Collector
Eğitim ve toplum ilişkisi, hormonlu notlar, aidiyet? | Collector
Eğitim ve toplum ilişkisi, hormonlu notlar, aidiyet?
Milliyet Yazarlar

Eğitim ve toplum ilişkisi, hormonlu notlar, aidiyet?

Bir okurumuz çarpıcı bir değerlendirme göndermiş. Katılırsınız, katılmazsınız ya da farklı bir bakış açısı getirebilirsiniz ama onunki de yabana atılır cinsten değil: “Okul, toplumun laboratuvarıdır; okulda bozulan bir formül, sokağın kimyasını da değiştirir. Toplumsal çürüme dediğimiz olumsuzluklar eğitim kurumlarında başlar…” Yumurta-tavuk bağlamında olduğu gibi tam tersini savunanlar da çıkabilir. “Sokaktaki bozulma okulu da etkiliyor” diyebilirler… Aslına bakarsanız yaşam ve ilişkiler bileşik kaplar gibidir. Biri dibe vurduğunda diğerlerini de aşağı çeker; doğru olanı yaptığınızda da en zayıf halkaları güçlendirerek en diptekileri bile yukarı çıkartır. Sosyolojik olayları fazla ciddiye almıyoruz ama çok önemliler. Dünya genelinde yaşanan en önemli sorunların kökeninde güncel değişimlerin yarattığı sancılar var. Örneğin iç ve dış göçler, bozulan ekonomik dengeler, dijital yaşam, uzayan yargı süreçleri, ekran bağımlılığı, değişen güç dengeleri, okumuşların çaresizliği ve daha pek çok neden sosyolojik dengeleri altüst etmeye yetiyor da artıyor. Peki bu dengeleri eğitim ve okullar mı bozuyor yoksa bozulan o dengeler eğitimi de mi etkiliyor? Eğitim sistemimiz, sınav odaklı ezberci eğitim sistemi nedeniyle bir kenara ittiğimiz ulusal ve bireysel kimliklerin korunması konusunda çok daha duyarlı hale gelmek zorunda. Çocuklarımız akademik donanımın yanı sıra tıpkı doğal afetler, dijital dayatmalar, ekonomik sıkıntılar, haklar ve sorumluluklar konusunda olduğu gibi çağımıza özgü sosyolojik sorunların getirdiği sıkıntılarla mücadele etme konusunda da daha yetkin hale getirilmelidir. Öylesine güçlü bir kişilik ve özgüven inşa etmeliyiz ki sorunların altında ezilen değil, üstesinden gelen gençlerle geleceğe çok daha güvenle yol alalım… Hormonlu notlar Liselere ve üniversiteye girişte hormonlu notların büyük haksızlıklara neden olduğunu sağır sultan bile duydu ama YÖK, ÖSYM ve MEB hâlâ ya duymadı ya da farkındalar ama umurlarında değil! Kimileri okul başarı puanının etkisinin kaldırılmasını ya da en düşük düzeye indirilmesini öneriyor ki bu da tıpkı hormonlu notlar gibi yanlışların en büyüğü olur. Zaten dibe vurmuş olan okul içi disiplin ve akademik başarı, “Nasıl olsa liseye, üniversiteye girişte bir faydası yok” diye daha da erozyona uğrayabilir. Doğru olan, okul içi eğitimin önemini daha da artırmak ve sınavlara etkisini, eskiden olduğu gibi ağırlıklandırılmış başarı puanını daha adil bir hale getirmektir. O sistemde okul ortalaması 50 olarak kabul edildiği için herkese 100 üzerinden 100 verseniz bile kimseye bir yararı olmuyor ve daha adil bir not sistemi uygulanıyordu. ÖSYM, MEB ve YÖK her adil uygulama gibi bunu da rafa kaldırarak bugünkü sistemin mimarı haline geldiler. Umarız bu yanlış uygulama kervanına devlet okulları ve ciddi kolejler de katılmaz ve yeni sınav döneminde soruna daha adil ve köklü bir çözüm üretilir… Aidiyet duygusu! Milletleri millet yapan en önemli duygulardan birisi de aidiyet duygusudur. O duygu ne kadar güçlü ve sarsılmaz ise o ülke ve o millet o kadar güçlüdür. Peki bu konuda ne kadar başarılıyız? Cumhuriyetin ilk yıllarındaki o coşku ve heyecan fazlasıyla devam ediyor dersek yalan olur. Ülkemizi de milletimizi de çok seviyoruz ama kırılma noktalarımız o kadar çok ki fatura hep devlete ve millete çıkıyor. Oysa sorunlardan pek çoğunun asıl sorumlusu bizzat bizleriz… Nerede hata yapıyoruz? Hastalığı doğru teşhis etmeden doğru tedavi yöntemleri uygulanamayacağına göre belki de ilk el atmamız gereken konu bu olmalı. Eğer bunu başarabilirsek gerisi kendiliğinden gelecektir ve bu da zoru seven bizim gibi bir ülke ve ulus için o kadar zor olmamalı. Sorunları zamana yaymadan, krize dönüştürmeden çözersek, adil olursak, aklı, bilimi, liyakati, üretimi ve kurucu değerlerimizi referans alırsak, çözümü hep başkalarından bekleme yerine taşın altına ilk önce kendimiz elimizi koymayı alışkanlık haline getirirsek, devleti millete, milleti de devlete gözü kapalı inanacak ve güvenecek noktaya getirirsek hiçbir sorun bizi yıldıramaz!.. Özetin özeti: Günü değil geleceği kurtarmaya yönelik yeni bir bakış açısı geliştirirsek, yarınlar kesinlikle bugünlerden çok daha güzel olacaktır!..

Go to News Site