Collector
Okullara polis mi? | Collector
Okullara polis mi?
soL Haber

Okullara polis mi?

Rıfat Okçabol Okula polis yerleştirilince bu sorunlar ortadan kalkmayacak; ÇEDES uygulamasında imam ve hafızların yanına, genelde ümmetçi ve II. Abdülhamit hayranı olan içişleri bakanlarının denetimindeki merkezlerde yetişen polis de katılmış olacak! Okullarda polis olması düşüncesi bile insanı şaşırtıp korkutuyor. Bu söylemi duyunca ilk anda “Okul karakol mu?” sorusu akla geliyor. Bir sorunla karşılaşıldığında, işe yarar çözümlerin üretilebilmesinin tek yolu, o sorunu yaratan gerçek nedenlerin, korkmadan ve çekinmeden açıkça belirlenmesinden geçiyor. Nedense gerçeklerden kaçınanlar ve gerçeklerin öğrenilmesini istemeyenler, genellikle kolayına gelecek seçeneği, yeni sorunlara yol açacağını görmezden gelerek, çözüm olarak öne sürüyor. Geçmişte öğrencileri birebir etkileyen olumsuz dönüşümler yaşandı. Örneğin din kültürü ve ahlak bilgisi dersiyle, diğer inanç sahipleri yok sayılmaya ve hatta bazı inançlar küçümsenmeye başlandı. Okullarda, belki de öğretmenlerden çok daha fazla öğrencilere sahip çıkan ve uzun yıllar aynı okulda çalışan genelde hademe dediğimiz görevlilere son verildi. Sonra, öğretmenlik sevgisi ve sorumluğuna sahip, öğrencilerini merkeze alan, öğrencisini sınıfta izlediği gibi, okul bahçesinde de okul dışında da izleyen, öğrencinin derdiyle dertlenen öğretmenler giderek azaldı. Dünya Bankası uzmanlarının önerisi doğrultusunda 1997 Kasım’ından sonra uygulanmaya başlayan öğretmen yetiştirme sisteminde ise, genelde öğretmenlik sevgisi ve sorumluluğu kazandırmayan, konu anlatma dışında öğrencileriyle ilgilenmeyecek, öğrencisine soru sordurmayacak öğretmen yetiştirilmesine başlandı. Son yıllarda ise okullarımızın, bir sorun yumağına dönüştüğü görülüyor. Bazıları kabul etmekten kaçınsa da, aşağıda örneklenen sorunların sık sık dile getirilmesi gerekiyor: Öğrencilerin önemli bir bölümü, gelir dağılımındaki adaletsizlik nedeniyle yoksullaşmanın ya da hızla zenginleşmenin sorunlarını yaşayan ailelerden geliyor. “Fikri hür, vicdanı hür ve irfanı hür” gençler yerine, “Dininin ve kininin davacısı olacak” gençlerin yetiştirilmesine çalışılıyor. İl ve ilçe milli eğitim müdürleri ile okul yöneticileri, genellikle AKP yandaşı sendika üyeleri arasından seçiliyor ve bir öğretmen/eğitimci olarak değil, kendisini bu göreve getirenleri memnun etmek için çalışıyor. Aç açına okula gelen öğrenci sayısı giderek artıyor. İlköğretimi bitiren çocuklarımızın %85-90’ı nitelikli liselere gidemiyor, çoğu imam hatip lisesine, açık liseye ya da emeğinin sömürüleceği MESEM’e gitmek zorunda kalıyor. Lise öğrencilerinin önemli bir bölümü, yeme, içme ve yurt masrafını karşılayamayacağı için, üniversiteye gitmeyi aklından bile geçirmiyor. Öğrencilerin önemli bir bölümü eğitimini tamamladıktan sonra işsiz kalacağı kaygısını yaşıyor. Öğrencileri birebir ilgilendiren ‘23 Nisan Çocuk ve Egemenlik Bayramı’ 10 yıl ‘Kutlu Doğum Haftası” ile gölgelenmişken, şimdi bu bayram ile ‘19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’, okullarda unutturulmaya çalışılıyor. Hemen her öğrenci, ülkesinde ve dünyada neler olup bittiğini izliyor. Bazı arkadaşlarının okulu terk ettiğini, MESEM’lerde öğrenci olarak ya da çocuk işçi olarak sömürüldüğünü, çocuk yaşta evlendirildiklerini biliyor. Akran zorbalığı yaşıyor. Okulunda bazı öğrencilerin, zorbalık yapanların bile kayırıldığına tanık oluyor. Akranlarının cinsel istismara uğradığını ve çoğu kez istismarcının kollandığını duyuyor. Derdini paylaşıp ona yardım etmek isteyen öğretmenin sürüldüğüne şahit oluyor. Derdini anlatacak psikolog ya da rehber öğretmen yerine, ÇEDES uygulamasıyla imamlar ya da hafızlar okulları dolduruyor. Bu sorunların yanında, öğretmenlerin, okul müdürlerinin, il ya da ilçe milli eğitim müdürlerinin bir bölümü, Şuurlu Öğretmenler Derneği’ne, okullarda “cihat” anlayışını yayma etkinlikleri yapma izni veriyorsa; Tarikat yayınını okulda dağıtıyorsa; İlkokul çocuklarına Said Nursi’yi anlatıyorsa; Öğrencilerin namaz kılması, oruç tutması ve camiye gitmesi için çabalıyorsa; Öğrencilerini gerici konuşmalar yapacak kişilerin konferanslarına götürüyorsa; “ Başı açık kız gördüğümde sinirleniyorum ” diyorsa; Öğrencilere seçmeli din derslerini dayatıyorsa; Okulunda haremlik-selamlık uygulamasını başlatıyorsa; Öğrencilere, “ Minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız, müminler asker, bu ilahi ordu dinimi bekler, Allahu Ekber, Allahu Ekber ” şeklinde tekbir getirtiyorsa; Öğrencilerin bale gösterisini “Kültürümüzde yok” diyerek yasaklıyorsa; … okullardaki sorunlar çeşitlenip derinleşiyor demektir. Bu tür sorunlar varsa ve giderek artıyorsa, çözüm polis mi? Okula polis yerleştirilince bu sorunlar ortadan kalkmayacak; ÇEDES uygulamasında imam ve hafızların yanına, genelde ümmetçi ve II. Abdülhamit hayranı olan içişleri bakanlarının denetimindeki merkezlerde yetişen polis de katılmış olacak! Ayrıca öğrenci polisi, demokratik haklarını kullananlara, öğrenci, öğretmen, memur, kadın demeden saldıran kişi olarak görüyor. Okulunda polisi gören öğrencinin ruhsal durumu ne olacak? okcabolr@gmail.com

Go to News Site