Collector
Dünya yalan söylüyor | Collector
Dünya yalan söylüyor
soL Haber

Dünya yalan söylüyor

Berkay Kemal Önoğlu Ortada organize işletilen kumpaslar, aynı manşetlerle "geliyorum" diyen operasyonlar var. Her şey göz göre göre yaşanıyor ama herkes yalan söylemeye devam ediyor. Herkesin "ayak yaptığını" yine herkesin çok iyi bildiği bir ülke oldu burası. Ekranlarda sıkça tekrarlanan o ezberleri bilirsiniz: "Bu ülke bir hukuk devleti, burası muz cumhuriyeti değil, kanunlar var..." Elbette kendine göre kanunları var buranın, muz cumhuriyeti olmadığını da biliyoruz. Ama artık bu laf salatasını geçelim bir kalem. Sokakta konuşulanlar, hissedilenler ve kulaktan kulağa söylenen çıplak gerçekler ile televizyon ekranlarında yansıtılanlar artık iki ayrı uçta, bambaşka şeyler. Tıpkı o muhteşem albüme adını veren şarkıdaki gibi: Kimler yalansız ki onlar ağlasın Kimler günahsız ki onlar saklasın Yalandan kim ölmüş, zamandan kim korkmuş Dünya yalan söylüyor... Ortada organize işletilen kumpaslar, aynı manşetlerle "geliyorum" diyen operasyonlar var. Her şey göz göre göre yaşanıyor ama herkes yalan söylemeye devam ediyor. Adına "yargı kararı" ya da "millet iradesi" dedikleri oyunlara kimse inanmasa da, herkes sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalıyor. Bütün televizyonları, gazeteleri ve billboardları kaplayan devasa bir samimiyetsizlik, ülkenin üzerine çöken derin bir tekinsizlik ve güvensizlik hali… Adalet; gücü olanın, holdinglerin ve tarikatların lehine tek taraflı işlerken, yurttaşlar her yeni günde tıpış tıpış işine gitmeye devam ediyor. Milyonluk üye sayısıyla övünen CHP’nin İzmir İl Başkanlığı önünde, butlan kararı açıklandığı gün hepi topu 150 kişinin toplanması bu tabloyu tamamlıyor. İktidarın, muhalif belediyeler üzerinden rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla başlattığı operasyonların "toplum bunu yutmaz" denerek hafife alınmaması gerektiğinin en büyük ispatı. *** Hukuk kimi kimden koruyacak? Bu ülke artık orman kanunları ile yönetiliyor. Eğer bu düzenden hâlâ bir beklentisi olan emekçi kaldıysa, beklentilerini bu "orman" gerçeğine göre belirlemesinde yarar var. Sanılanın aksine ormanın da bir kanunu vardır; orman kanunu kuralsızlık demek değildir. Orada her canlının sınırı önceden çizilmiştir; av belli, avcı bellidir. Vahşi kurallara tabi bir hayatta kalma oyunudur. "Oysa biz geliştik, insan olduk; artık herkesi insanca yaşatacak kaynağa, güce ve akla sahibiz" diyeceksiniz. Doğru, ama iktidarda değiliz. Birileri, sırf sömürmek ve ceplerini doldurmak için insanlığa ısrarla vahşi doğanın acımasız kurallarını dayatıyor... Türkiye artık gücün, paranın ve gerekirse silahın konuştuğu, adeta orman kanunlarının geçerli olduğu bir düzene tamamen teslim oldu. Kağıt üzerinde yazan ahlakın, insaniyetin ya da hakkaniyetin hiçbir hükmü kalmadı. Dedim ya; dünya yalan söylüyor! Nitekim "ha geldi ha geliyor" denen mutlak butlan kararı, sonunda 21 Mayıs’ta ilan edildi. Bir kişi bile çıkıp bunun sıradan bir yargı sürecinin ürünü olduğunu, delillere ve usule göre karar verildiğini iddia edemiyor. Tek bir kişi bile! Özgür Özel’in Partiye genel başkan olduğu 2023 kurultayı hiç var olmamış sayıldı. Zincirleme olarak sonraki tüm kurultaylar ve yenilenmiş yönetimler de iptal edildi. Kemal Kılıçdaroğlu’nu yeniden koltuğa oturtan bu hamle, hukuk tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir içtihat yarattı. Kaygı verici doğrusu… Maazallah yarın bir gün bir savcı çıkıp AKP’nin 14 Ağustos 2001’deki 1. Olağan Kongresi’nde bir usulsüzlük tespit etse ve o kongreyi “butlan” saysa, bunca yıl boşa mı gitmiş olacak? Bunca atılım, bunca "şahlanış" hiç yaşanmamış mı kabul edilecek? İşte önümüze konan içtihat budur! Son kararla birlikte CHP'ye dönük hamleler mutlak bir kaosa dönüştü. Parti felce uğramış, karar mekanizmaları ağır darbe almış görünüyor. Yaşananlar, CHP’nin hem yönetilemez hale gelmesine hem de uzun sürecek bir belirsizliğin içine sürüklenmesine yol açıyor. Belirsizlik herkes için. Ortada AKP için de bütünlüklü, uzun vadeli bir plan yok. Ama hamle üstünlüğü var. Bir hamle yapıp karşılarındakinin hata yapmasını bekliyorlar. Ve daima o hata yapılıyor. Yapılan hatalar AKP’nin kendi hatalarını telafi edebileceği kadar büyük hatalar oluyor. Bizim sözümüz direneceklere, direnmesini gerekli gördüğümüz dostlarımıza ve halkımıza olur. Eğer bu krize sadece 'CHP'yi savunma' ya da parti içi hizip kavgalarında taraf olma refleksiyle yaklaşılırsa, doğrudan iktidarın kurduğu tuzağa düşülecektir. Kendinizi ister CHP'li olarak tanımlayın ister partiye gönülden bağlı olun; sakın bu meseleyi AKP'nin ambalajlayıp sunduğu haliyle, sorgulamadan kabul etmeyin. Kaldı ki bu hizipler arasında ideolojik, siyasal, programatik hiçbir önemli fark da yok. Bunu herkes gayet iyi biliyor. Ne yazık ki bugün ana akım siyasette güç ve para hırsından başka hiçbir itici güç kalmadı. Bu yüzden o yapılara angaje olmak, tek tek figürlerin peşine takılmak büyük bir hata olur. Aman dikkat! Sakın ülkenin geleceği ile birilerinin siyasi ikbal kavgası birbirine bağlanmasın. Biz direnenlerle birlikteyiz. Daha önce de yazdık: Ancak bu düzene borcu olmayanlar iktidardan hakkıyla hesap sorabilir. Ancak onlar dünya boyu yalanı çöpe gönderebilir. Ve karşımızdakilerin telafi edemeyecekleri bir hata yapmaları yakındır!

Go to News Site