Collector
Tarihlerin çakıştırılması rastlantı değil | Collector
Tarihlerin çakıştırılması rastlantı değil
soL Haber

Tarihlerin çakıştırılması rastlantı değil

Engin Solakoğlu 9 Mayıs’ın, ismine Avrupa da denilen Avrasya’nın batı ucunda yarattığı ve giderek büyüdüğünü gözlemlediğimiz antipatinin, 9 Mayıs törenlerine saldırmaya kalkışmanın temel sebebi nazizmin yenilgisinin kapitalizmin yenilgisi olmasıdır. ABD/İsrail çetesinin İran’a yönelik saldırısı sebebiyle gölgede kalmış görünen Rusya-Ukrayna savaşı bir kez daha kendini anımsattı bu hafta. Savaşın merkez hattını oluşturan Dinyeper boylarının ikliminden dolayı bahar-yaz aylarında savaşın hareketlenmesi olağandışı sayılmıyor. Basit bir denklemle çamur ve soğuk azalınca savaş artıyor. Ancak bu kez tırmanmanın sebebi ateşkes tartışması oldu. Hafta başında Rusya Savunma Bakanlığı II. Dünya Savaşı'nın Avrupa'da sona ermesini kutlamak için düzenlenen geleneksel törenler sebebiyle 8-9 Mayıs tarihlerinde iki günlük ateşkes ilan etmiş, Kiev'i de benzer şekilde hareket etmeye çağırmıştı. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski ise teklifin Ukrayna’ya doğrudan iletilmediğini gerekçe göstererek olumlu yanıt vermemiş, buna karşılık 6 Mayıs tarihinden itibaren ateşkes uygulanabileceğini belirtmişti. Zelenski ve diğer Ukrayna yetkililerinin Rusya’yı ateşkesi bozmakla suçlamaları ve 9 Mayıs günü Moskova’nın hedef alınabileceğini ima eden açıklamaları üzerine Rusya Savunma Bakanlığı, 9 Mayıs’taki geleneksel Zafer Günü kutlamaları çerçevesinde düzenlenen geçit resminde askeri araçların yer almayacağını açıkladı. Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Maria Zaharova da paylaştığı bir video mesajda, Moskova’nın tüm diplomatik misyonları ve uluslararası kuruluş temsilciliklerini uyardığını duyurdu. Zaharova, Ukrayna’nın 9 Mayıs törenleri sırasında Moskova’ya saldırması halinde, Kiev’e yönelik sert bir misillemede bulunulacağını bu yüzden diplomatik personelin kenti terk etmelerinin tavsiye edildiğini söyledi. Rusya-Ukrayna savaşını hemen bitirmeyi seçim kampanyasının ana sloganlarından biri haline getiren ancak arazideki gerçeklerle yüz yüze gelince bu savaşa ilgisini kaybeden ABD Başkanı Trump bu kez devreye girdi ve üç günlük ateşkes ilan etti. Moskova yine de yoğurdu üfleyerek yemeği tercih etti ve gerçekten de 9 Mayıs zafer günü törenleri, askeri araç ve silahların sergilenmediği daraltılmış bir formatta düzenlendi. Savaşın bitmesini istemeyen İngiltere’nin Kiev’deki adamı Zelenski buradan kendine pay çıkardı. Putin’i ve Rusya’yı korkuttukları şeklinde yaygın bir propaganda yapıldı. Rusya’nın asıl çekindiği Moskova’daki törenler sırasında Londra merkezli bir provokasyon tertiplenmesiydi. Böyle bir durumda Rusya önceden uyardığı çerçevede Kiev’e şiddetli bir misilleme saldırısına girişmek zorunda kalacak, esasen Moskova’nın da artık pek sürdürmek istemediği bu savaş yeni bir tırmanma evresine girecekti. “Zorunda kalacak” ifadesi herkese anlamlı gelmeyebilir. Bunu tam kavramak için 9 Mayıs’ın Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği halkları için neyi temsil ettiğini bilmek gerekir. Biraz okumak