Collector
Tersine dönmeli her şey | Collector
Tersine dönmeli her şey
BirGün Gündem

Tersine dönmeli her şey

Olup bitenin en özlü biçimde tanımını, Salı günü Silivri’de 4 No.lu salonuna başı dik, alnı tertemiz giren sevgili meslektaşım – kardeşim Merdan Yanardağ yaptı. Kendisini karşılayan onlarca dostuna, sevenlerine, çalışma arkadaşlarına ve tanıyan – tanımayan izleyicilere dönerek, yumruğunu havada sıktı ve şu cümleyi haykırdı: “Emperyalistlerin işbirlikçileri, yurtseverleri casuslukla suçluyor…” Her şeyin, sadece 5 sözcükle tarifiydi bu cümle. Ülke ve dünya “tersine” dönmüş durumda, çünkü… Bundan 25 sene önce, bu ülkede iktidara gelmek üzere emperyalistlerle karanlık ve leş kokulu dehlizlerde aşağılık pazarlıklar yapan, bu Cumhuriyet’in yıkım projesini, üzerine ellerinden kan damlayan parşömenlerin üzerine çizenler, bugün bu vatanın gerçek sahiplerine iğrenç kumpaslar kurmaktan yorulmuyorlar. Mâhut “Casusluk Davası” nın 160 sayfalık iddianamesini neredeyse satır satır okuduk ve dinledik günlerdir. Bırakın tek bir sayfasını, tek bir paragrafında, satırında, hatta sözcüğünde bile Merdan Yanardağ ’ı, Ekrem İmamoğlu ’nu veya Necati Özkan ’ı casuslukla ilişkilendirebilecek bir unsur bulunamadı. Hüseyin Gün de ifadesinde, “Ben aslında Türkiye Cumhuriyeti devleti nam ve hesabına çalışmalar yapmak üzere bizzat Tayyip Erdoğan’ın 2016 – 2018 arasında Başbakanlık Müsteşarı’ndan (sonradan yeni sistemin ilk Cumhurbaşkanı Yardımcısı – 2018 - 2023) özel yetki belgesi aldım” deyip, mahkemeye de o belgeyi sunduktan sonra, iddianamedeki “casusluk” iddiası iyice buharlaştı. Kumpas ortaya dökülmüş oldu. Hem M . Yanardağ ’ın hem de E . İmamoğlu ve N. Özkan ’ın ifadelerinde ortaklaşa vurguladıkları üzere, davanın 2 temel amacının; “İmamoğlu’nun siyaseten önünü kesmek ve Merdan’ın adını bu davaya iliştirip o bahaneyle TELE1’e çökmek” olduğu gerçeği iyice billurlaştı. Tipik bir kumpas yargısı uygulaması olarak da, Çarşamba sabahı savcılığın verdiği mütalaa ile, “onca aydır soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde talep edilmesine gerek duyulmayan bilgilere şimdi ihtiyaç duyulduğu” söylenerek, ardından tutukluluk durumlarının devamına karar verildi. Maksat apaçık… Son 14 aydır amatörce kurgulanmış 5’nci sınıf senaryoların peş peşe çekilmeye çalışıldığı bu kapkaranlık platoda, “CHP’nin casusluk da dahil her türlü pisliğin içinde olduğu” temalı bir sözde korku filminin pervasızca çekimlerine devam edebilmek. Tabii, bir yandan da “Merdan’ı içeride bağlayıp, TELE1 mezatını utanmazca ve hayasızca hayata geçirebilmek.” Zaten bir elin parmakları kadar bile bırakmadıkları bağımsız TV kanallarından birinin daha fişini nihai olarak çekebilmek. Bir yandan da filmin başka uzantıları, eli kirli yapımcıların başka setlerinde çekilmeye çalışılıyor. Gün geçmiyor ki, CHP’li bir belediye başkanına ait bazı çirkin iddiaların servis edildiği haberler, yandaş medyada zuhur etmesin. Artık öylesine doludizgin bir pislik üretimi sürecine girilmiş durumda ki, bırakınız “bel altı” senaryolarla ile uğramayı, yatak odaları, yorganlar ve çarşaflara bile bulaşacak kadar âdîleşme eğilimi gösteren bir senaristler grubunun kıskacına girmiş durumda bu canım ülke. Yıllardır bu halkın ekmeğine aşına el uzatan hırsızlar, yankesiciler, emek sömürücüleri, işçi – kadın – çocuk katilleri, tacizciler ve tecavüzcüler, adeta “suç dosyalarından kendi isimlerini kara bir mürekkeple silip, yerine başkalarının isimlerini yazma” gayreti içinde görülmektedir. Bu senaryonun vücut bulmasının ve vizyona girmesinin engellenmesi, bugün bu ülke vatanseverlerinin birinci derecede sorumluluğundadır. Çünkü bu pislik kokulu gündemin, vatandaşın asıl can alıcı sorunlarını unutturmak için ülkeye hakim kılınmasına mâni olmak gibi bir görev, omuzlarımızdadır. Emperyalizmin işbirlikçileri, adeta “yavuz hırsız” konumuna geçmiş, “ev sahiplerini bastırma” peşindedir. Ülkenin yurtseverlerine kumpas kurup onları “elimine etmek”, zaten FETÖ irtibat ve iltisakı ile yakın geçmişte “lisans derecesinde hayata geçirdikleri, şimdi de doktorasını yapmak üzere oldukları” bir sürecin ta kendisidir. On yıllardır yarım bıraktıkları o hain misyonu bugün gerçekleştirmenin, üstelik de “gidici olduklarını” iyice sezdiklerinden, bir an önce gerçekleştirmenin telaşına girişmişlerdir. Bu telaş da onlara yanlış üstüne yanlış yaptırmakta, hain emellerini iyice açık etmektedirler. Mahkeme salonlarında, kumpas iddianameleri onurlu hukukçular tarafından birbiri ardına “lime lime parçalanırken” dışarıda da iliği - kemiği sömürülen halkın, emekçilerin ve emeklilerin isyanı çığ gibi büyümeye başlamıştır. Sömürgen para babalarının da, karanlık mahfillerde yurtseverlere, devrimcilere, gerçeğe fener tutan gazetecilere, emeğinin gasbedilmesine isyan eden tüm yurttaşlara da kefen biçmeye çalışanların da ellerindeki kefenlerin birer birer yırtılması yakındır. O yüzden, aynı Merdan ’ın “Emperyalist işbirlikçiler yurtseverleri yargılıyor” sözüyle tarif ettiği bu tezgahın ve her şeyin “tersine çevrilmesi” görevinin ifası, bugün hayati önem taşıyor. Demokrasiden, hak ve özgürlüklerden yana, emperyalizme ve faşizme karşı tüm güçler, “ayrıyı gayrıyı” bırakıp bugün artık kol kola vermenin zamanın geldiğini artık kavramalıdır. Bağımsız ve haysiyetli, kalemini - klavyesini - mikrofonunu satmamış medya olarak bir avuç kalmış olsak da, elimizdeki mevzilerde gecemizi gündüzümüze katarak bu gerçekleri halka duyurmalıyız. Mürekkebimizin son damlasına, elimizdeki terabyte’ların gigabyte’ların son “bit” ine kadar. Gün, ayakta daha sağlam durma ve siperlerimizi asla terk etmeme günüdür. Her şeyi tersine çevirmenin zamanı tam da bugündür.

Go to News Site