Collector
Sahte mi gerçek mi? | Collector
Sahte mi gerçek mi?
Milliyet Yazarlar

Sahte mi gerçek mi?

Son dönem yıldızı parlayan rock grubu Geese’in planlı bir sosyal medya kampanyasıyla ve sahte hayranlarla viral olduğuna dair iddialar gündem oldu. Kimileri “e ne var bunda” derken, kimilerine göre bu bir psikolojik operasyon. Chaotic Good Project adında bir şirket var. Sanatçıların hayran kitlelerini yönetiyor, sosyal medyada faaliyet gösteriyor. Bu şirket özellikle TikTok’ta bir kullanıcılar ağı yönetiyor. Bu ağ sayesinde müşterilerinin şarkılarını paylaşarak algoritmayı etkiliyor ve şarkıların videoları arkasına konma aşamasına önerilmesine giden yolu açıyor. Yorumlar bırakılıyor, like’lar ekleniyor, gerekli ne varsa yapılıyor. Şirketin sahibi Andrew Spelman “neyi nasıl viral yapacağımızı biliyoruz” diyor. “Binlerce sayfamız var.” “Eğer 100 kişi şarkılarınızın kötü olduğunu düşünüyorsa biz onlara tapan 200 kişi buluyoruz denmekte” diye özetlemiş konuyu gündeme taşıyan “Fake Fans” adlı Substack postunun yazarı Eliza McLamb. Şirketin diğer ortağı Adam Tarsia, Geese hayranı olduklarını ve grup için çalıştıklarını ifade etmiş. Aynı yöntemle grubu sosyal medyaya tabiri caizse yerleştirmişler ve viral olmasını sağlamışlar. Hatırlarsanız ben de yazdım Geese hakkında. Grubu ilk kez Cillian Murphy’nin bir röportajında duydum. Oğlunun en sevdiği grup olduğundan söz etti Murphy ve dinleyince beğendiğini ifade etti. Dinleyince ben de beğendim ve araştırıp yazdım. Yani TikTok’ta bir şey olunca Cillian Murphy’ye kadar geliyor hadise oradan da bana. Bilginin yolculuğu… İyi de promosyon yasak mı? Promosyon sihirli bir laf. Promosyon döneminde olmak diye bir şey var müzikte. Yeni albüm çıkınca seri röportajlar, programlarda boy göstermeler, bir yerlere konuk olmalar… Bunlar klasik. Geçen eylülde kitabım çıkınca müzik dünyasında olduğu gibi edebiyat dünyasında da benzer bir durum olduğunu bizzat gözlemledim. Yani bir iş ortaya çıkınca birtakım insanlar da bunu duyurmak ve hedef kitlesine ulaştırmak için çalışıyor. Bundan normal ne olabilir? The Rolling Stones yıllar önce “merchendise” denen büyük ekonomiyi başlatan grup kabul edilir. Dilli logoyu biliyorsunuz. İşte o. Beatles ilk çıktığında elbette promosyon ekibi vardı. Harıl harıl hayran grupları örgütlüyorlardı. Konserde pankart açmak, kapılarda bekleşmek. Bunlar elbette organize edilen işler. En azından ilk başlarda. Yani kampanya yapmayan yoktur peki neden Geese mevzu oldu? Karşı çıkanlara göre mesela seçmenlerin oy tercihlerinin manipüle edildiği Cambridge Analytica skandalıyla bunun bir farkı yok. Kimilerine göreyse bu sadece günümüz şartlarında gerçekleşmiş bir promosyon / PR kampanyası. Geese aniden viral olup hayatımıza girdi. Bu sanırım dikkat çekti. İşin hassas ve tepki çeken yanı aslında grubun müziğini beğenmeyen ama görevi gereği beğeniyorum şahane yorumları yapan binlerce sayfanın varlığı. Bu sayfalar yarın da başka sanatçıları beğenecekler. İyi de zaten bu işler böyle gitmiyor mu? Influencer diye bir şey var ve bunu Geese icat etmedi. Ayrıca PR denen devasa alanda faaliyetler bu şekilde olageliyor 100 yıldır falan arkadaşlar. Benim bu olayda bakış açım şu: İnsanlar Geese’in şu veya bu şekilde önlerine düşen müziğini beğenmeselerdi takip etmez, konserlerine gitmez, turneleri doldurmazlardı. Çünkü bu formül her zaman tutmaz. Sonuç olarak; “sosisi afiyetle ye ama sosis fabrikasına gitme” konulu o meşhur söz aklıma geldi. Ne dinlesek? ■ The Rolling Stones’un yeni albümünün adı “Foreign Tongues”. Albüm geçen hafta New York’ta bir basın toplantısıyla tanıtıldı. 