Milliyet Yazarlar
Kahve tüketiminin Türkiye’de de gün içine yayılmış bir alışkanlık haline geldiğini belirten Esin Karadede, “Tüketici kaliteli kahve istiyor, aynı zamanda bunun hızlı ve zahmetsiz olmasını bekliyor” diyor Kahve tüketimi tüm dünyada yükselişini sürdürüyor. Tüketim coşkusu kahve kültürünü de etkiliyor. Philips markasını bünyesinde bulunduran Versuni Türkiye Genel Müdürü Esin Karadede ile kahve pazarını, yaşanan değişim ve dönüşümü, işin geleceğini konuştuk. ■ Türkiye’de kahve tüketimi büyürken, burada sadece yeni bir trend mi görüyoruz yoksa daha kalıcı bir dönüşüm mü yaşanıyor? Biz burada geçici bir trendden çok, yaşam alışkanlıklarının dönüşümünü görüyoruz. Türkiye’de kahve artık günlük rutinin çok güçlü bir parçası. Araştırmalarımıza göre tüketicilerin yüzde 82’si her gün kahve tüketiyor; bu oran Avrupa ortalamasının da üzerinde. Türk tüketicisinin günde ortalama 2–3 fincan kahve tüketmesi, yılda 800–1.000 fincanlık yüksek bir hacme işaret ediyor. Bu da bize şunu söylüyor: Kahve artık yalnızca belirli anlarda tüketilen bir içecek değil, gün içine yayılmış bir yaşam alışkanlığı. ■ Bu değişimi biraz daha açar mısınız? Türkiye’de kahve pazarı artık yalnızca tüketim hacmiyle değil, tüketicinin kategoriye ayırdığı bütçe ve beklenti seviyesiyle de büyüyor. Son yıllarda espresso bazlı içeceklerin günlük hayatın doğal bir parçası haline gelmesi pazarı farklı bir noktaya taşıdı. Tam otomatik espresso makinelerinde penetrasyonun önümüzdeki 3 yıl içinde yüzde 15’lere ulaşmasını bekliyoruz. Çünkü insanlar aynı kaliteyi evde de yaşamak istiyor. Büyümenin temelinde deneyim ekonomisinin güçlenmesi yatıyor. ■ Türkiye’de aynı evde hem Türk kahvesi hem latte hem de filtre kahve hazırlanabiliyor. Bu çok katmanlı yapı pazarı nasıl şekillendiriyor? Türkiye’yi kahve tarafında çok özel yapan şey tam olarak bu. Bizde yeni tüketim alışkanlıkları eskiyi ortadan kaldırmıyor; aksine onun üzerine ekleniyor. Bu nedenle Türkiye’de kahve pazarı tek bir kategori üzerinden değil, çoklu tüketim alışkanlıkları üzerinden büyüyor. Yaptığımız araştırma da bu durumu destekliyor; Türk hanelerinin yüzde 53.3’ünde geleneksel Türk kahvesi pişerken, aynı evde yaşayanların yüzde 40’ı latte, yüzde 33.3’ü filtre kahve ve yüzde 31.3’ü soğuk kahve de hazırlıyor. Bu durum pazarı tek bir ürüne odaklanmaktan çıkarıp, her segmentte var olmaya zorluyor. Philips olarak portföyümüzü bu kültürel yelpazeyi kucaklayacak şekilde kurguluyoruz; yarı otomatikten tam otomatiğe, filtreden Türk Kahvesine kadar her dilde kahve konuşabiliyoruz. Türk tüketicisinin kahveyle kurduğu bu çok katmanlı bağ, bizim ürün geliştirme stratejimizin temelini oluşturuyor. ■ Evde kahve hazırlama alışkanlığının güçlenmesi, teknoloji tarafında nasıl bir dönüşüm yarattı? En büyük dönüşüm, teknolojinin profesyonel kahve deneyimini çok daha erişilebilir hale getirmesi oldu. Tüketici artık kaliteli kahve istiyor ama aynı zamanda bunun hızlı ve zahmetsiz olmasını bekliyor. Araştırmalarımıza göre Türkiye’de kullanıcıların yüzde 73’ü kahve hazırlarken pratiklik arıyor ve bu oran Avrupa ortalamasının üzerinde. Aynı şekilde tüketicilerin yüzde 66’sı tek tuşla kahve hazırlama fikrini cazip buluyor. Bu da bize teknolojinin artık yalnızca “ekstra özellik” değil, doğrudan satın alma kararını etkileyen temel unsurlardan biri haline geldiğini gösteriyor. Son birkaç yılda Türkiye’de akıllı ve teknoloji odaklı ev cihazlarına yönelimin yüzde 64’ün üzerinde artması da tüketicinin daha bağlantılı, daha kolay kullanım sunan ve