Collector
Doğu Akdeniz'de üçgen oyun | Collector Fotoğraf: AFP

TÜRKİYE'DEN SESLER Type: news SEO Title: Doğu Akdeniz'de üçgen oyun copyright Independentturkish:"> Fotoğraf: AFP

TÜRKİYE'DEN SESLER Type: news SEO Title: Doğu Akdeniz'de üçgen oyun copyright Independentturkish:"> Fotoğraf: AFP

TÜRKİYE'DEN SESLER Type: news SEO Title: Doğu Akdeniz'de üçgen oyun copyright Independentturkish:">
Doğu Akdeniz'de üçgen oyun
Independent Turkish

Doğu Akdeniz'de üçgen oyun

Türkiye'nin güney sularında sessiz ama kararlı bir çevreleme stratejisi yürütülüyor. Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve İsrail, yıllardır inşa ettikleri ortaklığı 22 Aralık 2025'teki Kudüs zirvesiyle yeni bir aşamaya taşıdı. Üçlü askeri iş birliği planı imzalandı, enerji ve veri hatları için somut adımlar atıldı. Ankara, bu tabloya hazır mı? Daha doğrusu, Brüksel bu tablonun nereye gittiğini görüyor mu? Soruyu doğru sormak gerekiyor. Mesele bir ittifakın varlığını kabul edip etmemek değil; bu ittifakın hangi cephelerde işlediğini anlamak. Üç ekseni ayrı ayrı değerlendirmeden bütünü görmek mümkün değil: askeri entegrasyon, enerji ve veri altyapılarının jeopolitiği, KKTC topraklarının demografik güvenliği. İmzalanan plan, kurulan mimari Aralık 2025'te Lefkoşa'da imzalanan "2026 Yılı Trilateral Askeri İş Birliği Planı", salt bir tatbikat takviminden fazlasını içeriyor. Ortak özel kuvvetler eğitimi, hava ve deniz tatbikatlarının genişletilmesi, operasyonel bilgi transferi... Kâğıt üzerinde bunlar tanıdık formulasyonlar. Sahada ise bunların karşılığı var: İsrail Hava Kuvvetleri, Türkiye ile ilişkilerin bozulmasının ardından uzun menzilli uçuş eğitimlerini Yunan hava sahasına kaydırdı. İsrail Özel Kuvvetleri, Lübnan senaryolarını Trodos Dağları'nda tatbikat ediyor. Olası bir bölgesel savaşta İsrail limanlarının hedef alınması durumuna karşı, Rum ve Yunan limanlarını yedek lojistik merkezler olarak planlıyor. Şöyle söyleyebiliriz: tehdit anlık değil, yapısal; operasyonel değil, stratejik. Sualtındaki satranç Enerji ve veri hatları cephesi, ittifakın en sessiz ama en kalıcı boyutunu oluşturuyor. "Great Sea Interconnector" olarak bilinen proje, İsrail, Kıbrıs ve Yunanistan elektrik şebekelerini birbirine bağlayacak; 1.208 kilometre uzunluğunda, kimi bölgelerde deniz yüzeyinin 3.000 metre altına inen bir altyapı. AB bu projeye 657 milyon avro hibe desteği verdi. Türkiye ise güzergahın kendi kıta sahanlığından geçtiğini ve hem Türkiye'nin hem KKTC'nin egemenlik haklarını yok saydığını ileri sürerek projeye karşı çıkıyor. Ağustos 2025'te Doğu Akdeniz'de yaşanan Fugro Gauss krizi, bu gerçeği somutlaştırdı. Avrupa ve Orta Doğu'yu birbirine bağlayacak bir denizaltı fiber optik veri kablosu için sismik araştırma yürüten bu araştırma gemisi, GKRY'nin Türkiye'nin tescil edilmiş kıta sahanlığıyla çakışan bölgede NAVTEX ilanı yayınlamasının ardından Türk Deniz Kuvvetleri tarafından engellendi. Türkiye karşı-NAVTEX yayınladı; bölgeye bir fırkateyn sevk etti. Gemi, alanı terk etmek zorunda kaldı. Rum kesimi basını fiziki müdahale olmadığını öne sürdü; fiili sonuç ise tartışma götürmez. Kablo üreticisi Nexans'ın Aralık 2025'te ihaleleri askıya alması, Türkiye'nin Mavi Vatan doktrini çerçevesinde sergilediği duruşun ekonomik caydırıcılık ürettiğini gösterdi. AB Enerji Komiseri Dan Jorgensen 11 Mayıs 2026'da yaptığı açıklamada AB'nin projeye desteğini sürdüreceğini belirtirken, Türkiye ile KKTC arasında planlanan alternatif elektrik bağlantısına da karşı çıktı. Oyun devam ediyor. Mülkiyet cephesi Üçüncü ekseni kamuoyuna taşımak daha güç: KKTC topraklarında sürdürülen demografik kuşatma. Yabancı sermaye kılığında ada arazilerini ele geçirme girişimleri, Türkiye'nin güneyindeki kalelerine yönelik uzun soluklu bir kuşatmanın parçası. KKTC hükümeti buna karşı Mayıs 2025'te kapsamlı bir yasal düzenlemeyle yanıt verdi. Yabancıların mülk edinimi Bakanlar Kurulu iznine bağlandı; tarım ve orman arazilerinin satışı yasaklandı, bir bölgedeki yabancı mülkiyet oranı yüzde yedi, ülke genelinde yüzde üçle sınırlandırıldı. