Collector
Hantavirüs ya da kedilerden halk sağlığı kahramanı yaratmak | Collector
Hantavirüs ya da kedilerden halk sağlığı kahramanı yaratmak
BirGün Sağlık

Hantavirüs ya da kedilerden halk sağlığı kahramanı yaratmak

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) küresel sağlık politikalarını şekillendirmek amacıyla ev sahipliği yaptığı ve bütün ülkelerin sağlık bakanlıklarını bir araya getiren asamble, bu hafta Cenevre’de (18–23 Mayıs) gerçekleştiriliyor. Ancak toplantı, devam eden iki sağlık krizinin gölgesinde yapılıyor: Hantavirüs ile Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DKC) ve Uganda’da yeniden ortaya çıkan Ebola salgınları . DKC’deki mevcut salgında, şimdiye kadar Ebola Bundibugyo nedeniyle olduğu düşünülen toplam 80 ölüm bildirildi. Hastalığa ilişkin belirsizlikler ve ağır klinik seyir nedeniyle, etkilenen topluluklardaki bulaşmanın boyutuna ilişkin kaygılar giderek artıyor. Bundibugyo türü ilk kez 2007 yılında Uganda’nın batısındaki Bundibugyo bölgesinde tanımlandı; ikinci salgın ise %51’e varan vaka ölüm oranıyla 2012’de DKC’de yaşandı. DKC’nin Ebola salgınları açısından uzun bir geçmişi var; virüsün ilk kez 1976 yılında tanımlanmasından bu yana, ülkede toplam 16 salgın kaydedildi. Mevcut salgını özellikle zorlaştıran unsur ise etkenin Bundibugyo suşu olması ve bu suşa karşı onaylı bir aşının bulunmaması. Önceki salgınlar ağırlıklı olarak, etkili bir aşının mevcut olduğu Zaire suşuyla ilişkiliydi. Bir keşif gemisiyle bağlantılı olarak bildirilen hantavirüs vakaları ve ölümler, küresel medyanın dikkatini sarstı; komplo teorilerini yeniden canlandırdı ve yanlış ya da yanıltıcı bilgileri de içeren yoğun bir infodemi ortamını körükledi. Bu durum kaçınılmaz olarak COVID-19 pandemisi sırasında karantinaya alınan Diamond Princess gemisini hatırlattı. Gemide bulunan 3.711 kişinin 712’si COVID-19’a yakalandığı, 14 kişinin ise hayatını kaybettiği bildirilmişti. Gemi, tüm yolcular ve mürettebat tahliye edilmeden önce, Japonya açıklarında iki hafta boyunca karantinada tutulmuştu. Buna karşın hantavirüs yeni bir hastalık değil. Son dönemde en çok ses getiren olaylardan biri yaklaşık bir yıl önce yaşandı; ünlü Hollywood yıldızı Gene Hackman ve eşi Arakawa , 26 Şubat 2025’te Santa Fe’deki evlerinde ölü bulundu. Daha sonra yürütülen incelemelerde, Arakawa’nın ölüm nedeninin hantavirüs pulmoner sendromu olduğu açıklandı. Hantavirüsler, belirli kemirgen türlerinde belirgin bir hastalık oluşturmadan kalıcı enfeksiyon sürdüren enzootik virüslerdir. Virüse ilişkin bilimsel anlayış, büyük ölçüde iki önemli salgınla şekillendi: biri 1950-53 Kore Savaşı sırasında, diğeri ise 1993 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşandı. Asya varyantları genellikle yaklaşık %12 ölüm oranıyla seyreden renal sendromlu kanamalı ateşe yol açarken, Amerika varyantları daha çok pulmoner sendromla ilişkilendirilmekte ve ölüm oranları %50’ye kadar ulaşabilmektedir. Dünya genelinde her yıl çoğunluğu Asya ve Avrupa’da olmak üzere yaklaşık 10.000 ila 100.000 hantavirüs vakası görüldüğü tahmin edilmektedir. 2025 yılında Amerika kıtasındaki sekiz ülke, hantavirüs pulmoner sendromuyla ilişkili toplam 229 doğrulanmış vaka ve 59 ölüm bildirdi. PubMed tıbbi literatür veritabanında “Turkey” ve “hantavirüs” anahtar kelimeleriyle yapılan tarama, Türkiye’de bildirilen hantavirüs vakaları ve ölümlerine ilişkin çok sayıda bilimsel yayını ortaya koymaktadır. Hastalık Türkiye’de ilk kez 2009 yılında Karadeniz Bölgesi’nde belgelenmiştir. Tarihsel olarak hantavirüs salgınları, MV Hondius yolcu gemisi olayı kadar geniş manşetlere taşınmamıştı. Bunun birkaç nedeni var: Gemi, kısa sürede kapalı alan salgınlarının, karantinanın, uluslararası yayılımın ve kontrol önlemlerindeki yetersizlik algısının sembolü haline geldi. Ayrıca olay, COVID dönemindeki yüzen karantina görüntülerini yeniden hatırlatarak güçlü bir psikolojik etki yarattı. Bunun yanı sıra, bir keşif gemisinde kısa