalyanoğlu canlandıryor. Şebnem Özinal da, yaşlı Raif beyin karısını ve birçok sahnede de başka karakterleri oynayabiliyor. Anlatıcı ise Ekin Aksu ’dur (romandaki anlatıcı karakter erkekti). Tüm oyuncular, karakterlerini çok iyi canlandırıyorlar. Oyundaki kişilerin duygu, düşünce ve davranışlarını gayet rahat algılayabiliyor, bir tiyatro izleyicisi olarak da hüznü ve duygulanmayı sonuna kadar yaşıyorsunuz… Yazımızı Sabahattin Ali’nin Sinop cezaevinde yazdığı ve bestelenip şarkı haline getirilen ünlü şiirinin dizileriyle bitirelim: “ Başın öne eğilmesin, aldırma gönül aldırma / Görecek günler var daha, aldırma gönül aldırma… ”
Go to News Site