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına ise diğer yabancıların sınırının iki katı mülk edinme hakkı tanındı. Hukuki kalkandan demografik güvenliğe uzanan bu düzenleme, KKTC'nin toprak bütünlüğünü koruma iradesinin somut ifadesi. Buna karşılık, İsrail vatandaşlarının GKRY bölgesinden gayrimenkul satın alımları durmuş değil. Ankara ve Brüksel ne yapmalı? Tablo okuması tamamlanınca stratejik yanıt zorunluluğu kendiliğinden ortaya çıkıyor. Bu yanıt Türkiye'ye olduğu kadar AB'ye de yönelik. Kıbrıs, AB üyesi bir devletin toprağıdır. Çünkü onlar, sadece GKRY olarak değil, Kıbrıs olarak aldılar. Buraya konuşlandırılacak İsrail askeri varlığı, sorunun bir Türk-Yunan anlaşmazlığı olmanın ötesine geçtiği anlamına geliyor. Gazze'deki soykırıma varan insanî dram yüzünden İsrail'e AB'nin kendi yaptırım sürecini işlettiği bir dönemde, İspanya başta olmak üzere pek çok üye devletin Gazze sebebiyle İsrail'e mesafe koyduğu bir konjonktürde; Yunanistan ve GKRY, Türkiye karşıtlığı ekseninde İsrail ile savunma anlaşmaları derinleştiriyor. Bu tablonun AB için yaratacağı riskleri AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas da görmezden gelemiyor: Eylül 2025'te İsrail'e yaptırım paketini sunan Kallas, AB'nin üyesi olan GKRY toprağında İsrail askeri entegrasyonunun derinleşmesinin yarattığı çelişkiyle yüzleşmek durumunda. Orta Doğu'daki istikrarsızlığı Doğu Akdeniz'e taşıyan bu yapılanma, Kıbrıs'ı Avrupa'nın kıyısında bir çatışma alanına dönüştürme riskini barındırıyor. Diplomatik alanda Türkiye, üçlü ittifakın homojen bir yapı olmadığını Avrupa gündemine taşımalı. GKRY'nin muhalefet partisi AKEL ve Yunanistan'daki belirli çevreler, İsrail ile kontrolsüz askeri yakınlaşmaya karşı çıkıyor. Adanın militarizasyonunun Kıbrıs'ı bölgesel çatışmaların hedefi haline getireceği argümanı, yalnızca Ankara için değil Brüksel için de işlenebilir bir zemin sunuyor. 1960 Garanti Antlaşması'ndan doğan hakların hatırlatılması ve Mısır ile Libya ile ilişkilerin güçlendirilmesi bu zemini pekiştirir. Enerji diplomasisinde ise alternatif projenin hız kazanması şart. Türkiye ile KKTC arasında planlanan denizaltı elektrik bağlantı hattı, İsrail, Kıbrıs ve Yunanistan'ın elektrik şebekelerini birbirine bağlamayı amaçlayan bir denizaltı kablosu projesi olan GSI'nin 2 milyar avroluk maliyetinin yaklaşık dörtte birine, yani 450 milyon dolara tamamlanabilecek yapısıyla hem ekonomik hem de stratejik bir seçenek sunuyor. Kıbrıs'ı Avrupa elektrik şebekesine bağlamak için Atina ve Tel Aviv üzerinden dolaşmak yerine Ankara üzerinden daha kısa, daha ucuz ve daha güvenli bir yol var. Türkiye bu projeyi somut bir teklifle uluslararası masaya taşıdığında, "Kıbrıs'ı enerji izolasyonundan kurtaran taraf" söylemini de ele geçirir. Askeri caydırıcılık boyutunda ise Geçitkale S/İHA Üssü'nün tam operasyonel kapasiteye kavuşturulması ve İskele Boğazı'nda planlanan deniz üssü projesinin hayata geçirilmesi kritik. Fugro Gauss vakasında görüldüğü üzere, tescil edilmiş kıta sahanlığı hakları ancak bölgede bir fırkateynin belirmesiyle korunabildi. Doğu Akdeniz'de Türkiye'siz ve KKTC'siz hiçbir denklem gerçekçi değil. Bunu söylemde değil stratejide göstermek Ankara'nın sınavı; bu gerçeği kabul etmek ise Brüksel'in. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. DOĞU AKDENİZ Dr. Osman Gazi Kandemir Dr. Osman Gazi Kandemir Independent Türkçe için yazdı Dr. Osman Gazi Kandemir Salı, Mayıs 19, 2026 - 07:45 Main image:

Fotoğraf: AFP

TÜRKİYE'DEN SESLER Type: news SEO Title: Doğu Akdeniz'de üçgen oyun copyright Independentturkish:

Go to News Site