sürede birden fazla ölüm yaşanması, doğal olarak medyanın dramatik anlatı ihtiyacını besledi. Hantavirüslerin büyük çoğunluğu insandan insana bulaşmaz. Ancak gemi vakalarıyla ilişkilendirilen Andes hantavirüsü sıra dışıdır; çünkü sınırlı da olsa insandan insana bulaş gösterilmiştir. Dikkat çekici eğilimlerden biri de kedilerin yalnızca fare avladıkları için birer halk sağlığı kahramanı gibi sunulması oldu. Oysa gerçek çok daha karmaşık. Pek çok hantavirüs, sokak kedilerinin genellikle hedef aldığı şehir farelerinden ziyade, belirli yabani kemirgen türleriyle ilişkili. Ayrıca kediler, hastalık dolaşımını kesintiye uğratacak ölçekte kemirgen nüfusunu nadiren azaltabilir. Bireysel olarak kemirgen avlasalar da bu durum uzun vadeli ve sürdürülebilir nüfus baskılanması anlamına gelmez. https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Cat_August_2010-4.jpg Hantavirüsle ilgili bir diğer büyük sorun ise destekleyici tedavi dışında ne koruyucu bir aşının ne de özgül bir antiviral tedavinin bulunmasıdır. Bu durum doğal olarak korku, belirsizlik ve toplumsal kaygıyı artırmaktadır. Sosyal medya paylaşımlarını büyük ilgiyle takip ettiğim kuş dedektifi, doğa kaşifi, yazar ve fotoğrafçı Emin Yoğurtcuoğlu ’nun da gemide olduğunu öğrendiğimde, yolculukla ilgili paylaşımlarını daha da merakla beklemeye başladım. Kuşların ve vahşi yaşamın peşinden dünyayı dolaşan Emin , yolculuk boyunca sakinleştirici ve düşündürücü anları paylaşmayı sürdürdü. Bunlardan biri, gün batımındaki “yeşil parıltı” anıydı: “Yeşil parıltıyı görenlerin hayatlarının aşkını ve güzel şeyleri bulacağına dair eski denizci inanışları vardır. :) Dün ilk kez gördük. Okyanus geçişimizin 38. gününde. Bugün 39. gün. Sağlığımız iyi, yeni vaka yok ve kimse hasta değil.” İki baykuşun karşılaşması - Emin Yoğurtcuoğlu’nun Macellan puhusuyla muhabbeti Emin ’in yakın zamanda yaptığı kamuoyu açıklaması ise hassas halk sağlığı olaylarında medya karşısında dikkatli ve sorumlu davranmanın önemini, ders verir gibi özetliyor: “ Son günlerde içerisinde bulunduğum gemi yolculuğu ve sonrasında yaşanan süreç ile ilgili, yeryüzünün birçok farklı yerinden medya kuruluşları, ajanslar ve içerik üreticileri tarafından tarafıma yoğun şekilde röportaj ve açıklama talepleri iletilmektedir. Ancak yaşanan olayın son derece hassas bir süreç olması, gemiden ayrılan birçok kişinin halen sağlık kontrolleri, karantina uygulamaları ve psikolojik baskı altında bulunması nedeniyle şu aşamada herhangi bir açıklama yapmamayı tercih ediyorum. Bu süreç, kamuoyunda kolaylıkla farklı yönlere çekilebilecek, eksik veya yanlış bilgilerle insanların hedef haline getirilebileceği bir noktaya ulaşmıştır. Söylenen onlarca cümlenin içerisinden yalnızca tek bir cümlenin bağlamından koparılarak kullanılabilmesi, olayın içerisinde bulunan herkes açısından ciddi risk oluşturmaktadır. Özellikle bazı sosyal medya içerik üreticileri ve doğrulanmamış bilgi paylaşan hesaplar, bizler henüz geminin içerisindeyken dahi gerçek dışı iddialar ve sansasyonel paylaşımlar yaparak süreci daha da tehlikeli hale getirmiştir. Bu durum yalnızca bilgi kirliliği yaratmamış, aynı zamanda gemide bulunan insanların güvenliği ve psikolojisi üzerinde de olumsuz etki oluşturmuştur. Benim önceliğim, şu an sağlık, güvenlik ve moral açısından zor durumda olan insanların daha fazla baskı altında bırakılmamasıdır. Yaşananları büyütecek, insanları hedef gösterecek veya ileride farklı sonuçlar doğurabilecek açıklamalar yapmayı doğru bulmuyorum. Bu nedenle, olayın tüm yönleri netleşene, resmi süreçler tamamlanana ve durum sağlıklı biçimde değerlendirilebilir hale gelene kadar kamuoyuna veya medyaya detaylı bir açıklama yapmayacağımı saygıyla bildiririm. Sosyal medya hesaplarımdan ise gemideki her güne dair gördüğümüz canlıları ve küçük olay örgülerini paylaşmaya devam edeceğim. Anlayış gösteren herkese teşekkür ederim. ” İlgilenenler için: https://www.instagram.com/birddetective/

Go to News Site