Milliyet Yazarlar
CNN’in kurucusu Ted Turner, 6 Mayıs’ta 87 yaşında hayatını kaybetti. Ölümünün ardından eski eşi Jane Fonda’dan Virgin’in kurucusu Richard Branson’a birçok isim duygusal mesajlar paylaştı. Ted Turner, vizyonerliği kadar hayırseverliği ile de anılıyor. 15 Mayıs 2000’de üniversite mezuniyet törenimde sahnede konuşmacı iki isim vardı: Ted Turner ile Jane Fonda. Ayrıldıklarını açıklamış olmalarına rağmen, henüz boşanmamışlardı. Ama o gün, sahnede önceden verilmiş söz ve zorunlu protokol nedeniyle değil, ayrılmalarına rağmen birbirlerine sevgi ve saygı duydukları için bir aradaydılar. Ted Turner konuşmasına Jane Fonda’yı onore ederek başladı. Jane Fonda, o törende ilk fahri doktorasını alıyordu. Daha önce defalarca tartışmaların merkezinde olmuş, özellikle Vietnam Savaşı dönemindeki aktivizmi nedeniyle Amerikan üniversitelerinin mesafeli durduğu bir figürdü. Kendisi bunu ironik bir açıklıkla dile getirmişti: “Bağışların kesileceğinden korktular.” Jane Fonda kepini çıkardığında ve saçlarını savurduğunda Ted Turner’ın hayran hayran bakışı konuşması kadar etkileyiciydi. Özgüven verdi Ted Turner’ın 6 Mayıs’ta hayatını kaybetmesinden sonra, Jane Fonda bir açıklama paylaştı: “O, hayatıma görkemli derecede yakışıklı, derinden romantik, gözü kara bir korsan gibi girdi ve ben bir daha asla aynı olmadım. Bana ihtiyacı vardı. Daha önce hiç kimse bana ihtiyaç duyduğunu hissettirmemişti ve bana ihtiyaç duyan kişi sıradan biri de değildi; bu kişi, CNN’in ve Turner Classic Movies’in yaratıcısı, dünyanın en büyük yelkencisi olarak America’s Cup’ı kazanmış biriydi. Büyük bir hayatı, parlak bir zihni ve yükselen bir mizah duygusu vardı. Aynı zamanda bana da bakabiliyordu. Bu da yeniydi. Aynı anda hem ihtiyaç duyulmak hem de önemsenmek dönüştürücü bir şey. Ted Turner kendime inanmama yardım etti. Bana özgüven verdi. Sanırım ben de onun için aynısını yaptım; ama kadınlar zaten bunu yapmak üzere yetiştiriliyor. Ted gibi erkeklerin ihtiyaçlarını ve kırılganlıklarını ifade etmemesi beklenir. Bence Ted’in en büyük gücü buydu. Katharine Hepburn’den sonra, tanıdığım en rekabetçi insan Ted’di. Her şey bir meydan okumaydı. Ted meydan okuyucuydu ama ben her zaman meydan okumaya hazır oldum ve Ted söz konusu olduğunda her zaman buna değiyordu.” Ted Turner’ın hikâyesi Ted Turner, Jane Fonda’nın da anlattığı gibi klasik bir medya patronu değildi. CNN ile 24 saatlik haber çağını başlatan bir vizyonerdi. Haberleri her an ulaşılır hâle getirdi. Dünyanın felaketleri ve zaferleri, onun kurduğu ritimle izlenir oldu. Ama Ted Turner’ın hikâyesi bundan ibaret değildi. Turner Classic Movies ile sinema hafızasını korurken, Cartoon Network ile çocukluğun evrenini kurdu. Hem haberleri hem animasyonu yönetiyordu. Bir yanda gerçekler, diğer yanda hayal gücünün güvenli alanı vardı. İş hayatının dışında da rekabetçiydi Ted Turner. En prestijli yelken yarışı America’s Cup zaferi, kazandığı önemli başarılardan biriydi. Belki de en az bilinen yanı, doğa sevgisiydi. İklim krizine dair erken uyarıları ve Birleşmiş Milletler üzerinden yürüttüğü küresel bağış politikaları, onun kapitalizmin merkezinden çıkıp dünyaya baktığı yüzüydü. Kendi ifadesiyle, “En iyi yatırımım” dediği şey para değil, insanlık olmuştu. Bu yüzden Richard Branson’ın Ted Turner’ın ölümünün ardından söylediği sözler tesadüf değil: “CNN’i kurdu, Dünya Serisi’ni kazandı, Amerika’s Cup’ı kazandı, ama en önemlisi, hayırseverliği iş dünyasıyla birleştirdi.” Jane Fonda’nın Ted Turner hakkındaki şu cümlesi de çarpıcı: “O bir diktatör olabilirdi ama olmadı.” Turner’ın en büyük başarısı buydu, gücü vardı ama onu kontrol etmek için değil, faydalı olmak için de kullandı. İşte günümüzde de güçlü isimlerden beklediğimiz tam da bu.
Go to News Site