Collector
Bülent Ecevit’in haklılığı... | Collector
Bülent Ecevit’in haklılığı...
Milliyet Yazarlar

Bülent Ecevit’in haklılığı...

Rahmetli Bülent Ecevit, 12 Eylül askeri darbesinden sadece 48 gün sonra CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa etti. İstifanın gerekçesi liderlere getirilen konuşma ve siyaset yasağını aşmaktı. Elbette darbeciler bu durumdan hoşlanmadılar, Bülent Ecevit, 12 Eylül’den sonra 3 ayrı kere hapse atıldı. Bu kısmı hızlı geçip ana konuya geleyim... Bülent Ecevit siyasi yasağı kalktıktan sonra ne CHP’ye döndü ne de CHP ile DSP’nin birleşmesi çağrılarına yanıt verdi. Genel Başkan olarak partisini seçimlerden iki kere birinci parti olarak çıkarmasına rağmen Deniz Baykal ve Ali Topuz’un hizip mücadelesinden, 1979 ara seçimlerinde gelen yenilgiden sonra bu ikiliden gelen saldırılardan usanmıştı. Bir daha hiç CHP’ye dönmedi, Deniz Baykal, Bülent Ecevit ile mücadelesinin bir benzerini SHP’de Erdal İnönü’ye karşı verdi, 3 yılda 3 kere kurultay kaybetti. CHP, yeniden açıldı, Baykal çok istediğiGenel Başkanlık koltuğuna oturdu. Baraj altında kaldığında yerine gelen Altan Öymen’e rahat çalışma imkanı vermedi, bir Kurultay sonra geri döndü. Deniz Bey, bir kere yolsuzluk iddialarına sert müdahale etti, onda da problem Mustafa Sarıgül’ün Genel Başkan olma hayaliydi. Baykal, 2004 yılında Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’le ilgili iddiaların araştırılması için bir Komisyon kurdurdu ve hazırlanan 57 sayfalık rapor gereğiSarıgül’ü Ocak 2005’te CHP’den ihraçettirdi. Kemal Kılıçdaroğlu, Genel Başkan seçildiği Kurultay’a Ecevit kasketiyle gelmişti, zaman içerisinde her kasketlinin Ecevit olmadığı ortaya çıktı. Mehmet Sevigen, CHP’de uzun yıllar boyunca yöneticilik yaptı, Deniz Baykal’ın gözde adamlarından birisiydi. Hem Kemal Kılıçdaroğlu hem deEkrem İmamoğlu’nun CHP üyeliğinde imzası olan isim diye bilinir. Bir zamanlar Kılıçdaroğlu’na ağır eleştiriler yöneltti, CHP’nin Kılıçdaroğlu döneminde ulusalcılık ve Atatürk ilkelerinden uzaklaştığını söyledi,seçim mağlubiyetinden sonra koltuğunu bırakmadığı için “Diktatörlük” eleştirisinde bulundu, Kılıçdaroğlu’nun tatil yaptığı lüks villanın faturasının bir belediyeye yıkılmış olabileceğine dikkat çekti. Kasım 2021’de, Kılıçdaroğlu döneminde CHP’den ihraç edildi. Kılıçdaroğlu 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra topladığı belediye başkanlarına, “Bagajı olmayan birini getirin” demişti, görev süresinde yolsuzluk iddialarıyla ilgili pek aksiyon almadı. 2015 yılında eski savcı İlhan Cihaner’in başkanlığında Beşiktaş, Şişli ve Ataşehir gibi CHP’li belediyeler hakkında ortaya atılan yolsuzluk iddialarını araştırtmak için bir komisyon kurdurdu ama gelen ve iddiaları doğrulayan raporlarla ilgili işlem yapmadı. İçişleri Bakanlığı, yolsuzluk suçlamasıyla Beşiktaş Belediye Başkanı’nı görevden uzaklaştırdığında Kılıçdaroğlu, Beşiktaş Belediyesi’ne gidip, halka hitap etti, iktidarı gündemi değiştirmekle suçladı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, “Al