Collector
Akdeniz’de yeni güç dengesi! Cezayir ve Türkiye aynı masada | Collector
Akdeniz’de yeni güç dengesi! Cezayir ve Türkiye aynı masada
Milliyet Dünya

Akdeniz’de yeni güç dengesi! Cezayir ve Türkiye aynı masada

MİLLİYET.COM.TR - Cezayir, küresel enerji krizleri ve değişen jeopolitik dengelerle birlikte Akdeniz’in en kritik enerji aktörlerinden biri haline gelirken, yaklaşık 4,5 trilyon metreküplük doğal gaz ve 12 milyar varillik petrol rezervleriyle Avrupa’nın enerji güvenliğinde stratejik rol üstleniyor. Hidrokarbon gelirlerine dayalı ekonomik yapısıyla büyümesini sürdüren ülke, özellikle Ukrayna savaşı sonrası İtalya ve İspanya başta olmak üzere Avrupa’nın enerji tedarikinde öncelikli ortak konumuna yükselirken, iç siyasette ise 1990’lardaki iç savaşın etkileri, Arap Baharı sürecindeki kontrollü politika ve 2019 Hirak protestolarının ardından başlayan Abdülmecid Tebbun dönemi ülkenin siyasi rotasını şekillendirmeye devam ediyor. Cezayir, küresel enerji krizleri ve değişen jeopolitik dengelerin etkisiyle Akdeniz ve Afrika hattında stratejik ağırlığını artırırken, sahip olduğu dev doğal gaz ve petrol rezervleriyle Avrupa’nın enerji güvenliğinde kilit aktör konumuna yükseldi. Sahel bölgesindeki güvenlik krizleri, Afrika Birliği içindeki diplomatik etkisi ve Rusya-Çin-ABD arasında yürüttüğü dengeli dış politikayla dikkat çeken Cezayir’in, Türkiye ile geliştirdiği enerji, savunma ve Akdeniz güvenliği odaklı iş birliğinin yeni bir bölgesel güç ekseni oluşturabileceği değerlendiriliyor. Özellikle Libya merkezli Münhasır Ekonomik Bölge modeli üzerinden şekillenebilecek ortak enerji ve savunma hattının, Avrupa’dan Türkistan’a ve Kızıldeniz’e uzanan yeni bir jeopolitik blok oluşturma potansiyeli taşıdığı ifade ediliyor. Geçtiğimiz günlerde de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun huzurunda, iki ülke arasında ortak anlaşmalar imzalandı. Cezayir ile Türkiye arasındaki ikili ilişkilerde iş birliği vurgusu yapan Erdoğan, "Cezayir ile ticaret hedefimiz 10 milyar dolar" ifadelerini kullandı. CEZAYİR, TÜRKİYE VE AKDENİZ ENERJİ BİRLİĞİ Peki Akdeniz’de yeni bir enerji ve savunma birliği mi doğuyor? İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Canan Tercan, Milliyet.com.tr 'ye değerlendirdi; Küresel düzenin yeniden şekillendiği, enerji rotalarının güvenliğinin egemenlik mücadelesine dönüştüğü günümüzde Cezayir, modern tarihinin en yüksek jeopolitik ağırlığına ulaşmıştı. Bugün Cezayir’ konuşurken eskiden olduğu gibi tarihinden ve kimliğinden değil yüksek enerji potansiyeli ve jeopolitik hayati öneminden bahsediyoruz. Savaşların getirdiği enerji krizlerinin küresel aktörleri zayıflattığı günümüzde Cezayir için büyük fırsatların kapısı açıldı. Akdeniz’den Afrika’nın derinliklerine uzanan bu stratejik pozisyonu ile, devasa doğal gaz ve petrol rezervlerinin de ötesinde, küresel dengede vazgeçilmez bir dengeleyici aktör olarak öne çıkıyor. Bu yeni gücün ekonomik dinamikleri, iç siyaseti ve dış politik duruşu, ülkenin stratejik rotasını belirleyecek. EKONOMİK YAPI HALEN BÜYÜK ÖLÇÜDE PETROL VE DOĞAL GAZA BAĞIMLI DURUMDA GSYİH bakımından Kuzey Afrika’nın en büyük ekonomilerinden biri olan Cezayir, merkezi ekonomik yönetimle belirginleşen bir kalkınma modeli yürütüyor. Ukrayna savaşı ve Hürmüz Boğazı kriziyle tetiklenen küresel enerji arzı sorunları, Cezayir’in ekonomik büyüme oranını %4 civarında istikrara kavuşturdu. Ekonomik yapı halen büyük ölçüde petrol ve doğal gaza bağımlı durumda. Hidrokarbon sektörü, toplam ihracat