7 Temmuz’da piyasada olacak ama o zamana kadar single’lar gelecek. İlk parti internete kondu. “In The Stars” ve “Rough and Twisted” adlı iki şarkılık single rock tarihi kadar eski grubun hâlâ çok iyi müzik yaptığının kanıtı. Ne enerjisini ne mizahını ne de neşesini kaybetmiş Stones. Keith Richards şov müthiş gitar riff’leriyle devam ediyor. 80 yaşında insanlardan söz ediyoruz, inanılır gibi değil doğrusu. The Cure’dan Robert Smith, Steve Winwood ve Paul McCartney konuk sanatçılar. ■ İçinden irili ufaklı müzik projeleri ve solo işler çıkan müzik kolektifi Broken Social Scene, 10 yıl aranın ardından yeni bir albüm yayınladı. “Remember The Humans (İnsanları hatırlayın)” manidar isminden anlaşılacağı gibi çağın ruhuna referansla insanı anlatan bir albüm. “Yapay zekâ her alanı ele geçirdiğinde, insanı da unutmayın. Böyle bir şey vardı bir zamanlar” denmekte. ■ Death Cab For Cutie, onu ilk duyduğumuz zamanlardan yani “Transatlaticism” zamanlarından bu yana çok değişti. Giderek duygusallaşıp popa meyletti. Ana akım olan her grubun biraz kaderi bu. 11. stüdyo albümleri, 5 Haziran’da yayınlanacak olan “I Built You a Tower” daha alternatif sularda bu hafta gelen yeni single “Punching the Flowers”a bakılırsa. ■ “Carry The Weight”, Halsey’den bu hafta gelen yeni şarkının adı. ‘90’lar usulü melodik pop rock. ■ Kacey Musgraves, bir diğer country starı Miranda Lambert ile düet yapmış bu hafta. Şarkının adı “Horses and Divorces” (Atlar ve boşanmalar). ■ Yaz yaklaştıkça dans şarkıları birer birer endam etmeye başladı. Calvin Harris güneş gözlüklerini takıp palmiye desenli gömleğini giymiş. Irlandalı DJ ve şarkıcı Jazzy vokallerde. ■ “Profecy at 1420 Mherz” adındaki yeni şarkısını internete verdi Boards of Canada. Yeni albüm Inferno, 13 yıl aradan sonra 29 Mayıs’ta yayınlanacak. Haftanın şarkısı olarak kayıtlara geçsin. Şebnem Ferah’ın dönüşü Ne kadar titiz olduğunu biliyorum. Her ince detay için saatler harcadığını, kayıtlar sırasında, konser sırasında her enstrümanın her notasına odaklandığını ve her şeyin mükemmel olduğuna emin olmadan asla tatmin olmadığını da biliyorum. Şimdi uzun bir aradan sonra 3 Haziran’da bir konser verecek Şebnem. Biletler birkaç dakikada tükenince şimdi yeni bir tarih de eklendi. 27 Haziran’da yine KüçükÇiftlik Park’ta ikinci bir konser olacak. Bana kalırsa hayranları Şebnem’i iki konserlebırakmaz. Bu işin devamı gelir. Müzik tarihi son bir konser verelim diye yola çıkıp kendini Japonya’da turnede bulan gruplarla dolu. Şebnem’e de bir Türkiye ve Avrupa turnesini yakıştırıyorum. Şimdiden hayırlı olsun. Öte yandan sahnede sürpriz isimlere de hazırlıklı olunmalı. Şebnem Ferah’ın kişisel müzik tarihi, Türk rock’ının da tarihidir bir bakıma.

Go to News Site