ordunu gel televizyonda hesaplaşalım” çağrısı yaptı. CHP’nin kemik oyu ve ana muhalefet liderliğinin çantada keklik olması, gelir seviyesi ve rantı yüksek il ve ilçelerde garanti kazanılan belediye başkanlıkları parti için bir avantaj mı yoksa dezavantaj mı artık tekrar düşünmek gerekiyor. Bir de yıllarca bir bölen olmakla suçlanan Bülent Ecevit’in haklılığı üzerine cümleler kurulması gerek... Efes 2026 Viyana Kapıları... Gates of Vienna yani Viyana Kapıları, adını Osmanlı’nın Viyana Kuşatmaları’ndan alan sitenin adı. 2004 yılında ABD’de kurulan bu site İslamofobik hareketin en önemli merkezlerinden birisi durumunda. Fjordman takma adlı Peder Jensen ve Paul Weston gibi sertlik yanlısı yazarların kalem oynattığı bu site, Norveç’teki 2011 terör saldırısını gerçekleştiren Anders Behring Breivik gibi aşırı sağcı teröristlerin manifestolarına da ideolojik zemin hazırlamasıyla tanınıyor. Yazıya bu bilgiyle girdim zira önemli bir kabuk değişimine gidiyor dünya. Bu değişimin iki önemli ayağı var. Birincisi, gelecek 10 yılda toplumları şekillendiren olgu demokratik değerler değil güvenlik politikaları olacak. İkincisi bu politikaları uygulamak aşır sağ iktidarlara düşecek. Aşırı sağa en tepkili Portekiz’den Romanya’ya, Almanya’dan Fransa’ya, çok kültürlü İngiltere’den Kıbrıs Rum Kesimi’ne kadar bir sürü ülkede aşırı sağ ya iktidar olacak ya da iktidar ortağı. İktidar olamadığı ülkelerde de aşırı sağ, merkez partileri daha radikal uygulamalara zorlayacak. Bu medeniyetler çatışmasının medeniyetler savaşına dönme ihtimalini doğuran en kötü seçenek. Avrupa genelinde bugün merkez sağ partilerin en büyük korkusu Rusya yayılmacılığı. Aşırı sağ partiler, ülkelere göre Rusya ile iyi ilişkileri savunuyor ve tüm nefretlerini Müslümanlara yöneltiyorlar. Onlar için milliyet yok, Müslüman olanlar ve olmayanlar var, onlar için Avrupa’nın Hristiyan kültürünü korumanın tek yolu Müslümanları, gerekirse zor da kullanarak ülkelerine göndermek. Çatışmanın kaçınılmaz hale geldiği bir noktaya doğru giderken Türkiye hem yumuşak gücünü hem de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bir çok coğrafyada oyun değiştirme kapasitesini masaya koymuş durumda. Türkiye ile iyi ilişkiler ve müttefik olmanın güven verici yanına dair mesajı sıklıkla tekrarlıyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın EFES 2026’daki konuşmasında yerli ve milli silahlar kadar binlerce yıla dayanan kurmay zekayı hatırlatması boşuna değil. Erdoğan’ın Türk Silahlı Kuvvetleri’ni Barış Ordusu olarak adlandırması da aslında önemli bir mesaj. Cumhurbaşkanı sadece mesaj vermekle kalmadı, bedeli ne olursa olsun sivilleri sakınan, onlara zarar vermeyen operasyonları da hatırlattı. Netanyahu ve soykırım ortaklarının Türkiye’yi Osmanlı’yı canlandırmakla suçlamaya çalıştığı bir noktada medeniyetin bizim, barbarlığın onların payına düştüğünü her platformda tekrar etmemiz lazım. Güçlü ve güven veren bir müttefik pozisyonunu koruduğumuz sürece gelecek küresel fırtınayı daha kolay atlatırız...

Go to News Site