gelirlerinin yaklaşık %95'ini oluştururken, devlet bütçesinin de %40'ından fazlasını karşılıyor. Bu üretim kapasitesinin temelinde ise ülkenin kanıtlanmış 4,5 trilyon metreküp doğal gaz ve 12 milyar varil petrol rezervi yatıyor. Krizler içerisindeki Avrupa yönünü daha fazla Cezayir’e cevirdi. Hidrokarbonda, İtalya, Transmed boru hattı sayesinde Cezayir’in en büyük ihracatçısı olurken, Medgaz boru hattıyla İspanya da önemli pozisyonda ve ayrıca, İspanya, Gazze tutumu sebebi ile Cezayir’den gaz fiyatlarında yaklaşık %15 indirim alarak, pazar payını sağlamlaştırdı. Diğer yandan, tarihsel gerilimlere rağmen Fransa, LNG ve ham petrol ticaretinde alıcı olmayı sürdürüyor. AFRİKA BİRLİĞİ’NE EN BÜYÜK FİNANSAL KATKIYI SAĞLAYAN "BÜYÜK BEŞLİ"DEN BİRİ İç siyasi dinamiklere bakıldığında, Cezayir’in 1990’lardaki iç savaşın acı hatıralarıyla oldukça temkinli bir yol izliyor. Bu açıdan, Arap Baharı’nın bölgesel isyan dalgaları sırasında halk ve hükümet dengeli bir geçiş stratejisi benimsedi; süreci kontrollü bir şekilde yöneterek Libya, Mısır ve Suriye’deki gibi felakete dönüşmesine izin vermedi. Diğer yandan, Askeri vesayet ve yolsuzluk iddialarıyla tetiklenen 2019 Hirak protestoları devlet yapısında büyük bir kırılma yarattı ve mevcut Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun dönemini başlatan seçimlere zemin hazırladı. Yine de ordu, yönetimdeki güçlü konumunu hala koruyor. Sahel bölgesindeki terör tehdidi ise, güvenlik cephesindeki en büyük risk. Özellikle Libya-Mali sınır hattı yüksek hassasiyetini koruyor. Ancak güçlü ordusu bölgesel güvenli liman olarak Cezayir’i öne çıkarıyor. Dış politikada Cezayir kendisini, Afrika kıtasının stratejik ve diplomatik koruyucusu olarak konumluyor. Fransa’nın kıtadan askeri olarak çekilmesi ve Sahel kuşağı boyunca devam eden istikrarsızlıklar, Cezayir’in pan-Afrikanist dış politika vizyonunu yeniden canlandırdı. Ve Cezayir, Afrika Birliği’ne en büyük finansal katkıyı sağlayan "Büyük Beşli"den biri ve birliğin Barış ve Güvenlik Konseyi’nde etkili bir ülke oldu. Cezayir diplomasisi, Afrika Birliği’ni dış müdahalelerden, özellikle de Fransa ve İsrail’in kıta üzerindeki nüfuz çabalarından koruma misyonunu kararlılıkla üstleniyor. Nitekim Cezayir, Güney Afrika ile iş birliği içinde, İsrail’in Afrika Birliği’nde "gözlemci statüsü" elde etme girişimini engelleyen birincil aktör oldu. KITASAL BİR İÇ SAVAŞI ÖNLEDİ Cezayir ve komşusu Fas ilişkisi ise yıllardır çok konuşulan bir konu. Cezayir, Fas’ın topraklarını genişletme çabasına karşı Polisario Cephesi’ni destekleyerek, Batı Sahra’nın kendi kaderini tayin etme hakkını savundu. Bu durum, Afrika Birliği içinde Fas ve Cezayir arasında sürekli bir liderlik ve denge mücadelesine yol açıyor. Cezayir için bu mesele, sömürge sonrası sınırların dokunulmazlığını öngören uluslararası uti possidetis ilkesinin korunması anlamına geliyor. Mali, Nijer, Çad ve Burkina Faso’daki askeri darbeler ve tırmanan radikal terörizm, Cezayir’i müdahaleci olmayan ancak düzenleyici bir güvenlik aktörü konumuna yükseltti. Cezayir, 2015 Mali Barış Anlaşması’nın mimarıydı ve diplomatik ağırlığını kullanarak ECOWAS’ın Nijer’e olası bir askeri müdahalesini engelledi; böylece kıtasal bir iç savaşı önlemiş oldu. Bu caydırıcılığın arkasında, ülkenin Afrika’daki en güçlü askeri mekanizmalardan birine sahip olması gerçeği yatıyor. YENİ BİR AKDENİZ ENERJİ EKSENİ OLUŞTURMA POTANSİYELİ YÜKSEK Küresel siyasi konumlanmasında Cezayir, sıkı bir diplomatik denge gözetiyor. Paris ile hesaplı ve mesafeli bir ticari ilişki yürütürken, Fas’ın İbrahim Anlaşmaları kapsamında İsrail ile kurduğu ittifakı ve bölgedeki girişken hamlelerini doğrudan bir ulusal güvenlik tehdidi olarak kodluyor. Bu tehdit karşısında Rusya ile köklü askeri bağlarını koruyor ve silah ihtiyacının yaklaşık %75'ini Moskova’dan karşılıyor ve Çin ile devasa ticari ortaklıklar yürütürken, Amerika Birleşik Devletleri ile de istikrarlı bir diyalog zeminini başarıyla sürdürüyor. Kaderin yeniden, yakınlaştırdığı Cezayir ve Türkiye köklü, güvenilir ortaklardır. 