Collector
Bir siyasi aparatın hikayesi | Collector
Bir siyasi aparatın hikayesi
BirGün Gündem

Bir siyasi aparatın hikayesi

1980 darbesi sonrası ülkedeki tüm siyasi yapının çalışma yönü tamamen emperyalistlerin talepleri üzerinden, ulusal kurgunun ve Cumhuriyet Devrimlerinin yok edilmesine yönelik yürütüldü. Artık süreç, kazanılan Kurtuluş Savaşı sonrası kurulan ‘ulus devlet’ yapısının imhası çerçevesinde politikaların uygulamasına gelmişti. Tom Barrack’ın dedesi gibi ABD’nin Ortadoğu’da çıkarlara hizmet edecek ekonomik ve siyasi olarak kırılgan ve kolay kontrol edilebilen bir sistem en uygunuydu. Gelinen noktada, çözüm süreci dahil, tüm politikalar 1924 Anayasası’nın ve Lozan Antlaşması’nın tartışılmasına yönelik yürütülmektedir. CHP’de kurucu parti olma özelliğine rağmen buna göre dizayn edilmeliydi. Halkın talepleri ve müdahaleleri karşısında biraz olsun geri adım atacak sorumluluklara rağmen, Özgür Özel’in başkanlığına kadar net bir hamle ortaya koyamadığı gibi, iktidara yol veren bir siyaset izlemişti. Özellikle Deniz Baykal ve Kemal Kılıçdaroğlu bu yapısal değişimin siyasi jargonuna uygun davranışlar ile kırılma sürecine büyük katkı sağlamışlardır. ∗∗∗ Kemal Kılıçdaroğlu’nun 12 Eylül sonrası oluşturulan ‘Türk İslam Sentezi’ değişimin içinde var olan derin devlet organizasyonu içinde görev yapması, onun CHP Başkanlığı döneminde bu siyasi stratejiye uygun söylemler ve davranışlarda bulunmasına neden oldu. Buna göre bir algı yaratıldı. Ekmeleddin İhsanoğlu’nu Cumhurbaşkanı adayı göstermesi görev tanımının tam karşılığıydı. CHP'nin başına geçmesi için önce 2 açık oturum düzenlendi. Dersine iyi çalışmış ve kimlerle tartışması gerekirse ona göre tertiplenmiş bu iki açık oturumda bir kimlik sunumu üzerinden oturumlar halkın gözünde manipüle edilerek başarı hikayesi yaratıldı. Sonra Deniz Baykal’a kurulan kaset kumpası sonucunda, başkanlık için bir isim arayışına girilince, işte yaratılan bu hikâye karşılık buldu. Gelir gelmez ilk işi CHP’nin kuruluş gerekçeleri üzerindeki yapısal kurguyu imha etmek oldu. Bunu da özgürlükler üzerinden pazarladı. Bu strateji üzerinden, bilerek ve isteyerek Mustafa Kemal’den ve laiklik söylemlerinden uzak durmasını ‘yeni bir söyleme ihtiyaç var’ açıklaması üzerinden pazarlaması, Türkiye’nin bugün geldiği noktaya büyük katkı yapmıştır. Salı günlerinin devrimcisi oldu. ∗∗∗ Muhalefeti sokaktan alıp grup toplantısına sokma stratejisi görev tanımının içindeydi. Ankara’dan İstanbul’a yürümesinin amacı da bu tanım çerçevesinde hazırlanmış ve dizayn edilmiş bir kişisel eylemdi. Tek amaç, halkın taleplerini sokaklarda dizayn etmesine engel olmaktı. O yüzden bu eylemi kişiselleştirdi. Ve iktidar destek verdi. Devrimci söylemi olan postal ve parkayı ancak ‘Yeliz’ ile kürsüde mücadelesinde kullanabildi. İktidarın Anayasayı her çiğneyişinde sesini çıkarmayarak, hatta bazen de katkı yaparak ‘aman ağzımızın tadı bozulmasın’ edasıyla kabul etmesi; 2017 referandum sonuçlandığında mühürsüz oylara rağmen eve kaçarak halkı yüzüstü bırakması, partinin muhalif kimliğini kişisel hesap alanı haline getirerek, iktidarın tek korkusu olan sokaktaki muhalefeti engellemesi onun için başarı hikayesi olmuştu. Sol ve sosyalist partilerden bilerek ve isteyerek uzak durması - İYİ Parti hariç, diğerlerinin oy toplamı yüzde biri bile bulmamasına rağmen, altılı masa deli göleğini bu ülkeye giydirmesi - arka plandaki oluşumların nasıl seçimi kaybettireceğinin habercisiydi. Onlara verilen milletvekili kontenjanları yüzünden, belki de mecliste 400 milletvekili bulunarak Anayasa değişecek. Değişimle birlikte, 31 Mart seçimleri muhalefet için yeni bir başlangıca dönüştü. Değişimin nedeni ve içeriği halkın beklentisiydi. Halk özgül ağırlığını ortaya koyarak, 19 Mart darbesiyle birlikte CHP üzerinde oluşturduğu baskı ile onu sokak muhalefetine yönlendirerek bir bütünlüğün sağlanmasına neden oldu. Ki, Özgür Özel’in ‘normalleşme’ politik hatasına rağmen… ∗∗∗ Gelinen noktada CHP kendi iç iradesiyle bir başkan ve yönetim seçmiştir. Bu demokratik uygulama her şeye rağmen çok değerlidir. 13 kez iktidara karşı seçim kaybetmesine rağmen hâlâ kendini bir alternatif olarak görebiliyor olması normal bir akıl ile açıklanacak durum değildir. Ve bu kaybettiği seçimlerin Kılıçdaroğlu’na koymayıp, Özgür Özel’e karşı kaybettiği seçimi koyması birçok şeyi açıklamaktadır. 2023 yılından beri, siyasetçi olarak, halkın açlık ve sefalet içinde yaşarken kılını bile kıpırdatmayıp tüm enerjisini CHP’nin başına dönmeye harcayan 77 yaşındaki bir siyasetçiden beklenecek bir şeyin var olduğunu sanmak insanın kendine ihaneti olur.

Go to News Site