BirGün Gazetesi
Rusya’da kutlanan “Zafer Günü” vesilesiyle bir açıklama yaparak, Ukrayna’yla barış görüşmelerine hazır olduklarını açıklayan Putin’e ilk ret yanıtı Almanya’dan geldi. Putin, Nazi Almanyası’nın kayıtsız şartsız teslim olduğu 9 Mayıs’ta (Batı Avrupa’da 8 Mayıs) Moskova’da düzenlenen geleneksel kutlamalardan sonra yaptığı açıklamada, Almanya’nın eski Başbakanı Schröder’i de arabulucu olarak önermişti. Schröder, dört yıl önce, Ukrayna Savaşı başladıktan kısa bir süre sonra, kendi inisiyatifiyle de arabuluculuk girişiminde bulunmuş, Putin ve Ukraynalılarla görüşmeler yapmıştı. Sosyal demokrat Schröder’in girişimleri, Almanya’nın o dönemki sosyal demokrat başbakanı Scholz başta olmak üzere hükümet, ana muhalefetteki Hristiyan demokratlar ve ana akım medya tarafından ciddiye alınmamıştı. Putin’le olan yakın dostluğu ve Başbakanlıktan ayrıldıktan sonra Rus enerji firmalarının temsilciliklerini üstlenmesi nedeniyle ağır eleştiriler alan Schröder, “arabulucu” olarak şimdi bizzat Rusya devlet başkanı tarafından gündeme getirildi. Ve bu kez de öneri Hıristiyan demokrat Başbakan Merz tarafından geriye çevrildi. PUTİN’İN SÜRPRİZ ÖNERİSİ Putin barış görüşmelerini gündeme getirip bir Alman politikacıyı arabulucu olarak önerirken, Almanya’nın sosyal demokrat Savunma Bakanı Pistorius ise Ukrayna’nın başkenti Kiev’de iki ülke arasındaki çok sayıda ortak silah ve cephane üretimi projeleriyle ilgili işbirliğini geliştirmeye kararlı oldukları mesajı veriyordu. Bu işbirliği, büyük ölçüde Almanya tarafından finanse edilecek yeni silah sistemlerinin Ukrayna tarafının dört yılı aşan savaş deneyimleriyle zenginleşen know-how’uyla geliştirilmesini öngörüyor. Bu projelerin başında da Rusya’nın ülke derinliklerindeki stratejik konumu olan askeri ve ekonomik hedefleri vurabilecek uzun menzilli SİHA’larla, kara ve denizde kullanılan insansız saldırı araçlarının üretimi geliyor. Pistorius da Moskova’dan gelen son mesajları ciddiye almayanlardan. Aslında Putin’in önerisini savaşı sonlandırmak için fırsat olarak değerlendirmek gerektiğini savunanlar da var. Bunlar arasında geçmişte etkin görevlerde bulunan bazı sosyal demokrat politikacılar da yer alıyor. Ancak bunlar azınlıkta kalıyor. Öte yandan gelişmeleri serinkanlılıkla değerlendiren bağımsız analistler bu durumun gerçekten de bir barış fırsatına yol açabileceğine işaret ettiler. Bunlar Putin’in artık savaşın başındaki maksimalist taleplerini içermeyen yeni açıklamalarının yanı sıra, Moskova’da önceki yıllardakinin aksine “tanksız-topsuz” yapılan geçit törenindeki düşük katılımı bir “yumuşama” mesajı olarak görüyorlar. Bu arada arabulucu olarak Schröder’in halefi, eski Başbakan Merkel’in adı da ortaya atıldı, ama bu öneri de fazla tartışılmadan bir kenara atıldı. Almanya’nın dört yılı aşkın süren bu savaşı sonlandırmak üzere ağırlığını koyması yolundaki Moskova’dan gelen sürpriz öneri, birkaç gün içinde gündemden kalkmış durumda. Egemen görüş, Ukrayna’ya verilen askeri ve ekonomik desteğe devam ederek Putin’i yenilgiye uğratma stratejisine dayanıyor. Son gelişmeler de bu çerçevede değerlendiriliyor. BERLİN’İN NİYETİ YOK Rusya’nın cephedeki üstünlüğünü yitirmek üzere olduğu ileri sürülüyor. Halk içindeki savaş yorgunluğunun arttığına, Ukrayna’nın özellikle SİHA’larla ülkenin çeşitli yerlerindeki petrol rafineleri gibi önemli tesislerine verdiği ağır zararlara ve savaştaki kayıplar nedeniyle asker bulmakta zorlanıldığına işaret edilerek, bu durumun Putin’in otoritesini sarsmaya başladığı, önümüzdeki sürecin onu daha da yıpratacağı savunuluyor. Moskova’daki askeri geçit töreninde ağır silahların olmamasının da Putin’in Ukrayna SİHA saldırılarından korkmasından kaynaklandığını ileri sürülüyor. Bu arada bilindiği gibi ABD Başkanı Trump’ın bu savaşı sonlandırmak için yürüttüğü girişimler de sonuçsuz kalmış durumda. Trump, Avrupalıları devre dışı bırakarak bir sonuç almaya çalışıyordu. Üstelik bütün bunları barış hedefiyle değil, dünyanın başka yerlerinde savaşlara hazırlık için yapıyordu. Bu girişimlerin kalıcı bir sonuç vermeyeceği baştan belliydi. Ancak Putin’in önerisi, onun Ukrayna’ya şu anda en büyük askeri ve ekonomik yardım veren Avrupa’nın en büyük ülkesi olan Almanya’nın ağırlık koyabileceği bir süreci kabul ettiğini gösterdiği için ciddi bir fırsattı. Kuşkusuz Schröder gibi tarafsızlığı tartışılır olmuş bir politikacıyla bu sürecin ilerlemesi çok zordu. Ancak Berlin onun yerine bir başka arabulucu önererek tarafları masaya oturtma şansını zorlayabilirdi. Olmadı. Almanya’nın binlerce genç insanın yaşamını yitirdiği, sakat kaldığı, sadece savaşan ülkelerde değil, tüm dünyada büyük ekonomik krize yol açan, insanlığı yeniden ağır bir silahlanma yarışına sokan bu savaşı sonlandırma şansı var. Savaş başladığında durum böyle değildi. Ama süreç içinde Almanya’nın ağırlığı arttı. Ancak Alman hükümetinin bu konuda bir inisiyatif almaya niyeti yok. Bütün bunlara rağmen barış hareketi halen binlerce kişilik katılımlarla ayakta. Son olarak Nazi Almanyası’nın teslim olduğu 8 Haziran “Kurtuluş günü’nde” ülkenin dört bir yanında, 150 yerde binlerce anti faşist öğrenci, derslere girmeyerek sokağa çıkıp bir yandan “savaşa hayır” mesajlarını topluma iletirken, diğer yandan da zorunlu askerlik hazırlıklarını protesto ettiler.
Go to News Site