elbette buna yardımcı olur ama o coğrafyada yaşamışsanız bilmezden gelemezsiniz. Şu kadarını söyleyeyim, Zafer Günü törenlerine yönelik bir alçaklığı yanıtsız bırakan adam Putinullah olsa koltuğunda oturamaz. Zelenski ve ona akıl verenler de bu gerçeği bilerek kurguladılar bu 9 Mayıs kışkırtmasını. Bu bir nevi Rusya’nın nasırına basmak, o nasırın acısıyla vereceği çok sert karşılıktan ilave bir mağduriyet hikayesi ve savaşın uzatılmasına gerekçe yaratmak çabasıydı. 10 Mayıs günü televizyonda konuşan emekli bir Fransız generali (François Chauvancy) aynen şöyle söyledi: “Ukrayna’nın Trump’ın ilan ettiği ateşkese uyması, Zeleneki’nin o gün Moskova’yı vurmaması için hiçbir sebep yoktu”. Fransız general kaçırılmış bir fırsata hayıflanıyordu. 9 Mayıs meselesi yeni bir tartışma konusu değil. Takvim 9 Mayıs’ı gösterdiğinde Avrasya’nın iki ayrı ucunda iki ayrı etkinlik serisi düzenleniyor. İkisinin de çıkış noktası II. Dünya Savaşı. Birincisi Sovyet coğrafyasında Zafer Günü, ikincisi Avrupa Günü. Avrupa Günü işi biraz karışık aslında. Gerçekte Avrupa Günü 5 Mayıs. 1949’da Avrupa Konseyi’nin kurulduğu gün. Ancak ne hikmetse 1964 yılından itibaren 9 Mayıs’ta kutlanmaya başlıyor. Orada esas alınan tarih ise Avrupa Birliği’ne yönelik ilk adım sayılan Schuman Bildirgesi’nin yayınlanması. Yalnız o bildirgenin yayınlandığı yıl 1950. Avrupa “aklı” nedense 14 yıl bekliyor 9 Mayıs’ı “en hakiki” Avrupa günü ilan etmek için. Zafer günü olarak kutlanan 9 Mayıs’ın ise hareket noktası Nazi Almanyası’nın teslim olması. Avrasya’nın batı ucunda yani Avrupa’da 8 Mayıs, SSCB coğrafyasında 9 Mayıs. Gerçekten de teslim belgesinin yürürlüğe giriş tarihi 8 Mayıs 1945 saat 23:01.  Saat farkı sebebiyle bu Moskova’da 9 Mayıs’a denk geliyor. Zaman ve sermaye propagandası unutturuyor. Düzenli aralıklarla anımsatmak gerekir. Sıkça verilen bir örnektir. Avrasya’nın batı ucunda II. Dünya Savaşı sonrasında yapılan anketlerde ilk yirmi yıl Avrupa’yı kimin kurtardığı sorusuna verilen yanıtların neredeyse üçte ikisi SSCB’yi işaret eder. Sonra devreye NATO girer, Gladio girer, Hollywood ve CIA çalışır. 1980’lere gelindiğinde “ABD kurtardı” diyenlerin oranı yüzde 50’yi geçer. 9 Mayıs Zafer gününün üstüne fasülyeden bir “Avrupa Günü” bindirilmesi bu çabaların bir parçasıdır. Oysa 9 Mayıs’ta kutlanan sadece Hitler Almanyası’nın yenilgiyi kabul etmesi değildir. Bir bütün olarak nazizm ve faşizmin yenilgiye uğratılmasıdır. İnsanlığın canavarlığa karşı zaferidir. Hiç tartışmasız komünizmin ve komünist halkların olağanüstü kayıp ve özveriyle elde ettiği bir başarıdır. II. Dünya Savaşı’nda yaşamını yitirenlerin sayısı 80 milyon civarında  tahmin ediliyor. Bunun 27 Milyonu SSCB yurttaşıdır. Bunların yarıdan fazlası sivil, kalanı Kızılordu askeridir. II. Dünya Savaşı’nda bir Yahudi soykırımı yaşandığını hepimiz biliriz. Nazilerin Romanları, solcuları ve engelli bireyleri de topluca ve sistematik biçimde katlettiği daha az bilinir. Daha az dikkate alınan ise çoğunluğu Rus olan Slavlara yönelik soykırımdır. Nazi öğretisi Slav halkını aşağı bir ırk olarak görür. Slavlar ya köle olmalı ya da ortadan kaldırılmalıdır. SSCB halkı böyle