soL Haber
Haber Merkezi Sabah Türkiye'de milyonlarca evde bayram sofraları kurulurken, bazı gazeteciler için o sofralarda sadece boş sandalyeler olacak. "Dezenformasyon Yasası"nın yarattığı yasal labirentler, siyasi davaların ağır yükü ve muhalif kurumları hedef alan kayyım ablukası altındaki Türkiye medyası, bir bayramı daha cezaevi ve adliye koridorları arasına sıkışmış halde karşılıyor. Bayram sabahı milyonlarca insan aileleriyle bir araya gelirken, gerçeğin peşinde koştukları için özgürlüklerinden mahrum bırakılan gazetecilerin evlerindeki sofralarda o tanıdık, ağır boşluk hissi oturacak. Türkiye, ifade özgürlüğü konusundaki kronikleşmiş yaralarıyla bir bayrama daha girerken, iktidarın yargı üzerinden kurduğu baskı mekanizmasının sonucunda sadece isimleri ve yüzleri değiştiriyor. Gazeteciliği bir suç pratiği gibi çerçeveleyen o kesintisiz anlatıysa devam ediyor. TGS’nin verileri basın üzerindeki kuşatmayı gözler önüne serdi. Bir yılda 224 dava kapsamında 300’den fazla gazeteci yargılandı, toplam 53 yıl hapis cezası verildi. RTÜK üzerinden 15 milyon lirayı aşan cezalarla televizyonlar susturulmak istendi. Yanardağ, Arı ve Gayıp Davanın ve tutukluluk halinin bizzat bir cezalandırma aracına dönüştüğü bu sürecin en çarpıcı örneklerden biri, 27 Ekim 2025'ten bu yana özgürlüğünden mahrum olan TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ. Yedi ayı geride bırakan tutukluluğu boyunca Yanardağ, mahkeme salonlarında sadece kendi beraatini değil, bağımsız bir medya kurumunun varoluş hakkını savundu. Hakkındaki "siyasal casusluk" iddialarını bir kumpas olarak nitelendirirken duruşu netti, asıl amaç TELE1'i susturmak ve ona el koymaktı. Nitekim o cezaevindeyken kanala kayyım atanması ve 28 milyon lira bedelle satış sürecine sokulması, yargı ve sermaye ablukasının nasıl el ele çalıştığının en somut kanıtı oldu. Yanardağ’ın yargılaması tutuklu sürüyor. BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı, bir önceki bayramda yaptığı haberler gerekçe gösterilerek Mart 2026'da tutuklandı ve Silivri Cezaevi'ne gönderildi. İki aydır özgürlüğünden mahrum olan Arı hakkında "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" iddiasıyla 6 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Etkin Haber Ajansı (ETHA) çalışanları gazeteciler Pınar Gayıp, Nadiye Gürbüz, Elif Bayburt şubat ayında yapılan baskında gözaltına alınıp tutuklandı. Gazeteciler, "Sosyalist gazetecilik yaptığımız için tutuklandık" diyor. Bir gazeteci sokak ortasında öldürüldü Gazetecilere yönelik şiddet sarmalının en ağır bilançosu, ekoloji mücadelesinin simge muhabirlerinden Hakan Tosun'un öldürülmesiyle yaşandı. 10 Ekim akşamı İstanbul'da evine dönerken sokak ortasında uğradığı saldırı sonucu hastaneye kaldırılan Tosun, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Çevre talanına karşı kamuoyunu bilgilendiren bir ismin hedef seçilmesi, cinayetin ardındaki karanlık ilişkilere dair derin soru işaretleri barındırıyor. Saldırganları yönlendiren asıl faillerin hâlâ tam olarak bilinmemesi cezasızlık endişesini artırırken, Tosun'un meslektaşları bu organize saldırının aydınlatılması için hakikat arayışına devam ediyor. Dezenformasyon kıskacı: Yelis Ayaz tutuklandı, Alican Uludağ tahliye oldu Dezenformasyon Yasası