BirGün Gazetesi
Mustafa Kemal, ülkeyi işgal eden emperyalist ülkelere karşı kazanılan zafer sonrası, yönetim mekanizmasını daha kurumsal hale getirip disipline etmek üzere Cumhuriyet Halk Partisi'ni, Millî Mücadele'yi örgütleyen Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ni siyasi bir yapıya dönüştürmek amacıyla 9 Eylül 1923'te kurdu. Zaferin kazanılması, dış mücadeleye karşı bir sonuç elde ederken aynı zamanda başka bir mücadeleyi de beraberinde getirmekteydi. Bu, Osmanlı monarşisini sona erdirerek halkın kendi kendini yönettiği cumhuriyet rejimini siyasi bir tabana oturtmak ve kalıcı kılmaktı. Çünkü ne olursa olsun hâlâ içerdeki Ali Kemaller bitmediği gibi, yoz zihniyet her hâlükârda kendine yer bulup yine emperyalist işbirliği neticesinde kendine alan açabiliyordu. İşte bu sorunlara karşılık, siyasal, sosyal ve hukuki alanlarda planlanan köklü modernleşme ve Cumhuriyet devrimlerinin daha organize bir güçle hızlı ve kararlı bir şekilde hayata geçirilmesi gerekmekteydi. Bir şekilde insanı kulluktan kurtarıp birey yapan devrimlerin asıl amacı, halkın devrimsel ilkeler doğrultusunda, sınıf ayrımı gözetmeksizin her kesimini kucaklamak, devlet ile halk arasındaki bağı güçlendirmek ve halkın yönetimdeki etkinliğini artırmak üzerine planlanmaktaydı. Parti, aynı zamanda yeni Türk devletinin siyasi, hukuki ve ekonomik temelleri kurulurken meclis içindeki fikir ayrılıklarını düzenli bir program çerçevesinde disipline edecekti. Mustafa Kemal’in vizyonu üzerinden bir parti kurup amaçları üzerinden toplumsal bir çıkar beklerken, yüz yıl sonra, başka bir Kemal’in gelip polis eşliğinde partiyi basıp ele geçirmeye çalışmasının acısı çok büyük. Mustafa Kemal cephe cephe savaşarak Ankara’ya gelirken, Ankara’daki evinden kalkıp partiye gelmesi gereken butlan Kemal onu dahi yapamayıp dilekçeyle polisten yardım istedi. Tüm hayatını Türkiye Cumhuriyeti’ne adayan Mustafa Kemal, bir ülkeyi yoktan var ederken "Benim iki büyük eserim vardır; biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisi'dir" demesine rağmen, hiçbir şey üretemeyen ve ömrünü devlet memuru olarak geçirip liderlik vasfı yerine, ast-üst ilişkisi içinde hiyerarşiye maruz kalan butlan Kemal’in bu mirasa bile anlamını bilmemesinin bugünkü polis yardımıyla işgalin anlaşılır bir yanı vardır. Mustafa Kemal Cumhuriyet kurup, partiyle bütünleştirip, bir devlet mekanizması yaratıp siyasi bir kimlik kazandırırken, butlan Kemal faşist bir zihniyetin dağıttığı mekanizmanın siyasi aparatı oldu. Mustafa Kemal 7 dil konuşabiliyordu. Geometri kitabı dahil onlarca kitap yazmıştı. Butlan Kemal’i burada mukayese etmek ayıp olur. Diğer en önemli değerlendirme: Mustafa Kemal’in İstanbul’dan Anadolu’ya geçişi, halkçı bir liderin halka kavuşması ve halkla buluşması olurken, başında bulunduğu Kurtuluş Savaşı sadece dış düşmanlara karşı yapılmadı, aynı zamanda çıkarlarını halkın çıkarları üzerinde tutan ve halkla karşı karşıya gelen saray ve çevresindekilerle de savaştı. Şimdi ise, butlan Kemal halka rağmen halka karşı sarayla işbirliği yaparak, hukuki dayanakları mesnetsiz bir tebligatla partinin başına geçmeye çalışmaktadır. Mustafa Kemal, yıllardır padişaha ve halifeye bağlı kalmış, fakat onlardan hayrına hiçbir şey görmemiş olan halka özgür, yeni bir yaşamın ipuçlarını verirken, yüz yıl sonra, halkı yeniden bağımlı ve özgürlüklerini kaybetmiş bir zihniyetin eline düşmekten kurtaracak partiye engel olan butlan Kemal, 77 yaşında neye ve nereye hizmet ettiğinin farkında değil. Sonuç olarak, 57 yıllık yaşamında ölümü göze alarak tam bağımsız bir ülke yaratmaya çalışan Mustafa Kemal’in sözleriyle, butlan Kemal’e anlayabilmesi zor da olsa ne yaptığını anlatmak hem doğru olur hem de nereden nereye geldiğimizin izahı olur. "Uçurum kenarında yıkık bir ülke... Türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar... Yıllarca süren savaş... Ondan sonra, içeride ve dışarıda saygı ile tanınan yeni vatan, yeni sosyete, yeni devlet ve bunları başarmak için aralıksız, devrimler... İşte Türk genel devriminin kısa bir diye mi." Bunu başarmak ve anlamak için de birey olarak tam bağımsız olmak gerekir. Aksi takdirde göz hep Çan Kulesi'nde çevrilir ki eninde sonunda takılıp düşmek kaçınılmaz olur. Bay butlanın düşmesi kaçınılmazdır. Ve bunu sokak sağlayacak.
Go to News Site