BirGün Gündem
Bugün 21 Mayıs. İsmail Arı tam 60 gündür tutuklu. İsmail'i son olarak 12 Mayıs günü Sincan Cezaevi'nde açık görüş sırasında gördüm. Sevgili eşi Dila, dostu-abisi Deniz Bulunmaz, Nurcan Gökdemir ve ben İsmail'le yaklaşık 40 dakika sohbet ettik. Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan görüş günü trafiği yaklaşık 15'te bitti ve bu uzun süre içinde görüşme sadece 40 dakika ile sınırlı kaldı. Mesajlarından, yazılarından da anladığınız üzere İsmail iyi. Biraz cezaevi, biraz haber, biraz da mahkeme dosyasını konuşabildik. Hal hatır faslı çok hızlı geçti. Sanırım İsmail de biz de cezaevi meselesini çok kabullenemedik. O yokmuş gibi davrandık. Uzun süre sonra görüşmüş gibi habere ve memleket sorunlarına odaklandık. NİYE DIŞARIDAYIZ? Eşler, çocuklar, anneler, babalar, arkadaşlar... 100'e yakın ziyaretçi, 30 civarında tutuklu ile 200 metrekare civarında bir odada uğultular içinde hasret gidermeye çalıştı. Sonra bir ses, “Görüş bitti, önce kadınlar çıksın” dedi. Kadın ziyaretçiler geldiğimiz kapıdan çıktılar. Tutuklular ve erkek ziyaretçiler kaldı. Aynı anda hem mahkûmların hem ziyaretçilerin odaya girdiği kapı kapandı. Sonra aynı gardiyandan bir ses daha geldi. Ziyaretçiler ve mahpuslar ayrılıp herkes kendi kapısının önüne ilerledi. Önce İsmail'lerin kapısı açıldı. Giderken el salladı, vedalaştık. Sonra bizim kapımız da açıldı. İsmail'in kapısı yaklaşık iki aydır kaldığı koğuşuna, bizim kapımız ise Sincan Cezaevi'nin kurulduğu Adalet Mahallesi'ne açıldı. Onu gazeteciliğe teşvik eden, haber yapmayı, yazmayı öğretenler “özgürlüğe” çıkarken bizim çocuk içeride kaldı. İşte o an kendini çok kötü hissetmeye başlıyorsun. BİZİM MAHALLEMİZ Sincan Cezaevi Adalet Mahallesi'nde, cezaevine giden caddeye de Adalet Caddesi ismini vermişler. İsmi verenlerin çok düşündüğünü sanmıyorum. Kendilerince ironi bile yapmış olabilirler. İşin bu tarafının çok önemi yok. Ama bir de bizim adalet mahallemiz var. İsmail'in, Alican'ın, Merdan'ın, Pınar'ın ve onlarca gazetecinin ikamet ettiği mahalle. Adalet heykelindeki tanrıçanın gözü bağlıdır. Herkese eşit olduğunu anlatmak için gözü bağlıdır. Gazeteciler için de durum benzerdir aslında. Haber yaparken sınıfına, siyasi pozisyonuna, gücüne bakılmaz. Tabii bizim mahallemizdeki gazetecilerden bahsediyorum. Yoksa ortalıkta ceplerini doldurmak için iktidara ilişenlerden değil. İsmail'in de 60 gündür yatmasının tek gerekçesi; partisine, gücüne, mevkiisine bakmadan halka ve mesleğine duyduğu sorumlulukla hareket etmesi. Bizi bağlayan ve kendimizi sorumlu hissettiğimiz tek nokta da burası. GAZETECİLİK YAPMALIYIZ İsmail Arı tutukluluğunun 75'inci gününde hakim karşısına çıkacak. Uydurma gerekçelerle özgürlüğünden mahrum bırakılmasının 75'inci gününde kendini savunacak. Ya da daha doğru bir ifadeyle, kendisini cezaevine atan bu zihniyetle hesaplaşacak. Gazetecilik bizim gibi ülkelerde her dönem zordu. Ama neredeyse 25 yıldır devam eden AKP iktidarının geldiği boyut, artık mesleği yapılamaz hale getiriyor. Bedel ödemeyi göze alamayan hiç kimse gazetecilik yapamaz durumda. Bu anlamıyla o mahallede yaşamaya devam etme kararlılığını gösteren gazetecilerin varlığı çok önemli. Bugün o gazetecilere, onların çalıştığı kurumlara sahip çıkmak, memleketin geleceğine sahip çıkmaktır. Emeklinin hakkına, depremzedenin davasına, kadının hayatına sahip çıkmaktır. Bu mücadelenin, bu yaşam kavgasının tanıklara, yazıcılara ihtiyacı var. Gazeteciler hem tanık hem de yazıcılardır. Bugün Alican Uludağ'ın ilk mahkemesi görülecek. Yaşadığı evden 400 kilometre ötede tutsak ediliyor. Bu tutuklamanın en başından, gözaltı sürecinden bu yana işkenceye dönüştürüldüğü ortada. Bir öç alma girişimi sanki. Bugün mahkemenin vereceği olası bir tutukluluğa devam kararı sadece haksızlığın sürmesine değil bu işkencenin de devamına onay verme anlamına gelecektir. Her şeye rağmen buradayız. İster cezaevinde, ister dışarıda. Buradayız ve işimizi yapmaya devam ediyoruz. Ne iktidardan ne de onun adına iş görenlerden korkuyoruz. Tek korkumuz var. Mesleğimizin hakkını tam olarak verememek, halka olan sorumluluğumuzu yerine getirememek. Bu iki meseleden alnımızın akıyla geçtikten sonra gerisinin hiçbir önemi yok. İsmail, dışarıda günler çok hızlı geçiyor. Mahpuslukta öyle değil, biliyorum. Ama bu günler geçecek ve çok yakında yine birlikte olacağız. Tüm gazetenin selamı var, yakında görüşmek üzere.
Go to News Site