Milliyet Yazarlar
Artvin Hopa’da bir emekliye, rakı sofrasının resmini paylaştı diye içki reklamı yaptığı gerekçesiyle 3 milyon lira ceza yazılacakmış! Alkol malum; günümüzde en büyük günahlardan biri sayılıyor! Her ne kadar devlet bütçesi alkol ve sigara geliriyle dönüyor, Diyanet mensupları dahil her memur o bütçeden besleniyorsa da... Alkol her daim günah keçisidir... İçmemek bir nevi dindarlığın kolay yoldan ispatıdır. Çoğu kişi: Ömrüm boyunca ağzıma alkol koymadım, diye övünür... Oysa onlar dahil, her vatandaşın kanında her zaman alkol bulunur. Çünkü insan vücudu alkol üretir... Gerisini tıp sözlüğünden aktaralım: “İnsan vücudunun ürettiği alkol genellikle etanol şeklindedir; yani içkilerde bulunan alkolün aynısıdır. Bağırsaklardaki bakteri ve mayalar, yediğimiz karbonhidratları ve şekerleri fermante ederek çok küçük miktarda alkol oluşturur. Bu nedenle hiç içki içmeyen bir kişinin kanında bile çok düşük düzeyde alkol saptanabilir. Nadir bir durum da vardır: “Auto - brewery syndrome” (otomatik bira fabrikası sendromu) adı verilen hastalıkta bağırsakta aşırı maya çoğalır ve kişi ekmek, tatlı, makarna gibi karbonhidratlı yiyecekler yediğinde ciddi miktarda alkol üretebilir. Bu kişi içki içmediği halde: baş dönmesi, sersemlik, hatta sarhoşluk belirtileri yaşayabilir. Özetle alkolden kaçış yoktur... Doğuştan alkollüyüzdür! KUTLAMA BİTMEDİ 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle tüm yurtta Atatürk coşkusu yaşandı. Gazeteler duygulu manşetler attı. Sosyal medyada Atatürk’ün sözleri, zaferleri, başarıları yansıtıldı. Ekranlarda Türk bayrağı ve Atatürk’ün anlamlı bakışları sergilendi... Bitti mi? Hayır... Esas 19 Mayıs bugün başlıyor... Nasıl mı? Atatürk’ü seviyor, sayıyor, onun izinden yürümek istiyor, onun emaneti olan Cumhuriyeti yaşatmayı kendimiz ve çocuklarımız için görev sayıyoruz değil mi? Peki, Atatürk’ün ilkelerini ulusal bayramların dışında kalan günlerde de yani yılın 365 günü yaşatmak için üzerimize düşen görevi yerine getiriyor muyuz? Bu duyarlığımızı her fırsatta ifade ediyor muyuz? Kendimizi ve çevremizi Atatürk ilkeleri ışığında eğitiyor muyuz? 19 Mayıs’ı işte o zaman içtenlikle kutluyoruz demektir. TFF Türkiye Futbol Federasyonu, Galatasaray’ın şampiyonluk kupasını vermek için hiçbir yetkilisi ya da ilgilisini göndermemiş. Kupayı kulübe minibüsle yollamış. Düşmanlık bu düzeyde... Ama yine de şükür. Şoför yolu şaşırıp kupayı Fenerbahçe Kulübüne götürmemiş! Espri bir yana... Bu federasyonla önümüzdeki yıl ligler oynanır mı? Alacakları her kararın altında art niyet ve taraflılık aranmaz mı? Ligler bir kuşku bulutu içine girmez mi? Bu karanlık adamların yönetiminde lig başlamadan biter. R.O.K Rasim Ozan Kütahyalı adlı gazetecinin (gazeteci lafın gelişi) gözaltına alınmasına üzülen tek bir kişi görmedik. Böylesi bir nefret objesi olmuş kendileri... Ancak... Bu tipin gözaltı sürecinde kelepçeli fotoğraflarının yayınlanması hem buna izin verenler hem bunu yayanlar açısından hukuka aykırıydı. Kişi daha mahkemeye çıkarılmadan ve hakkında hüküm verilmeden onu suçlu gibi teşhir etmek lekelenmeme hakkının ve masumiyet karinesinin ihlalidir. Bu haklar İBB davaları dahil çoğu yerde ihlal ediliyor. Kişiye kızıyor olmak hukukun ihlaline mazeret olamaz. ÇÖMEZ CHP’nin 138 milletvekili var. Bunlardan Deniz Yavuzyılmaz, Gökhan Günaydın vb. gibi birkaç ismi hariç tutalım... Geri kalan yüz küsur milletvekili hep birlikte İyi Parti Milletvekili Turhan Çömez kadar etkili oluyor mu? Onun tek başına yaptığı kadar muhalefet yapabiliyor mu? Peki ne eksikleri var, neden sesleri duyulmuyor? ERİK DALI Haberi geçende birinci sayfamızda da okudunuz... Ankara’daki Fransız Büyükelçisi İsabelle Dumont resepsiyonda Ankara Havası oynamış. Belçika Büyükelçisi Van Der Velde de büyükelçilikte verilen resepsiyonda “erik dalı” müziğiyle dans etmiş. Buna ne diyeceğini sorduğumuz emekli Büyükelçi Onur Öymen harika bir espri yaptı: - Yıllardır dış güçlerin Türkiye’ye oyun oynadıklarını söylerdik doğru çıktı, dedi, işte açıkça oyun oynuyorlar! ★★★ Aklımızdan geçti... Fransa veya Belçika’da elçiliğimizde verilen bir resepsiyonda elçimizden “Erik Dalı” oynaması istenirse ne olur? Büyükelçimiz oynarsa mesele kalmaz. Ama oynamazsa (veya Ankara’nın izni olmadan oynayamam derse) ne derler? - Yahu bizim elçimiz oynuyor da sen kendi ülkenin oyununu neden oynayamıyorsun, demezler mi? Bizim diplomatlara da biraz folklor öğretilse iyi olmaz mı?
Go to News Site