Collector
'Casusluk' davası başladı: Hüseyin Gün 'FETÖ ile mücadele ettim, Fuat Oktay tam yetki verdi' dedi | Collector
'Casusluk' davası başladı: Hüseyin Gün 'FETÖ ile mücadele ettim, Fuat Oktay tam yetki verdi' dedi
soL Haber

'Casusluk' davası başladı: Hüseyin Gün 'FETÖ ile mücadele ettim, Fuat Oktay tam yetki verdi' dedi

Haber Merkezi İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, danışmanı Necati Özkan ve gazeteci Merdan Yanardağ’ın "siyasal casusluk" iddiasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması Silivri’de görülmeye başlandı. Davanın kilit ismi Hüseyin Gün hakkındaki suçlamaları reddederek geçmişte dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'ın onayıyla devlet adına "FETÖ" ile mücadele raporları hazırladığını söyledi. “Casusluk” suçlamasıyla geçen yıl tutuklanan ve etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için ifade veren Hüseyin Gün’ün iddiaları üzerine İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, danışmanı Necati Özkan ve gazeteci Merdan Yanardağ hakkında “siyasal casusluk” suçlamasıyla dava açıldı. Davanın ilk duruşması bugün Silivri'de İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince görülüyor. Duruşmada, İmamoğlu, Özkan, Yanardağ ve Gün'ün savunma yapacak. Davayı takip etmek üzere salonda tutukluların aile yakınları, çok sayıda siyasi parti temsilcisi ve basın mensubu bulunuyor. Merdan Yanardağ'ın tutuklanmasıyla birlikte kayyım atanan TELE 1 çalışanları da davayı takip etmek için Silivri’de. Yanardağ: Emperyalizmin işbirlikçileri yurtseverleri casuslukla suçluyor Duruşma öncesinde Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Ekrem İmamoğlu alkışlarla salona girdi. Seyircilerle selamlaşan Yanardağ, "Amerikancı bir iktidar var. Emperyalizmin işbirlikçileri yurtseverleri casuslukla suçluyor" dedi. Ekrem İmamoğlu da salona alkışlarla geldi. İzleyicileri selamlayarak yerine oturdu. Etkin pişmalıktan yararlanarak ifade veren Hüseyin Gün de salona girdi. Duruşma yaklaşık 50 dakikalık bir gecikmeyle başladı. Davada önce Hüseyin Gün, ardından Ekrem İmamoğlu ve Necati Özkan savunma yapacak. Hüseyin Gün: Türkiye'nin güvenliğini riske atacak veri temin etmedim, casus değilim Duruşma Hüseyin Gün'ün savunmasıyla başladı. BirGün 'de yer alan habere göre etkin pişmanlıktan faydalanarak ifade veren Hüseyin Gün sözlerine "Kendimden eminim casus değilim" diyerek başladı. Gün savunmasına şöyle başladı: "Ben 313 gündür bu günü bekliyorum. Muhbir Ümit Deniz Alaçam tarafından 112’ye yapılan ihbar üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan 'devletin gizli kalması gereken bilgilerini casusuluk amacıyla temin etmek' suçlamasıyla hakkımda yakalama kararı çıkardı. Ben bu sırada bundan habersiz bir şekilde ülkemizde yapay zekâ fabrikası kurmak üzere Amerika’dan döndüğümde yakalandım. Bütün cihazlarımı emniyet görevlilerine ben verdim. Çünkü ben casus değilim. Bütün bunlar sonucunda casusluktan tutuklandım. İddianamede Sayın İmamoğlu ve rahmetli annem ile fotoğrafları ve birkaç mesajlaşma bulunuyor. 