Collector
Rejimin elindeki rehine: Süreç | Collector
Rejimin elindeki rehine: Süreç
BirGün Gündem

Rejimin elindeki rehine: Süreç

Tarafların her birinin farklı biçimlerde kodladığı, adında dahi ortaklaşılamayan, siyasi tarihe şimdiden farklı isimlendirmelerle giren süreçte ciddi bir kilitlenme söz konusu. PKK yöneticilerinden Murat Karayılan geçen günlerde "Şu an itibarıyla süreç dondurulmuştur. Bize yansıyan ve bizim gördüğümüz budur" sözleriyle gelinen aşamayı tarif edecekti. Süreç neden donduruldu, neden adım atılmıyor? Kürt tarafı peş peşe adımlar atarken tek adam rejiminin meseleyi ağırdan aldığı yadsınamaz bir gerçeklik. Sürecin başladığın günden bu yana neredeyse 20 ay geçti. Ancak henüz ortada atılmış somut tek bir adım yok. ∗∗∗ Rejimin türlü hesaplar içinde olduğu sır değil. İlk günden beri de bu plana uygun yol alındı. Bu girişimi araçsallaştırarak siyasal ömrünü uzatmak, Kürt hareketini kendisine yedeklemek, bu olmuyorsa da muhalefet bloğundan kopararak “tarafsızlaştırmak” temel hedeflerdendi. Bu taktik yeni değil, yakın tarihteki temel kırılma dönemlerinde benzer yönteme başvurulmuştu. 2010 referandumu bu taktik hayata geçirildi. Toplumsal ve siyasal meşruiyetini yitiren, kan kaybeden, meşruiyetini halktan değil Amerikalardan alan Saray rejiminin Kürt sorununda demokratik bir çözüm peşinde olmadığı, süreci dış meselelere endeksleyerek kendi rejiminin tahkimatını yaptığı her adımda açığa çıkıyor. ∗∗∗ Ortadoğu’daki siyasal gelişmeler üzerine “zoraki” başlatılan süreç, başından itibaren iç dinamikler üzerinden değil dışsal faktörler üzerinden yürüdü, yürütülmeye de devam ediliyor. Bir yılı aşkın bir süre boyunca mesele Suriye endeksli ilerledi. Rojava’daki gelişmeler genel hatlarıyla Ankara’nın istediği şekilde biçimlendikten sonra süreç bu sefer de İran’a endekslendi. İran’daki savaşın seyrine göre adım atma niyetindeki rejimin sıradan yasal düzenlemelere dahi gitmeden süreci kıvamına getirme peşinde olduğu görülüyor. Görünen o ki, iktidar bir beklenti yaratarak ön-erken seçime gitmeyi arzuluyor. Bu beklenti sürecinde de Kürt siyasi hareketi bir nevi “rehin” alınmış olacak. Erdoğan süreç gayet olumlu bir şekilde devam ediyor. Herhangi bir sıkıntı yok” yanıtını veriyordu. Erdoğan haksız da sayılmazdı, süreç tam da iktidarın istediği gibi gidiyor! ∗∗∗ Süreçte ciddi bir tıkanmanın yaşandığı, rölantiye girdiği gizlenemiyor. PKK tarafından gelen “süreç tıkandı” çıkışının benzeri DEM Parti tarafından da sıklıkla dile getiriliyor. Eş Başkanlardan Tülay Hatimoğulları yine geçtiğimiz günlerde süreçte tıkanmalar yaşandığını çok açık şekilde belirtmişti. Meclis Komisyonu raporuna rağmen iktidar cephesi meseleyi “güvenlik “parantezine kilitlerken gerekli koşulların oluşmadığını savlıyor. Karayılan, "Kürt hareketi adım atmıyor" eleştirilerine “örgütün üzerine düşen sorumlulukları eksiksiz yerine getirdiği” sözleriyle yanıt verdi. 42 yıldır sürdürülen silahlı mücadelenin sona erdirilmesi, örgütün kendini feshetmesi, yeni bir adlandırmaya gidilmesi olağan durumlar değil. Tüm bu stratejik kararlara rağmen süreç tam da iktidarın istediği gibi gidiyor. Ancak süreci olumluya dönük pratik hiçbir adım henüz yok. Kürt kanadı “Her şeyi tek taraflı karşıdan bekleme yaklaşımı adil değil, bu tutum işi yokuşa sürmedir, teslimiyeti dayatmadır” derken “iç cephe konsolidasyonu” adı altında kendi rejimini pekiştirmek isteyen iktidarın niyetleri esasında okunuyor. Sürecin ilerlemesi için atılmayan hukuki-yasal adımlara rağmen basınca devam ediliyor. ∗∗∗ Rejimin bu meseleyi kendi ikbali uğruna kullanarak siyasi bir rehineye çevirdiğinin herkes farkında. Ortadoğu’daki mevcut kaotik durumun uzun bir süre daha bu minvalde ilerleyeceği yönündeki öngörüler çerçevesinde “adı konmamış süreç”in de zamana yayılacağı, bölge endeksli şekilleneceği rahatlıkla söylenebilir. Meclis komisyonu raporu, tek taraflı adımlar, müzakereler ve beyanlara rağmen sürecin ilerletilmemesinin bir izahı var elbette. Rejim sorunun demokratik, halkçı bir çözümünün peşinde değil. İktidarın sorundan, çözümden anladığı farklı. Rejimin beklenilen olası ilk adımları atacak olması da –kayyumlara son verilmesi, siyasi af, Öcalan’a statü vs- sorunun kalıcı çözümüne yönelik olmayacaktır. ∗∗∗ İktidar bloğunun başlattığı süreç ABD’nin Ortadoğu yönelimlerinden, emperyalist planlardan, rejimin bölgesel tahayyüllerinden ayrı ele alınamaz. Sürece dair atılacak adımlar da haliyle bölge eksenli oluyor. Bunu yaparken de “iç cephenin güçlendirilmesi” adı altında iktidar gücünü yeniden tahkim etmeyi hesaplıyor. Ancak ne yaparsa yapsın “karanlık” hesapları tutmayacaktır. ABD emperyalizmiyle bağımlılık ilişkisini derinleştiren, NATO içindeki pozisyonunu güçlendiren AKP-MHP rejimi Kürt sorununun demokratik, halkçı çözümünü değil, kendi rejiminin kalıcılaştırılmasını hedefliyor. Attıkları her adım da buna yönelik. Haliyle süreçte bir tıkanmadan ziyade “kontrollü” bir durum var.

Go to News Site