Milliyet Yazarlar
Bir nesne düşünün: Bir yanda yarım asırlık bir efsane, vitrinlerde hâlâ ulaşılmaz duran lüks çelik ikonik bir saat. Öte yanda renkli, hafif, cebe sığan bir saat. Cep saati ama o kadar gündelik ki çantaya da asılabiliyor bir kolye gibi de takılabiliyor, istenirse masa saati de oluyor. İşte Audemars Piguet (AP) ve Swatch iş birliği ile ortaya çıkan Royal Pop tam da bu iki dünyanın kasıtlı, zekice ve biraz da kışkırtıcı buluşma noktasında duruyor. Unutmayalım ki Audemars Piguet, Swatch Grubu’nun bir parçası değil. Bağımsız bir aile şirketi ve İsviçre saatçiliğinin zirvesindeki isimlerden biri. İşte bu nedenle Royal Pop neredeyse gerçek olamayacak kadar güzel bir haber ve inanılmaz ama gerçek. 1970’lerin başında İsviçre saat endüstrisi derin bir krize doğru sürükleniyordu. Petrol krizi, beraberinde gelen küresel enflasyon ve 1971’de Bretton Woods sisteminin çöküşüyle sabit kurdan dalgalı kur sistemine geçiş saatçiliğin temellerini sarsmıştı. Markalar yol ayrımındaydı, vizyon sahibi ilk marka Audemars Piguet oldu ve 1972’de Gérald Genta tasarımı Royal Oak’u (RO) piyasaya sürdü: RO, paslanmaz çelik kasası, sekizgen bezelindeki görünür vidaları ve “tapisserie” kadranıyla ilk entegre bilezikli lüks çelik spor saat olarak tarihe geçti. Üstelik fiyatı altın saatleri bile geçiyordu, alıcı da buldu. O zamandan beri Royal Oak, saat dünyasının en arzu edilen modellerinden biri. Royal Oak, 1979-1981 arasında aynı tasarım kodlarını cep saati olarak da yinelemişti. 1983’te piyasaya çıkan ve “ikinci saat” anlamına gelen Swatch ise niyetini açıkça ortaya koyuyordu: Ucuz, renkli, modaya uygun, değiştirilebilir. Birçok markayı ekonomik krizden kurtaran Swatch, saati bir statü göstergesinden çıkarıp günlük bir aksesuar hatta bir ifade aracına dönüştürdü. 1986’da çıkan Pop koleksiyonu ise bunu bir adım ileri taşıdı: Saat gövdesi kordona, klipse, bileziklere takılabiliyordu. Saat artık bilekte kalmayan, modüler, oyuncu, kimliğin parçası bir nesneye dönüşmüştü. Royal Pop ise tam da bu iki mirasın (lüksün hiyerarşisi ile popüler kültürün eşitlikçiliği) aynı kasada buluşmasından ibaret. Royal Pop Koleksiyon, 16 Mayıs 2026 tarihinden itibaren meraklıları şaşırtan bir tercihle cep saati olarak piyasada. (Meraklılar günler öncesinden oluşan kuyruklarda bekledi.) Bu proje, Walter Benjamin’in aura kavramını da adeta tersine çeviriyor: Orijinal Royal Oak’ın aurası cepte korunurken, saatin estetik mirası geniş kitlelere erişilebilir ve eğlenceli bir biçimde çoğaltılıyor. Özgün modelin prestijini taklit etmek yerine onunla şakalaşmayı tercih eden Royal Pop, biyoseramik bir kasaya sahip. Yalnızca 51 parçadan oluşan mühendislik harikası elle kurmalı mekanizması insan eli değmeden üretiliyor. Son kontroller insan eliyle yapılıyor olsa da mekanizmada vida yok, tamir edilemiyor. Audemars Piguet, bu iş birliğinden elde ettiği gelirin tamamını, yeni nesil saatçilik yeteneklerine odaklanan, saatçilik mirasının korunmasını ve aktarılmasını destekleyen özel bir girişimi finanse etmek için kullanacağını duyurdu. AP’nin payının saatçilik eğitimine bağışlanması projenin salt pazarlama değil iyi niyet barındırdığını da gösteriyor. Tepkiler ise her zaman olduğu gibi kutuplaşmış durumda, bir kesim var ki Swatch ne zaman bu tarz bir proje duyursa her defasında aynı katı tepkiyi gösteriyor ve bu tarz girişimleri kökten reddediyor. Oysa daha önce bu köşede yönetim anlayışını incelediğim AP CEO’su Ilaria Resta, muhafazakâr saat severlerden çok daha vizyoner bir bakış açısına sahip. Resta, genç nesiller de dahil olmak üzere daha geniş bir kitleyi mekanik saat yapımını farklı bir şekilde tecrübe etmeye davet ediyor. Swatch bir kez daha şaşırttı, Audemars Piguet ile birlikte hem cep saatini heyecan verici ve neşeli bir stil objesi olarak geri getirdi hem de yüksek nitelikli bir modeli herkes için erişilebilir kılmanın bir yolunu yine buldu.
Go to News Site