ve “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" gibi son derece muğlak, esnek ve her muhalif sese göre şekil alabilen suçlamalar, gazetecilerin tepesinde sallanan modern bir Demokles'in Kılıcı işlevi görüyor. İktidar bu yasayla sadece yazılanları cezalandırmıyor, asıl olarak henüz yazılmamış olanlara dair devasa bir otosansür iklimi yaratıyor. Sansür Yasası olarak bilinen dezenformasyon düzenlemesi, yerel medyada da etkisini sert şekilde gösteriyor. Bunun en sıcak örneği, Aydın'da AKP'li bir milletvekilinin oğlunun okula silahla gittiği iddiasını ve bu konudaki veli şikayetlerini haberleştiren Aydınpost İmtiyaz Sahibi Yelis Ayaz oldu. 15 Mayıs 2026'da gözaltına alınan Ayaz, "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi. Diğer yandan, Şubat 2026'da sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek aynı suçlamayla tutuklanan gazeteci Alican Uludağ ise kısa süre önce tahliye edildi . Gazetecilik faaliyetleri ve siyasi yorumları nedeniyle yargı karşısına çıkarılan Uludağ, özgürlüğüne kavuşmadan önce yaklaşık üç ay boyunca tutuklu kaldı. Yüzlerce gazeteci adliye koridorlarında Gazetecilere yönelik yargılamalar, geride kalan bir yılda da yoğunluğunu korudu. Toplam 224 ceza davasında 300’ün üzerinde gazeteci hâkim karşısına çıktı. Sonuçlanan dosyalarda toplam 53 yıl 4 ay 16 gün hapis cezası verilirken, 39 davada 54 gazeteci beraat etti. Tazminat davalarında ise en az 21 dosya görüldü, 15 gazeteci ve dört kurumun yargılandığı bu davalarda toplam 102 bin 500 lira tazminat ödenmesine hükmedildi. Hukuki baskıların yanı sıra gazeteciler sahada da hedef oldu. Cezasızlık politikalarının etkisiyle en az 34 gazeteci fiziksel saldırıya uğradı, 22 gazeteci ise sözlü tehdit ve saldırıya maruz kaldı. soL Haber de yargı kıskacında Sistematik hale gelen bu soruşturmalardan soL Haber de payına düşeni alıyor. Son olarak Mayıs ayının başında Demirören Holding, bünyesindeki işten çıkarmaları gündeme getirdiğimiz için hakkımızda suç duyurusunda bulundu. Haberde yalnızca işten çıkmaya zorlanan bir gazetecinin yaşadıklarına ve değerlendirmelerine yer verilmişti. Bunun hemen öncesinde ise AKP kurucularından Balsu Gıda'nın sahibi Cuneyd Zapsu'nun şikayetiyle yazarımız Orhan Gökdemir, muhabirimiz İrem Yıldırım ve sorumlu müdürümüz Emre Alım ifadeye çağrılmıştı. Yargısal yıpratma çabalarına ve holding medyasına karşı, gerçeğin sesini ancak dayanışmayla büyütebiliriz. Tüm okurlarımızı bir kez daha soL Haber’e abone olarak bağımsız haberciliğe güç vermeye davet ediyoruz . İşsizlik krizi Kriz sadece cezaevleriyle sınırlı değil. Yargı ve idari kararlarla kurumların hedef alınması basın emekçileri için büyük bir işsizlik dalgası yarattı. Özellikle TELE1'e kayyım atanması sonrasında çok sayıda nitelikli basın emekçisi işini kaybederek sektörün dışına itildi. KRT TV’de ödenmeyen maaşları için direnen işçilere verilen sözler aradan geçen bir yıla rağmen tutulmadı. Patron Fırat Bozfırat, taahhütlerini yerine getirmediği gibi haklarını talep eden 17 basın emekçisi hakkında suç duyurusunda bulundu ve dayanışmayı hedef gösterdi. İktidarın baskı politikaları gazetecileri bir yandan hapsederken, diğer yandan da onları sistematik bir güvencesizlik ve işsizlikle cezalandırmaya devam ediyor.
Go to News Site