Collector
Casusluğu sulandırma suçu… | Collector
Casusluğu sulandırma suçu…
BirGün Gazetesi

Casusluğu sulandırma suçu…

İmamoğlu , Özkan ve Yanardağ ’ın casuslukla suçlanmasına ilk tepkimi 28.10.2025 tarihinde bu köşede yayınlanan “ Casus ” başlıklı yazımla vermiştim. Hayatımda ilk kez 22 yaşımda, 1982 ’de Mamak Cezaevi ’nde bir casus gördüğümü anlattığım o yazının ana fikri, casusluğun suçlar sıralamasında en aşağı (en aşağılık) yerde olduğuydu. Öyle ki, “ 6. Koğuş ”un birbiriyle kanlı bıçaklı sağcılarıyla solcuları, koğuştaki “ Bulgar casusu ”na aynı “ tiksinen ” gözlerle bakardı! İmamoğlu , Özkan ve Yanardağ ’ın casuslukla suçlandıkları ve bu “ tiksinç suç ”la ilişkilendirildikleri şahıs Gül ’le birlikte yargılandıkları davanın ilk duruşması dün yapıldı. Hüseyin Gül adını ilk kez bu dava ile birlikte duydum. İmamoğlu , Özkan ve Yanardağ daha önce duymuş olsalar da bu dava açılınca güçlükle hatırladılar. Ben İmamoğlu ve Özkan ’la hiç yüz yüze görüşmedim ama tabii ki ikisini de tanıyorum. Merdan Yanardağ ’ı ise meslektaşım, dostum, arkadaşım olarak tanımlarım, tanış olmaktan ve aynı yollarda yürümekten onur duyarım. Gül ’ün duruşmadaki ilk cümlesi “ Ben casus değilim ” oldu. İmamoğlu , Özkan ve Yanardağ ’ın böyle bir cümle kurması mahkeme için gerekli mi, bilmiyorum. Ancak, benim için gereksizden daha gereksiz! Casusluk gibi bir suçu, iddianameyi hukuken irdeleyerek veya bu üç insana ilişkin tanıklıklarınız nedeniyle asla hiçbirine yapıştıramazsınız. Biri yapıştırsa da durmaz! Merdan Yanardağ ; yurtsever, anti emperyalist, sosyalist meslektaşım, arkadaşım tüm hayatı ve duruşuyla casusluğu mahkûm etmiş biri. Hukuken kendisini savunmasına hiç gerek yok. O yüzden savunmasına “ karşı iddianame ” diyor! İmamoğlu ve Özkan ’ın gözler önündeki hayatı casusluğu yanlarından geçirmez. Hani liderler için ve liderleri temize çekmek adına söylenen “ O iyi ama çevresi kötü ” sözü vardır ya… Bütün bu akıllara ziyan davalarla “ İktidar iyi ama muhalefeti kötü! ” havası yaratılmak isteniyor. Tutarsa! “ Casus ” yazımda casusluğu en aşağılık suçlardan biri olarak nitelerken, ağırlığı ve “ kıymeti ” olan hırsızlık, yolsuzluk, teröristlik ve nihayet casusluk gibi birçok suçun olur olmaz herkese yapıştırılarak iyice “ değersizleştirdiğini ” söylemiş ve bu memleketin insanlarının bundan böyle ‘ casus ’a “ Mamak Cezaevi’ndeyken bizim baktığımız göz ve duyguyla bakamayacaklarını ” anlatmaya çalışmıştım. Özkan da cezaevinden dışarıya yazdığı “ Hakikat Mektupları ”nda, casusluk iddiasının ne devlet ciddiyetine ne yargı bağımsızlığına ne de milli güvenliğe yakışmadığını, tümüyle akla aykırı olduğunu, tek bir kanıtın bile ortaya konulmadığını anlatmış ve “ Ne yazık ki, casusluk gibi milli güvenliğimiz adına ciddiye alınması gereken bir konu, siyasi hesaplarla sulandırılarak haftalarca ülke gündemine dahil edilmiştir. Emekli bir subay olarak bu sözde iddianın en az casusluk kadar ülkemize ve devletimize zarar verdiğini hatırlatmak isterim ” demişti. Tam da bu işte! Ara sıra dillendirilen “ devlet aklı ”nın kırıntısı varsa bu casusluk suçlamasının kendisinin “ casusluğu sulandırmak ” olduğu ve vatana, millete, ülkeye, devlete büyük zarar vereceği görülür. Sanırım ceza yasamızda “ suçu sulandırmak ” diye bir madde yok. İftira , Suç uydurma , Adil yargılamayı etkileme / delil çarpıtma, Gerçek failin korunması ve Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma gibi ilişkilendirilebilecek maddeler var ama “ suçu sulandırmak ” yok. Dün ilk duruşması yapılan “ casusluk ” suçlaması herhangi bir TCK maddesine göre değilse bile akıl ve vicdan ölçüsüne göre, her şeyden önce ülkeye zarar anlamına gelen “ casusluğu sulandırmak suçu ”ndan başka bir şey değil.

Go to News Site