deneyim odaklı ürünlere yöneldiğini gösteriyor. Tüketici aslında; zamandan tasarruf sağlayan, günlük rutini kolaylaştıran ve kaliteli deneyimi erişilebilir hale getiren bir teknolojiye yatırım yapıyor. ■ Kahve makineleri artık daha görünür ürünler haline geldi. Bu değişim tüketici davranışı açısından ne anlatıyor? Kahve makinesi artık sadece bir mutfak aleti değil, ev sahibinin tarzını ve zevkini yansıtan bir tasarım objesi, hatta bir “arzu nesnesi” haline geldi. Eskiden tezgâhın bir köşesine saklanan makineler, bugün sosyal medyadaki o meşhur “kahve köşesi” akımıyla salonların veya çalışma odalarının baş köşesinde sergileniyor. Bu değişim, tüketicinin artık evindeki her objenin ona bir hikâye anlatmasını istemesinden kaynaklanıyor. Biz bu değişimi çok önceden gördük; hatta 1995’te ünlü İtalyan tasarımcı Alessi ile yaptığımız işbirliği bu yaklaşımın ilk adımlarından biriydi. Bugün makinelerimizi tasarlarken renginden formuna, mutfaktaki diğer eşyalarla uyumundan ev atmosferine katkısına kadar her detayı inceliyoruz. Kahve makineleri artık yalnızca fonksiyonel cihazlar değil; evin estetik bütünlüğünün ve günlük yaşam ritüelinin bir parçası. ‘Tüketici karmaşıklık istemiyor’ ■ Son yıllarda tüketici davranışında sizi en çok şaşırtan değişim ne oldu? En dikkat çekici değişim, tüketicinin teknolojiye adaptasyon hızının ciddi şekilde yükselmiş olması. Kullanım deneyimi sadeleştiğinde insanların yeni kahve alışkanlıklarını çok hızlı benimsediğini görüyoruz. Özellikle sütlü içecekler ve cold brew gibi kategorilerde bunun güçlü örnekleri var. Daha önce daha niş görülen deneyimler bugün çok daha geniş kitlelere ulaşıyor. Çünkü tüketici kalite istiyor ama karmaşıklık istemiyor. Bugün kullanıcıların beklentisi çok net: Daha hızlı, daha pratik ama aynı zamanda daha kaliteli deneyim. Bu nedenle gelecekte en çok büyüyecek ürünlerin, gelişmiş teknolojiyi kullanıcı için görünmez hale getiren çözümler olacağını düşünüyoruz. Günde 75 milyon bardak kahve! ■ Philips’in kahve alanındaki 70 yıllık deneyimi size Türkiye pazarıyla ilgili ne söylüyor? Philips’in kahve yolculuğu 1950’lere dayanıyor. Kahve kültürü ülkeden ülkeye farklılaşsa da Türkiye’nin kahveyle kurduğu bağ çok daha duygusal ve ritüel odaklı bir yapıya sahip. Aslında Türkiye’de günlük kahve tüketimi hacim olarak birçok Avrupa ülkesinin gerisinde. Ancak işin ilginç tarafı, tüketim sıklığına ve kahveyle kurulan bağa baktığımızda Türkiye’nin Avrupa ortalamasının üzerinde bir profile sahip olması. Bu nedenle Türkiye pazarı beklenti seviyesi çok yüksek bir pazar. Tüketici hem hız hem kalite istiyor; hem pratik olsun hem de gerçekten iyi kahve sunsun beklentisi var. Avrupa’da çoğu zaman bu iki beklenti birbirinden ayrışırken, Türkiye’de kullanıcı bunları aynı anda talep ediyor. Bir diğer önemli nokta da evde kahve hazırlama kültürünün Türkiye’de Avrupa ortalamasına kıyasla çok daha hızlı büyümesi. Premium kahve deneyimine ilgi ciddi şekilde artıyor ancak Türk tüketicisi yaptığı yatırımın karşılığını çok net görmek istiyor. Yani yalnızca “premium” söylemi yeterli değil; ürünün gerçekten hayatı kolaylaştırması, kaliteyi hissettirmesi ve günlük rutine değer katması gerekiyor. Bugün dünyada Philips makinelerinde her gün yaklaşık 75 milyon bardak kahve demleniyor. Türkiye’de ise geleneksel kahve kültürüyle yeni nesil espresso alışkanlıklarının aynı anda büyüdüğünü görüyoruz. Bizim için önemli olan da bu dönüşümü teknolojiyle desteklerken, kahvenin o “ev hissini” ve ritüel tarafını koruyabilmek.
Go to News Site