bir canavarlığa karşı savaşmıştır. Şimdi ortalığa düşen yeni nesil nazi özentisi pizzacı tayfanın yeniden piyasaya sürdükleri “Esir Türkler, esir halklar” mavalına, 9 Mayıs Zafer Günü’ne çamur atmaya kalkışmalarına da bakmayın. Bunlar önce Nazilerin, sonra da bayrağı ondan devralan CIA’in yarım akıllılara yutturmak için ortaya attıkları palavralardır. Fatih Yaşlı’nın isabetle taktığı isimle bu Nazi eniklerinin kapasitesi ancak kendilerini yemleyenlerin teranelerini tekrarlamaya elverir. Tarih bilmezler, sosyoloji bilmezler, insanlıktan nasipleri yoktur. Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’ta bir devlet müzesi bulunur. Müzenin bir kanadında Çarlık Rusyası’nın Türkmenistan’ı nasıl ele geçirdiği, Türkmen halkının nasıl bir zulme uğradığı anlatılır. Bu çerçevede Göktepe muharebesi ve katliamı öne çıkartılır. Müzenin aynı büyüklükteki diğer kanadı ise Büyük Yurtsever Savaş’a ayrılmıştır. Bilmeyenler için, bu II. Dünya Savaşı’na SSCB’de verilen isimdir. Sosyalizmle ya da komünizmle en ufak bir ilişkisi kalmamış Türkmenistan’ın bugünkü arkaik ve atipik rejimi dahi o savaşı, Stalingrad direnişini, Leningrad kuşatmasını ve o savaş içerisinde süvari hücumuna kalkan Türkmen atlılarının görsellerini gururla sergilemektedir. Kızılordu’nun Nazilerin belini kırarak ele geçirdikleri ve bayrak çektikleri Berlin’de geleneksel danslarını yapan Dağıstanlılar, Ermeniler, Özbekler, Kürtler ve daha birçok halk o zaferin insanlığa ve komünizme ait olduğunun canlı kanıtlarıdır. 9 Mayıs’ın, ismine Avrupa da denilen Avrasya’nın batı ucunda yarattığı ve giderek büyüdüğünü gözlemlediğimiz antipatinin, 9 Mayıs törenlerine saldırmaya kalkışmanın temel sebebi nazizmin yenilgisinin kapitalizmin yenilgisi olmasıdır. Hitler Alman sermayesinin, Mussolini İtalyan sermayesinin, kuduran faşizmin onlara benzeyen bütün temsilcileri uluslararası sermayenin ve dizginlenemez kâr hırsının öz çocuklarıdır. Bunları yazarken slogan atmıyoruz. Ayrıca tarihsel gerçeklikle uyumlu olduğu sürece slogan da atabiliriz. Avazımız çıktığı kadar “Ya sosyalizm ya barbarlık” diyebiliriz örneğin. Unutturulmaya çalışılsa da, nazizm ile sermaye düzeninin devam eden işbirliğine dair tarihsel gerçekler orta yerde duruyor. Yenilen Nazilerin büyük bölümü ABD ve NATO bünyesinde istihdam edilmiştir. Gazeteci Fethi Yılmaz’ın hatırlattığı gibi, 1955 ile 1957 arasında Nazi ordusunda görev yapmış 61 Gestapo ve SS subayı NATO’da görev almıştır. Nazi Almanyası’nın son dönem Genelkurmay Başkanı General Eusinger, Batı Almanya ordusunda orgeneralliğe terfi ettikten hemen sonra NATO Askeri Komitesi’nin başına getirilmiştir. Bir başka Nazi generali Hans Speidel Batı Almanya ordusunda korgeneralliğe yükseldikten sonra NATO Orta Avrupa Müttefik Kara Kuvvetleri Komutanlığı yapmıştır. Bu örnekler uzar gider. Yıllar sonra Ukrayna üzerinden Rusya halkı ve doğal kaynakları hedef alındığında, her yanı Nazi sembollerinin kaplaması da her halde tesadüf değildir... Nazizm bu kez Palantir’i ile, Elon Musk’ı ile, Von Der Leyen’i ile yeniden diriltiliyor zira sermayenin buna ihtiyacı var. Türkiye’de de dünyada da izin vermeyeceğiz.

Go to News Site