Milliyet Yazarlar
Hedef olarak Bayern Münih’i örnek almak, çıtayı yukarıya koymak çok güzel. Madem hedefi yükseltiyorsun, o zaman ona göre hareket etmek zorundasın. Kulüpleri yöneticiler yönetir. Bu konuda Galatasaray Başkanı Dursun Özbek de çok başarılı. Kulübün gelirini tavan yaptırdı. 1 milyon forma satmak ne demek? Osimhen gibi bir yıldıza 75 milyon euro bonservis verip transfer etmek büyük bir olay. 4 sene üst üste şampiyonluk, Şampiyonlar Ligi’nde çok zorlu rakiplerle karşılaşıp çeyrek finalin kapısından dönmek... Bunlar hep alkışlanacak şeyler. Daha da önemlisi taraftarın o müthiş desteği, futbolcuları parlatması gibi görüntüler dünyada sayılı kulüpte var. Şimdi gelelim esas mevzuya; Galatasaray neden Bayern gibi olamaz? Alman kulübünde futbolla kim ligileniyor; eski futbolcuları: Rummenigge, Hoenes, Oliver Kahn. Transferler de dahil futboldan bu isimler sorumlu. Hata yapma şansları çok az. Teknik direktörün en az 10 yardımcısı var. İki kondisyoner, taç atma hocası, duran top çalıştırıcısı, fizyoterapist... Daha birçok sorumlu var. Peki Cim-Bom bu konumda mı? Nasıl Bayern Münih gibi olacak? Transferleri iş adamları yapıyor. Okan Buruk’a soruyorlarmış... Kendisi bu karmaşada kime danışabiliyor? Neden yanında Mertens, Elmander, Sneijder gibi bir sportif direktör yok. Üstüne basa basa söylüyorum. Mertens önceliğim. Okan hocanın mutlaka danışabileceği birileri olmalı. Devre arası avaz avaz ‘Bu takımın orta sahası iyi değil, güçlendirilmesi lazım’ dendi. Öyleyse hangi transferler yapıldı? Lang ve Asprilla’nın ikisi de kanat oyuncusu. Nhaga ve Can Güner geleceğe dönük transferler. Orta sahadaki sorun devam etti. Evet şampiyonluk geldi ama ne oynanan futboldan ne de takımın temposundan taraftar mutlu olmadı, hatta kalp krizi geçirdi! Orada iyi bir sportif direktör olsaydı, transferleri iş adamları yapmasaydı bu sıkıntı da yaşanmazdı. Belki bunları yazıyorum diye rahatsız olacaklar ama işin gerçeği de bu. Okan Buruk’un takımdaki tempo problemini yeni sezon öncesi mutlaka çözmesi gerekiyor. Futbol tüm dünyada atletik hale geldi. PSG, Arsenal ve Bayern’in temposunu görüyorsunuz. Hedefi oralara koyduysanız, buna çözüm de bulacaksınız. Transfere bakıyorum, bir sürü şeyler yazılıp çiziliyor, bilhassa Icardi ile ilgili... Onu bir kenara koyuyorum, Salah’ın ismi geçiyor. Bu adam 34 yaşında. Liverpool çarpı koymuş, Galatasaray mı alacak? Van Dijk da aynı yaşlarda. 18 milyon euro bonservisi var. Herhalde kendi de en az 12 milyon euro ister. Aklıma Sergio Ramos geliyor. Real Madrid’in efsanesiydi, oradan ayrıldı, bitti. Aynısı bu transferleri yapanların da başına gelir. Bu isimler konuşuluyorsa senin elinde 33 yaşında Icardi var. Bitiricilik konusunda bir dünya markası. Sen bunu göndermek için bir sürü senaryolar yazıyorsun. Bu sezon sakatlığı oldu, buna rağmen 16 gol attı. Yöneticler sezon boyunca ‘Icardi devam edecek mi?’ diye sorulan sorulara, ‘Taraftar karar verecek’ diye yanıtlar verdi. Yani Icardi’nin ipini çoktan çekmişlerdi. Okan hoca da buna ayak uydurdu, 80’li dakikalarda oyuna aldı ve onu küstürdü. Buna rağmen Icardi öyle bir Galatasaraylı ki, hep aidiyet duygusu ağır bastı, şu an gitmek istemiyor. Para da konuşmuyor ama ben Icardi sayfasının kapandığını seziyorum. Yıllar önce Gomis’e söz verildi; ‘Şu kadar gol at, sana 500 bin dolar zam yapacağız’ dendi. Gomis o golleri attı ve bu para verilmedi. Fransız forvet de ayrıldı. Bu futbolcunun yerini doldurmak için 60 milyon euro sokağa atıldı. İki sene sonra Gomis tekrar kadroya dahil edildi. Şu an korkarım ki Icardi’de de aynı şey yaşanacak. Osimhen gibi bir oyuncu kadroda var ancak önemli olan bu iki ismi birlikte arkalı-önlü oynatmak. Okan Buruk, çift santrfora göre sistem kursa, Yunus çizgide oynasa, Bernardo Silva gibi bir 10 numara gelse Galatasaray, Devler Ligi’nde rahatlıkla çeyrek finale çıkar. Dilerim teknik direktör bu doğrultuda planlar yapıyordur.
Go to News Site