Collector
Kol kırıldı yen içinde kalmadı!.. | Collector
Kol kırıldı yen içinde kalmadı!..
Milliyet Yazarlar

Kol kırıldı yen içinde kalmadı!..

İktidar iddiasındaki ana muhalefet partisi CHP kendi içindeki anlaşmazlığı aşacak yol ve yöntemi bulamadı... Partide uzun süredir var olan Soğuk Savaş, Mutlak Butlan kararıyla Sıcak Savaşa dönüştü. Niyesi de yine doğrudan CHP’nin kendisiyle alakalı bir durum... Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel isteselerdi hiç böyle bir durum olmazdı... Kurultaylar partisi olarak bilinen CHP’de normalde her kurultay bittiğinde ne denirdi hep? Kurultay, kurultay salonunda kaldı, tartışmaları bırakıp önümüze bakalım. Yani “kol kırılır yen içinde kalır”,kurultayı kazananlar, kızgın, küskün kaybedenlere karşı kucaklayıcı, kapsayıcı olurdu. Ama artık mahkeme kararıyla yok sayılan 38’inci olağan kurultayda kazananlar, kaybedenlerden daha öfkeli ve kızgınlardı. Değişimci ekip o tarihten itibaren yendikleri hizbiKemal Kılıçdaroğlu taraftarlarını kazanmak, bir bütün olarak CHP’yi inşa etmek yerine partiyi tam olarak kontrol altına alacakları bir hizip hareketi yürüttüler. Bunun ilk göstergesi 31 Mart yerel seçimlerinde aday belirleme noktasında patlak verdi...Evet her seçimde her zaman aday tartışmaları oldu, olurdu ama bu kez İstanbul ilçelerinde, İzmir genelinde ve bir çok büyükşehirde mevcut belediye başkanlarının hemen hemen çoğu değiştirildi. Adayların belirlenme yöntemi hem teşkilatta hem aday adaylarının vicdanında karşılık bulmadı. Yönetime gelenler kurultay salonunda delegelere verdikleri sözleri yok saydılar, hatta kendi koydukları kriterlere bile uymadılar. Üstelik süreci uzatarak her ili, ilçeyi tartışılır hale getirdiler. Aday belirleme sürecini iyi yönetemediler açıkçası. Bundan ötürü de tabanda, parti örgütünde ciddi bir kaynama, sıkıntı yaşandı. Ötelenme, dışlanma ya da sindirme politikası sonrasında da devam etti. Dolayısıyla CHP açısından kırgın küskün seçmen nasıl motive, konsolide edilecek derken, buna birde teşkilatta kırgın, küskün ordusu da eklendi... ★ ★ ★ Meseleleri mahkemeye düşen CHP’de öfke sönümlenmedi, aksine daha da harlandı...Meydanlarda partisine katılımları örnek gösterip, diğer partilerin üye ve seçmenlerine “CHP, Türkiye’nin baba evi, hepimizin evi, herkese yer var” çağrısı yapan Özgür Özel, söz konusu bizzat kendi partisi içindeki muhalifler olduğunda baba evi, ocağı falan takmadı... CHP’lilerin, kendilerini diğer partilerden ayıran en önemli özellik, demokrasinin gereği, çok seslilik dedikleri aykırı ses çıkaranlar değil partide yer bulmak, istifaya zorlama ya da ihraç yöntemiyle bir şekilde baba evinden kapı dışarı edildi...Varsa yoksa hala bitmeyen parti içi hesaplaşmalar ön planda oldu hep... Çok seslilik meselesine bakışta hoşgörü falan kimsenin umurunda bile olmadı... Muhaliflik pozisyonu olduğunda ismi, parti aidiyetine bakılmaksızın anında Disiplin Kurulu devreye girip bileti kesildi...Parti içi muhalefetten gelen cılız çıkışlar, sesler bile hainlik olarak yaftalandı..Özellikle de “CHP yolsuzluk iddiaları, şaibelerden arınmalı” diyenler... Bu bağlamda son bir yılda eski-yeni vekil, PM üyesi dahil çok sayıda kişi partiden ihraç edildi. CHP denilince akla gelen isimler, ağır abiler bile bu linç ikliminden nasibini aldılar... Hem de savunmaları bile alınmaksızın... Bu görüntüye de sürekli yenileri eklendi ve parti içi dalgalanmalar daha da arttı. Partide iktidar olanın, diğerini tasfiye etmek azim ve kararlılığı gibi bir durum ortaya çıktı..Aynı çatı altında “CHP’liyim” diyenler birbirlerine tahammül edemediler, diğerini CHP’li olarak görmek istemediler... ★ ★ ★ Kol kırılıp yen içinde kalmadı yani...Sonuç itibarıyla da ortadan ikiye ayrılmış bir CHP görüntüsü söz konusu...CHP’nin eski-yeni kadroları arasında ciddi bir kopuş olduğu görülüyor... Bu haklı ya da şu haklı diye racon kesmek, öngörüde bulunmak da anlamsız. Herkesin kendine göre farklı bir yaklaşımı var. Aslolan ise mahkemenin kararı ve şu anki gerçeklik... Buna rağmen de CHP açısından değişmeyen şu: Hepsi birden “Omuz omuza verelim, biz nerede hata yaptık, halktan nasıl koptuk” deyip ortak çözüm üretmek yerine, “koltuk benim hakkım” kafasıyla hareket ediyorlar hala... Üstelik bunu her siyasi aktörün çevresindekiler de “kendi koltuklarını korumak” ya da garantilemek güdüsüyle körüklüyor. Partiden ziyade birbirlerini yemeye odaklı bireysel çıkarlar daha ön planda yine!..

Go to News Site