Collector
Kitle eylemleri ve özgürlükler | Collector
Kitle eylemleri ve özgürlükler
BirGün Gazetesi

Kitle eylemleri ve özgürlükler

Bu güzel ülke, üç yüz bin gencin yurtdışına kaçtığı bu cehennemi ülke, kısacık tarihinde kitlelerin bir kaç büyük kitle eylemine tanıklık etmiştir. İlki 15-16 Haziran'dır; sendikalar yasasındaki gerici değişikliğe ve yoğun siyasi baskılara karşı dev bir işçi ayaklanmasıdır. İşçi sınıfı -belki ilk defa- bir sınıf olarak ayağa kalkmıştır. Sonucu ve bedeli 12 Mart 1971 askeri darbesidir. Bir görkemli eylem ise, Sivas Katliamı protestolarıdır. Yüzbinlerin Yürüyüşü olarak adlandırılmıştır. 33 insanın Sivas şehrinde bir hotelde naklen yakılmasına karşı, derin devlete ve siyasal İslamcılara karşı, yüzbinlerin ayağa kalkma eylemidir. Yakılmanın ve yürümenin sonucu -sanırım en başta Avrupa'daki- "Alevi uyanışı"dır. Ama tarihimizdeki en görkemli, neşeli, mizahi, insani, akıllı eylem Gezi'dir. Katılım yönünden de öncekileri kat kat aşar -ki, boşuna Celali hatırlanmamıştır-. Ben ve çok sayıda insan buna devrim demiştik. Evet örgütsüzdü, egemen sınıflar yıkılmamıştı, siyasal düzen de değişmemişti ama bu o güne kadar boğulmuş zihinleri uyandıran, siyasal İslamcı karanlığa karşı apaçık bir itirazdı. Benzersizliği, 3 ayı aşkın bir süre, koca ülkenin -2'si hariç- tüm şehirlerinde -MİT raporuna göre 13 milyon- kişinin yürümesi değildir sadece. Gezi bir milat, "nükleer bir serpinti"dir. "Gezi kuşakları" ortaya çıkmıştır. Karşı tarafta bir daha asla toparlanamayacak Erdoğan realitesidir. O Saray'ında epeydir yalnızdır. Bu saydığım eylemlerin hiçbirinin bir lideri, partisi, öncü kuvveti yoktur. Zonguldak'ta Şemsi Denizer, Gezi'de Berkin ve Ali İsmail akla gelir tabii. Ancak bu isimleri yaratan kitlelerin eylemidir. Yoksa -son derece sıradan insanlar olan- bu isimler, eylemleri yaratmamıştır. Herhalde bu bahiste son örnek 19 Mart sonrası meydana gelen gösterilerdir. İmamoğlu ve arkadaşlarının tutuklanmasına karşı, başta İstanbul olmak üzere milyonların çeşitli şehirlerdeki protestolarıdır. Özgür Özel'e göre, eylemlerin sonucu, "İstanbul Büyükşehir Belediyesine kayyum atanmaması"dır. Ancak bu eylem dalgası CHP tarafından -kısa sürede- söndürülmüştür. Hem de bizzat İmamoğlu'nun kararıyla. Önce "mitingler yapma" kararı alınmıştır -Bu aslında Erdoğan'ın izin verdiği yerde, saatte ve sürede, "kumda oynama" idi-. Sonra zamanla eylemler sönümlendirilmiştir. İnanılmazdır. Ekrem İmamoğlu ile 10 Nisan 2025 günü Silivri'de avukat arkadaşlar Ertuğrul Cem Cihan ve Ali Fatih Çetin ile -geçmiş olsun amaçlı- görüştük. "Özgür Özel bu eylemleri neden durdurdu" diye sordum. "Biz başkanla beraber bu kararı Silivri'de verdik" dedi. Gerekçesini, "ya birinin burnu kanarsa" diye açıkladı. Biz itiraz edince, "The Guardian ve New York Times'a makale yazma gibi yollar da var" dedi. Biz -Trump da Putin de, AB de Erdoğan'ın yanında- diye yine itiraz edince, "Eğer ihtiyaç duyarsak eylemleri yeniden başlatırız" deyiverdi. Ekrem İmamoğlu'na, cezaevindeki görüşme odasında -son söylediğimiz- o tek cümle aşağı yukarı şöyleydi: "Evet kitle hareketini söndürebilir, hatta durdurabilirsiniz, ama yeniden başlatamazsınız, çünkü kitleler açlık, sömürü, işsizlik, hiçleştirme, aşağılanma gibi bazı ağır koşulların bir araya gelmesinin ürünü olarak, 'bardak dolduğunda' patlarlar, bu koşullar iradi değildir." 15-16 Haziran'dan Gezi'ye, Gezi'den 19 Mart'a, oradan  24 Mayıs'a, tüm yaşadıklarımız bize ne söylüyor? Kitle eylemleri, hak ve özgürlüklerin en önemli sigortasıdır. "Kitleleri uyutma"nın sonuçları ise -kısa sürede ve acıyla- görülmüştür: CHP liderliğine kayyum ve genel merkezin işgali, rahatça hayata geçirilmiştir.

Go to News Site