BirGün Gündem
Geçtiğimiz hafta, “ Gönülden Gönül’e ” Türk Müziği Grubunun yıl sonu konserine, eşimle birlikte gittik… Çok iyi çalışılmış, her şeyiyle çok güzel hazırlanmış konser sonunda salonu dolduran seyirciler, coşku dolu alkışlarıyla “solistleri ve koruyu” kutladılar… Kültürümüzün en önemli değeri olan musikimizin, Muallim İsmail Hakkı Bey, Zeki Müren, Rüştü Şardağ, Avni anıl, Melih Kibar, Sezen Aksu ve isimlerini sayamadığım çok değerli bestekarların unutulmaz eserlerini, gurubun birbirilerinden ayırt edemediğimiz yetkinlikteki sanatçılar seslendirdiler… Saatlerin nasıl geçtiğini anlamadan büyük beğeni kazanan enfes bir müzik şöleni dinledik… Konserin bu denli başarılı olması, Kültür Bakanlığı Ankara Klasik Türk Müziği sanatçısı Turgut Karadeniz’in yoğun çabasıyla gerçekleşti… ∗∗∗ Turgut Karadeniz;” grubun tamamının amatör olduğu, ev kadını, doktor, avukat hemşire, esnaf, iş adamı gibi çeşitli meslekten gelen emekli ve halen aktif insanlardan kurulu bulunduğu ” aktardı ve ekledi… En genci 20 yaşında Şimal Sevgili , en büyüğü 95 yaşındaki Orhan Kaçmaz ’ın yer aldığı tamamen amatör olan bu grup, değme profesyonellere taş çıkardı… Anlıyorum ki, başarının altı da yatan yalnızca çalışma aşkı değil, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in temellerinin çok sağlam olması ve halen çağdaş bir Türkiye’nin yurttaşı olma bilincinin özümsenmesi… ∗∗∗ Her ne kadar tarikatlar ya da onlara bağlı yerel mülki amirler, modern Türkiye’nin kadim kültürünü ortaya koyan sanata ve sanatçılara hınçlı olsalar da sansürlerle ya da akla hayale gelmeyen gerekçelerle konser, sahne sanatları veya plastik sanat gösterilerini engelleseler de Turgut Karadeniz gibi çağdaş sanatçıların çalışmalarına katılan binlerce sade vatandaşı, Cumhuriyetin ilkelerinden koparamayacaklar… ∗∗∗ Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk , “Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür ” derken yalnızca sanatı, edebiyatı ya da folkloru kastetmiyordu… Bu sözün içinde çağdaşlaşma, bilim, akıl, özgür düşünce ve toplumun ortak bir medeniyet hedefinde birleşmesi kastediliyordu… Çünkü kültür; bir milletin nasıl düşündüğünü, nasıl yaşadığını ve geleceğe nasıl baktığını belirleyen en temel güçtü... Cumhuriyet devrimi de tam olarak bu nedenle, eğitimden hukuka, sanattan kadın haklarına kadar büyük bir dönüşüm hareketi başlatmıştı… ∗∗∗ Bugün ise Türkiye’de kültür politikaları üzerine ciddi bir tartışma yaşanıyor… Özellikle iktidarın uzun yıllardır sürdürdüğü yaklaşım, birçok kesim tarafından Cumhuriyet’in kültürel birikimiyle çatışan bir çizgi olarak değerlendiriliyor… Sanat kurumlarının zayıflatılması, laik yaşam biçimine yönelik tartışmalar, eğitim sistemindeki sürekli değişiklikler ve bilim yerine ideolojik yaklaşımların öne çıkarılması bu eleştirilerin merkezinde yer alıyor… ∗∗∗ İktidarın söylediği “Kültür program ve kadromuzu oluşturamadık” sözü de bu nedenle çok tartışılmıştı... Bu ifade aslında yalnızca bir kültür politikası eksikliğini değil, aynı zamanda yeni bir toplumsal kimlik inşa etme isteğini de ortaya koyuyordu… Çünkü siyasal iktidarlar kültürü yalnızca sanat alanı olarak görmez; kültürü, toplumun düşünce yapısını şekillendiren bir araç olarak değerlendirir… ∗∗∗ İktidarın sözleri, mevcut Cumhuriyet kültürünün yerine daha farklı bir ideolojik ve toplumsal yapı kurma arzusunun işareti olarak yorumlanmalı... Buradaki temel soru şudur: Çağdaşlık ve modernite reddedilebilir mi? Dünyanın bilim, teknoloji ve özgür düşünceyle ilerlediği bir çağda, içine kapanan toplumların güçlenmesi mümkün müdür? ∗∗∗ Modernite yalnızca Batı’yı taklit etmek değildir; hukukun üstünlüğü, kadın erkek eşitliği, özgür birey, bilimsel eğitim ve üretken ekonomi demektir. Cumhuriyet’in kuruluş felsefesi de zaten bu değerler üzerine kurulmuştu… Kültürü yalnızca geçmişe dönük nostaljik bir anlayışa hapsetmek de toplumu geleceğe taşımaz… Gerçek kültür politikası; “sanatçıyı özgür bırakan, gençleri bilimle buluşturan, düşünceyi baskılamayan ve toplumun tüm renklerini koruyan bir anlayışla” mümkündür… Çünkü kültürünü kaybeden toplumlar, yalnızca sanatını değil, ortak hafızasını ve geleceğe dair yönünü de kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırlar... ∗∗∗ Yapılaması gereken “ sanata evet “diyen, bir toplum yaratmaktır… Sanatın ve sanatçının önderliğine inanan, yurttaşlar oluşturmaktır… Kadınların eşit olduğu ve tam eğitim aldığı, Taliban’da olduğu gibi köle olarak satılmadığı, laik demokratik özgür bir ülke oluşturmaktır… ∗∗∗ Bugün, 19 Mayıs, Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı ! Hepimize kutlu olsun! 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak Kurtuluş Mücadelesini başlatan Mustafa Kemal Atatürk , Türk milletinin emperyalist işgale karşı bağımsızlık iradesini ortaya koyduğu en önemli dönüm noktası olan bu tarihi Gençlere emanet etmiştir… Bayram; “bağımsızlık, özgürlük, çağdaşlık ve milli egemenlik ruhunu yaşatmayı” amaçlar… Aynı zamanda gençlerin spor, bilim ve kültür alanlarında güçlü bireyler olarak yetişmesinin önemini simgeler… ∗∗∗ Bayramlarına sahip çıkan ülkelerin gelecekleri aydınlıktır… Bayramları yok sayanlar ise halkın gazabından kurtulamazlar ve demokrasi ve hukukun üstünlüğüne inanmış ülkelerde sonunda sandığa gömülürler…
Go to News Site