Collector
Eskişehirspor’un var olma sebebi | Collector
Eskişehirspor’un var olma sebebi
BirGün Spor

Eskişehirspor’un var olma sebebi

Sevgili dostum Hayri Ertan ile akademik konular üzerine sıkça istişarede bulunduğumuz için, onun İstanbul’a gelip gitmesi ve benim de karşılık vermem adına yaptığım ziyaret Eskişehirspor-Ayvalıkgücü maçına denk geldi. Benim adıma daha önce ikinci ligde Ayvalıkgücü’nde oynamış olmam ve Eskişehir Stadı’nda maç seyretmem bulunmaz bir fırsat oldu. Böyle bir taraftar topluluğunu görmek benim için büyük bir ayrıcalık ve büyük bir şans olarak değerlendiriyorum. Çünkü Eskişehir’in tarihsel derinliğini ve o hikâyeleri yaratan oyuncu kahramanlarını çok iyi tanımam, belki de benim için bu ayrıcalığı yaratan öğelerdi. Eskişehirspor, 19 Haziran 1965 tarihinde şehrin yerel kulüpleri olan Akademi Gençlik, İdmanyurdu ve Yıldıztepe’nin birleşmesiyle kurulmuş, Türk futbolunda "Anadolu Efsanesi" olarak tanınan kulüp, İstanbul takımlarının hegemonyasına ilk ciddi başkaldırıyı gerçekleştiren takımlardan biri olmuştu. Efsane kadrodan olan İsmail Arca, Fethi Heper, Ender Konca, Kamuran Yavuz ve Nihat Atacan A Milli Takım'da oynayan yıldızlardı. 1970-71 sezonunda Bursaspor'u yenerek Türkiye Kupası'na sahip olmuştu. 1966, 1972 ve 1987 yıllarında Başbakanlık Kupası'nı kazanmıştı. Hiç şampiyon olamamasına rağmen 1968-69, 1969-70 ve 1971-72 sezonlarında şimdiki Süper Lig'i 2. sırada tamamlamıştı. Böyle bir tarihsel derinliğe sahip kulübün şu an 3. ligde çıkmak için çabalıyor olması insanın içini burkuyor. Şehrin kültürel derinliğinin yüksekliği adına, futbol için statta 40 bin kişiyi üçüncü lig maçı için toplaması bir kanıttır. Sadece bu taraftar sayısına ulaşması belki bir anda olan bir şey gibi algılanır ki öyle olmadığı gibi; tezahüratları ve şovları bakımından ilk dört takımdan sonra gelen bir kaliteye sahip olduklarını net gösterdiler. Ama tribünlerdeki taraftar yoğunluğunun desteğiyle sahadaki takımın kalitesi arasında büyük farklılıklar vardı. Taraftarın takımı maça adapte edip rakibi baskıya maruz bırakmak için gösterdiği çabanın karşılığı maalesef sahada karşılık bulamadı. Bu da taraftarın tepkisine neden olduğu gibi, aynı zamanda bu tepki rakip takıma ve hakeme yöneldi. Evet, hakemin hataları vardı ama bu hatalardan önce takımın oyun kurgusundaki ve taktiksel oyun içeriğindeki hatalar oyuna ve sonuca direkt etki ettiği gibi, maçı çevirebilecek hiçbir koşulun oluşması da mümkün görünmüyordu. Bu noktada Ayvalık'ın gücü hocasını tebrik etmek gerekir. Ön baskı ile rakibi uzun topa zorlaması ve stoperlerin hücum oyuncularına karşı üstünlük sağlayacağı strateji üzerinden kurguladığı taktik, Eskişehir’in hiç pozisyon bulamamasına neden oldu. Bu baskı altında böyle bir stratejiyle oynayıp sonuç almak çok önemli bir başarıydı. Sonuç alınamayan tek tip oyun sistemi üzerinden sadece oyuncu değiştirerek zorlamak beyhude bir çabaydı ki, olmadı zaten. En etkili oyuncusu Yakup’u santrafor oynatmak; çok süratli ve dripling ile adama eksiltme özelliği olmasından dolayı arkası dönük ve hava toplarında stoperlere karşı üstünlük sağlaması mümkün olmamasına rağmen bunda ısrar etmek hem takıma hem de Yakup’un oyununa zarar verdi. Yakup’un sıfır ivme ile arkası dönük oynaması onun tüm motorik özelliklerinin bertarafı anlamına gelmekteydi. Üçlü savunmaya dönüp, ön baskıyı iyi kurmak ve topu ne pahasına olursa olsun yere indirip iki yüksek stoperin aralarına geçiş olarak kullanmak oyun karakterinin gereğiydi. Ki işte bu noktada Yakup santrafor arkasında cepheden oyuna girseydi, kendi formatına dönmüş olurdu. Ayvalıkgücü’ne başarılar diliyorum, umarım sonuca ulaşırlar. Ama Eskişehir il olarak ve futbol olarak başka bir vizyonla hareket etmeli.  Var olan çabalarla sonuç alınması pek mümkün görünmüyor. Önce, dış etkenleri suçlamadan uzaklaşarak bir strateji belirleyip bunu uygulamaları gerekir. Şeffaf bir muhasebe, profesyonel bir yönetim kadrosu ve sistematik kurgu üzerinden sonuç alacak bir antrenör ile buna bağlı oyuncu transferleri, istikrarı ve sürdürülebilir başarıyı getirir. Sadece çıkmak adına bir çaba bir sonraki sene hüsrana neden olur. Kurulacak kadrolar Süper Lig’e kadar taşıyıcı özelliklere sahip olmalı. Tek çözüm kurumsal bir yönetim anlayışıdır.

Go to News Site