2025 yılını geride bıraktığımız bu dönemde ortaklık, klasik ticari ilişkilerin tamamen ötesine geçerek enerji, savunma, Afrika politikası ve Akdeniz güvenliği eksenlerine ulaştı. Her iki ülkenin uluslararası konjonktüre bakışı, Türkiye’nin Libya ile imzaladığı Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşmasının Cezayir’i de kapsayacak şekilde genişletilebileceğine işaret ediyor. Cezayir gazının Türkiye’nin mevcut altyapısı üzerinden Güneydoğu Avrupa’ya taşınması fikri stratejik bir seçenek olmayı sürdürüyor; Cezayir’in enerji kapasitesi ile Türkiye’nin lojistik altyapısı birlikte yeni bir Akdeniz enerji ekseni oluşturma potansiyeli yüksek. SAVUNMA İŞ BİRLİĞİ MEB'E EVRİLDİ Dahası, Afrika’nın en güçlü ordularından birine sahip olan Cezayir ile NATO’nun ikinci büyük askeri gücü ve savunma sanayisinde küresel bir öncü olan Türkiye arasındaki savunma iş birliğinin MEB’e evrilmesi bölgesel ticaret ve güvenliğin inşasında önemi büyüktür. Cezayir’in, Libya ve Türkiye tarafından kurulan MEB (enerji ve savunma iş birliği) modeline katılması sonrasında ise; Mısır, İspanya, İtalya, Suriye, Somali, Sudan gibi ülkelerinde dahil olması muhtemel olacaktır. Tarihin yeniden yazıldığı bu günler 3 yönlü yeni bir enerji ve savunma birliğinin kurulma sürecine işaret ediyor. Bu 3 yönlü birlik süreçi Avrupa’da İspanya’dan başlayan Akdeniz hattı ile Türkiye üzerinden doğuya, Türkistan’a uzanan ve aşağıda, Kızıldeniz’e uzanan, Asya, Avrupa ve Afrika hattıdır. Enerji, hammade ve savunma mekanizmaları çok güçlü olan bu hat artık doğal ömrünü tamamlamak ile yüzleşmeye başlayan, yaşlı birliktelikler, BM, AB ve NATO’ya alternatif bir güç birliğidir. AVRUPA; ENERJİ'DE CEZAYİR'E, GÜVENLİK VE GÜÇ YÖNETİMİNDE TÜRKİYE'YE BAĞLIMLI HALE GELİYOR Küresel tüm dengeleri tamamen değiştirebilecek güçlü bu birlik, kendini doğal süreç ve konjektürde oluşturmaya başlamıştır. Bu yeni birlik devasa bir enerji ve savunma kapasitesi yansıtacağından, güvenlik ve istikrarlı enerji arzı arayan diğer ulusların da ister istemez dikkatini çekecektir. İbrahim Anlaşmaları ve Soğuk Savaş’tan bu yana kökleşen Doğu-Batı kutuplaşmasına bağımsız bir alternatif sunar. Ayrıca, bu birlik, BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinin dünya da pek çok ülkeye yaptıkları (direk ya da dolaylı) ekonomi ve güvenlik baskılardan bağımsız kalmayı sağlar. Son olarak Türkiye ve Cezayir AB ilişkileri hakkında da bir not yazalım, Avrupa kıtası, enerji arzı için Cezayir’e; enerjinin rotası, güvenlik ve göç yönetiminde ise Türkiye’ye giderek daha bağımlı hale geliyor. Bu iki ülke Brüksel üzerinde önemli bir ortak diplomatik kaldıraç geliştirme potansiyeline sahip. Dolayısı ile vize serbesiyet süreçleri ve gümrük birliği reformları gibi kritik dosyalarda Brüksel’e rasyonel şartlar dikte edebilir. Zira, açıktır ki, Avrupa Birliği için bu iki devlet, artık sınırda bekleyen sıradan tedarikçiler değil, kıtanın savunma ve enerji güvenliğinin birincil belirleyicileridir.

Go to News Site