Kars 36 Haber
ENGELLİLERİN GERÇEK GÜNDEMİ: KAMERALAR KAPANIYOR, SORUNLAR YERİNDE KALIYOR FARUK OCAK Her yıl aynı tarihlerde aynı görüntüler ekranlara yansıyor. Kürsüler kuruluyor, mikrofonlar uzatılıyor, kameralar açılıyor ve engelli bireylerin yaşadığı sorunlar birkaç dakikalık konuşmaların arasına sıkıştırılıyor. “Engelleri birlikte aşacağız…” “Her zaman engellilerin yanındayız…” “Onların hayatını kolaylaştıracağız…” Ancak kameralar kapandıktan sonra değişen pek bir şey olmuyor. Çünkü bu ülkede engelli bireyler ve aileleri artık söz değil, gerçek çözüm görmek istiyor. Bugün milyonlarca engelli birey; eğitimden istihdama, ulaşımdan sağlığa, sosyal yaşamdan ekonomiye kadar hayatın her alanında görünmez duvarlarla mücadele ediyor. Üstelik bu mücadele yalnızca fiziksel engellerle sınırlı kalmıyor. İnsanlar artık sistemsizlikle, ilgisizlikle, adaletsizlikle ve psikolojik yorgunlukla da mücadele etmek zorunda bırakılıyor. Birçok aile yıllardır çocuklarının eğitimi, sağlığı ve geleceği için mücadele ediyor. Engelli bireyler okumak, çalışmak, üretmek ve kendi ayakları üzerinde durmak istiyor. Ancak karşılarına çoğu zaman erişilemeyen şehirler, yetersiz istihdam politikaları, karmaşık rapor sistemleri ve çözülmeyen bürokratik engeller çıkıyor. Bugün hâlâ binlerce engelli genç, üniversite mezunu olmasına rağmen iş bulamıyor. EKPSS’ye giren adaylar umutla atama bekliyor, ancak açıklanan kontenjanlar ihtiyacın çok altında kalıyor. Kamuda engelli istihdam kotasının yetersiz oluşu, binlerce insanı yıllarca beklemeye mahkûm ediyor. Özel sektörde ise birçok engelli birey ön yargılar nedeniyle geri planda bırakılıyor. İnsanların yeteneklerine değil, engellerine bakılıyor. Oysa engelli bireylerin ihtiyacı acınmak değil; fırsat eşitliği ve adil bir yaşamdır. En büyük sorunlardan biri de insanların artık sisteme olan güvenini kaybetmeye başlamasıdır. Çünkü toplumda giderek yaygınlaşan bir düşünce var: “Bir yerde dayın var mı?” “Güçlü bir tanıdığın var mı?” “Üst makamlarda bir akraban var mı?” Ne yazık ki birçok insan artık bazı kapıların emekle değil, bağlantılarla açıldığına inanıyor. Güçlü bir çevresi olanın sorunları kısa sürede çözülürken, geride kalan binlerce engelli birey aynı sıkıntıları yaşamaya devam ediyor. İşte insanları asıl yoran da budur. Çünkü sürekli mücadele etmek zorunda bırakılan insanlar zamanla yalnızca bedenen değil, ruhen de tükeniyor. Bir anne düşünün… Çocuğunun geleceği için yıllarca mücadele ediyor ama sonuç alamıyor. Bir genç düşünün… Okuyor, sınavlara hazırlanıyor, kendini geliştiriyor ama yine de karşısına kapılar kapanıyor. Bir engelli birey düşünün… Sadece kaldırımı güvenli kullanabilmek, toplu taşımaya binebilmek ya da kimseye muhtaç olmadan yaşayabilmek istiyor. Fakat sürekli aynı sorunlarla karşılaşmak insanlarda derin bir yorgunluk oluşturuyor. Kaygı bozuklukları, umutsuzluk, tükenmişlik ve psikolojik baskı giderek büyüyor. Çünkü insanlar artık sadece ekonomik değil, duygusal olarak da yıpranıyor. Engelli bireyler bir haftalık hatırlanmak istemiyor. Bir fotoğraf karesinde görünmek istemiyor. İki kamera karşısında verilen boş vaatleri duymak istemiyor. Çünkü artık herkes neyin samimi, neyin göstermelik olduğunu anlayabiliyor. Bir gazeteye demeç vermekle sorunlar çözülmüyor. Sosyal medyada paylaşım yapmakla hayatlar değişmiyor. Kürsüye çıkıp alkış almakla engeller ortadan kalkmıyor. Gerçek destek; kameralar kapandıktan sonra da insanların yanında durabilmektir. Bugün engelli bireyler ve aileleri boş vaatler değil; uygulanabilir, şeffaf ve insani çözümler bekliyor. Kamuda engelli istihdam kotası artırılmalıdır. EKPSS sistemi engel gruplarına uygun şekilde yeniden düzenlenmelidir. Engelli aylıkları insan onuruna yakışır seviyeye çıkarılmalıdır. Gelir testi kişi bazlı yapılmalıdır. Sağlık raporu sistemindeki mağduriyetler sona erdirilmelidir. Engelli bireylerin kazanılmış hakları korunmalıdır. Şehirler ve kamu alanları erişilebilir hale getirilmelidir. Eğitimde gerçek fırsat eşitliği sağlanmalıdır. Çünkü engelli bireyler yardım değil, eşit yaşam hakkı istemektedir. Unutulmamalıdır ki bir toplumun gerçek medeniyeti; en çok konuşanların değil, en çok mücadele etmek zorunda bırakılan insanların nasıl yaşadığıyla ölçülür.
Go to News Site