Milliyet Yazarlar
Yaşananları, konuşulanları, tartışılanları gördükçe, Simon Cuper'in, "Futbol asla sadece futbol değildir" kitabı aklımdan çıkmıyor. Gördünüz işte, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu'nun Anadolu Ajansı'na yaptığı röportajı kıskandım! Öyle güzel cevaplar vardı ki, bazı şeyleri elinin tersiyle vurduğu tokat gibi cümle aleme anlattı. Eleştirilebilecek yanları da var, "Bu ne diyor?" diye meraklandırdıkları da... "Helal olsun" denecek sözleri de var, "delikanlılık" raconundan ayrılmadan konuştukları da... Mealen, "Daha iyisi yapılana kadar en iyisi bu" diyor futbol yönetimi hakkında Hacıosmanoğlu... Fakat şunu anladığını anladım; kulüplere de, yönetimlere de artık eskisi kadar sonsuz güven duymadığı belli... Ne diyor TFF Başkanı: "Kendi menfaatlerine yarayacak şekilde taraftarlarını yönlendirmeye çalışabilirler. Bizim kalbimizle dilimiz bir. Kimseye art niyetli bir düşüncemiz yok. Bazen dostların tarafından zan altında bırakıldığında o size dokunuyor. Geçen sene kendime de kızdım. Dost bildiklerimizin kendi camialarını konsolide etmek için bizi zan altında bırakmaktan kaçınmalarını istiyorum. Ahlaksız insanlar çok." Yabancı konusunda nasıl da dirayetli davrandı İbrahim Hacıosmanoğlu... Kulüplerin isteklerine pabuç bırakmadı. Bir şey zırt-pırt değiştirilmez ki... 14 yabancının dördü genç olacak, üstelik belli kriterler aranacak. Herkesin yıllarca dillendirdiği de bu değil miydi? Haydi başkan; müjdenin sonunu bekliyoruz, nasıl olacak, neler istenecek? Şampiyonluk payının kaldırılıp, diğer kulüplere eşit dağıtılması kararı aceleye gelse de, konuşmasında inandırıcı olmayan iki durum var ki, İbrahim Hacıosmanoğlu adına üzgünüm. Çünkü gerçekten inanarak söylüyordu çünkü... Hakemler konusunda coştu Sayın Başkan... Dünya Kupası'nda hakemimiz bulunmamasının sorumlusunun kendisi olmadığını söylüyor. Haklı! Bu iş 2022'den bugünlere geldi tabii ki... İlmek ilmek işlene işlene, yol boyunca eksile eksile... Ancak rica-minnet FIFA kokartı taktığımız hakemlerin bulunduğu bir ortamda, yine mi boyun bükeceğiz, elit hakemlerimizi bollaştırmak için... Hiç şeker çuvalıyla ipek atlastan aynı kıyafet dikilir mi? Diğer inandırıcı olmayan da, tek tip sözleşme durumu... Allah aşkına, bu kadar sıkı(!) bir lisans talimatının olduğu yerde, kim cesaret edebilir ki arka yolları dolanmaya! Futbolcunun "imaj hakkı"nın düşünüldüğü yerde futbolun "imaj"ını kim düşünür ki... Siz hiç bu sözleşmeler konusunda büyüklerin birbirinin tavuğuna "kışt" dediğini gördünüz mü? Taraftar sosyal medyadan yazar, ancak kulüpler birbirini, dümenlerini bozar mı? "Varsa bir bildin söyle" derseniz, eminim ama ispatlayamam. Ama yarın, söylendiği gibi UEFA'dan bu konuda bir ceza gelirse, siz ne yapacaksınız? "Asgari ücretli futbolcu yoktur" dedikten sonra, Riva'ya dönüp, "Hiç var mı?" sorusunu sordunuz mu? Yoksa cevabı belli mi? En çok konuşulan da, Anayasa Mahkemesi'nin verdiği Tahkim Kurulu'nun tarafsızlığıyla ilgili kararı ile ilgili yaptığınız konuşma... "FIFA, UEFA duymasın. Bizi askıya alır" derken herkes bir anda kendi kendinizi ihbar ediyormuşsunuz fikrine kapıldı. Ama buradan söyleyeyim, değil... Mesaj gerekli yerlere ulaştı zaten... Fakat, madem bu kadar titiz davranıyorsunuz, "Hodri meydan", Anayasa ile güvence altında tutulan Tahkim Kurulu'nun, kitapta işi ne? Kaldırılmasını sağlayıp bakalım, görelim özerk Futbol Federasyonu'nu... * * * Başta da dediğim gibi, röportajı kıskandım... Acaba ben olsam neler sorardım Sayın Başkan'a diyerek kendimi yokladım. Mesela, herkesin dillendirdiği, Galatasaray Başkanı Dursun Özbek tarafından yapılan "Sakın ha" uyarısının kendisinde nasıl bir etki oluşturduğunu sorardım. Mesela, hakem atamaları konusunda birçok şey atıp-tutuldu. Hani kulüplerin yer aldığı bir komisyon görevlendirmeleri yapacaktı. Hani hakemlerin performansı konusunda şeffaf davranılacaktı. Hani "Tutarlılık İzleme Modülü"? Bu yapılanlar tutarlı mı? Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı ile yaşanan bu kan davasının(!) ne kadar daha devam edeceğini yoklardım. Geçmiş dönemlerde olduğu gibi, Dünya Kupası'nda kaç misafir ağırlanacağını sorardım? Prim olarak vaat edilen villaların futbolcularla hiç konuşulup konuşulmadığını, verilecekse bunun zamanı için meraklanırdım. Offf, çok mu kötüyüm ne!
Go to News Site