25 Ekim 2025 tarihinde başlanan ifadem 26 Ekim sabah 10’a kadar devam etti. İBB ana davası kapsamında da yargılanmaktayım. Hakkımdaki iddialar mesnetsiz ve gerçek dışıdır. Ben hiçbir zaman Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliğini riske atacak verileri temin etmedim. Böyle verileri temin etmemem bir yana kimseyle de böyle bir şey paylaşmadım." ‘Kıskançlıkla yapılan bir suç duyurusu nedeniyle buradayım’ "Ben ülkem aleyhine asla casusluk yapmadım. Kimseye de casusluk iftirası atmadım. Casus olmayan biri kimseye casusluk iftirası atamaz. Uyuşturucu bağımlısı muhbir Alaçam öz annesinin beni rol model olarak göstermesi sonucu kıskançlıkla yapılan bir suç duyurusu nedeniyle buradayım. Şu hususu önemle belirtmem lazım. Cep telefonumda kayıtlı olan yabancı siyasetçiler ile yazışmalarıma bakıldığında hangi bilgiyi casusluk için kullandığıma dair hiçbir bilgi bulamazsınız. Ben uzun senelerdir farklı ülkelerde iş yapmış bir iş insanıyım. 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından Türkiye Cumhuriyeti adına yurt dışında önemli görevlerde bulundum. Bu nedenle casusluk anlamında bir faaliyetim olmadığını da tespit edebilirsiniz.” ‘FETÖ ile mücadele ettim, Fuat Oktay tarafından Türk devleti tarafından tam yetki verildiği açıktır’ Hüseyin Gün savunmasına şöyle devam etti: "15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına üstlendiğim görev ve sorumluluklara atıfta bulunarak, iddianamede yer aldığı şekliyle yurtdışında istihbarat görevlileri ve önemli kişilerle görüşmem hayatın doğal akışına uygundur. Lordlar kamarasını Türkiye'den değerli devlet büyüklerine açtım. Egemen Bağış, Kürşat Tüzmen, İbrahim Kalın gibi isimler vardı. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ ile mücadele için devletim adına görev yaptım . Firari FETÖ'cülerin açık kimliklerini, adreslerini, malvarlıklarını tespit ederek yoğun destek verdim. Telefonumda da yetki belgesinin Ekim 2016'dan 1 Mayıs 2017'ye kadar, dönemin başbakanlık müsteşarı ve sonra Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından, Türk devleti tarafından tam yetki verildiği açıktır. Devlet sırrı olduğu belirtilen ' kara hücre' adlı raporları, FETÖ ile ilgili bilgileri bizzat ben hazırladım. Devletin resmi makamlarına iletilmesini sağladım. İddianamenin eklerinde 'kodlamalar' başlıklı yazışmalar da FETÖ ile mücadelede proje yöneticisi olduğum belirtilmiştir. İlk defa bana ifademde sorulduğunda 'devlet sırrını ifşa etmemek için ticari faaliyet' dedim. Ama iddianamede görünce şok oldum. Kendini Jön Türk olarak gören, katıksız Atatürkçü biri olduğumu ve iddiaların mesnetsiz olduğunu sizlere kanıtlıyorum. Hiçbir karşılık beklemeden vatanıma hizmet etmek için, hain FETÖ'ye karşı yürütülen mücadele kapsamında hazırladığım belgelerin, sözde casusluk suçunun delili olarak gösterilmesi son derece mesnetsizdir. Böyle bir şey olamaz. Ekrem İmamoğlu'nu hayatımda sadece bir defa gördüm. Bugün ikinci kez görüyorum. Necati Özkan ile İBB seçimleri YSK tarafından iptal edildikten sonra, yaptırdığım sosyal medya analizi ve bir adet sunum dışında hiçbir görüşmem olmamıştır. Bir geçmiş olsun mesajı gönderdim. Bunun dışında yedi yıldır Necati Özkan ile hiçbir irtibatım olmadı." soL, davanın gözden kaçan boyutlarını inceledi. En önemli noktalardan biri, "Kara Hücre" denilen istihbarat yapılanmasına dair ortaya konulanlar, Savcılığın niyeti ve iddianamenin zayıf karnını gözler önüne mi seriyor?

Go to News Site