Collector
Bayramları bayram yapan! | Collector
Bayramları bayram yapan!
Milliyet Yazarlar

Bayramları bayram yapan!

Bayramlar barışın, huzurun, dostluğun, paylaşmanın, samimiyetin; kinden, öfkeden arınmanın ve en önemlisi de uzatılan elin geri çevrilmemesinin simgesidir… Bir yandan öfke ve kin kusarken öte yandan günü kurtarmak için “Hadi gelin bayramlaşalım” demek ise bayramların özünü anlamamaktır. Binlerce yıllık geleneği, örfü, adeti olan bir ulusuz. Bayramlarımız da onlardan bize kalan en büyük mirastır. Bayramlar; ülkelerin, milletlerin kimlik kartı gibidir. Bayramlarına bakarak onları sosyolojik açıdan değerlendirmek mümkün. Merak ettiğiniz ülkelerin bayramlarına göz attığınızda onlar hakkında çok önemli ipuçları elde edebilirsiniz. Hemen her ülkenin dini, dili, etnik kökeni, bayrağı, müziği, mutfağı gibi bayramları da birbirinden çok farklı ve kendine özeldir. Kimileri milli ve manevi bayramlardır, kimileri de çiçek, böcek, gelenek, görenek ve onları o yapan çok özel günlerdir. Gittiğimiz ülkelerde pek çok ayrıntı gibi bayramlara da özellikle göz atarız. Keşke sadece bayrama özel televizyon programları, belgeseller ve dizi yazılar da yapılsa ama tıpkı bayramlar gibi böylesi derinliği olan program ve tefrikalar da artık nostalji oldu… Bayramları belirleyen devletler olsa da onları yaşatan ve sürdürülebilir kılan milletlerdir ve milletlerin içselleştirmediği hiçbir bayram kalıcı olmaz. Olmuyor da! Bu yüzden yüzlerce hatta binlerce yıldır devam eden bayramlarımıza yabancılaşmak, kendimize ve tarihimize yabancılaşmak olur. İnsanları ve toplumları diğer canlılardan farklı kılan en önemli özelliklerinden birisi de kültürel değerleridir. Başta Çin, Japonya ve Güney Kore gibi Asya ülkelerinde yaşamın altın anahtarı, atalarından miras kalan bu milli ve manevi değerlerdir… Şimdi gelin bu çerçeveden bayramlarımızla günümüzde yaşanılanlar ne kadar birbiriyle örtüşüyor, bir de ona bakalım. Bu konuda ne kadar samimiyiz ne kadar inandırıcıyız, onu sorgulayalım. Sorun bayramlarımızın seçiminde mi yoksa bizlerde mi? Ne olur en azından bu konuda içten olalım. Her şey gelir geçer ama bayramlar kalır. Bunu asla unutmayalım… Eskiden “Nerede o eski bayramlar” derdik, onu bile unuttuk. Hatırlanmayacak kadar çok geride mi kaldılar ya da bugün dünden daha mı güzel? O da tartışılır ama gerçek olan bir şey var ki o da hemen her konuda çok yorulduk!.. Bayram eşittir tatil oldu. Peki, uzun tatiller işe yarıyor mu? Moral ve motivasyon açısından rahatlatıyor mu yoksa sıkıntılarımıza sıkıntı mı katıyor? Tatil ne kadar uzunsa bayram o kadar keyifli geçecek sanılıyor ama uzun tatillerin getirdiği sıkıntılar, yeni sorunları da beraberinde getiriyor! Acı olan ise bunun yeterince farkında olunmaması!.. 9 günlük bayram tatili umarız her şeye rağmen keyifli geçiyordur. Bu arada samimiyetle kendimizi sorgulayalım, değişmeyen ne kaldı? Örneğin biz, eski biz miyiz? O, bu, şu, her şey eskisi gibi mi? Sosyolojik değişimler bileşik kaplar gibidir. Seviye hep birlikte çıkar, hep birlikte iner. Herhangi bir konuda öne çıkmanız yetmez; diğer alanlardaki dibe vurmalar, en iyileri de aşağı çeker! Yani düne dair özlemini duyduğumuz ve yakındığımız ne varsa, kabahatliyi hiç uzakta aramayın! Çuvaldızın en büyüğünü önce kendinize batırın. Herhangi bir konuda olduğu gibi uzun tatil kararları alınırken de keşke bu sürecin huzurla, keyifle geçmesine olanak sağlayacak bir dizi yaptırım da beraberinde gelse. Kriz çıkmadan, sorunlar kaosa dönüşmeden karar alamıyoruz, çözüm üretmiyoruz. Karar alma süreçleri öncesinde yapılmayan araştırmayı, istişareyi sonrasına öteleyip alınan kararları tartışmalı hale getiriyoruz. Tıpkı bayramların anlam ve önemini öteleyip bayram geldiğinde, “Dünü dünde bırakıp hadi gelin bayramlaşalım” deyip üç beş dakikalık bir ritüelden sonra nerede kalmıştık dercesine kaldığımız yerden tartışmalara devam ettiğimiz gibi. Bayramlar ne kadar huzur veriyorsa kin, öfke ve kırgınlıklar da o denli yoruyor. Sadece ülke olarak değil dünya olarak çok yorulduk ve herkesin ama herkesin her şeyden daha çok huzura ihtiyacı var. Bu da kabahatli avına çıkarak, tansiyonu daha da yükselterek değil; herkesin çuvaldızın en büyüğünü önce kendisine batırması ve taşın altına elini koymasıyla gerçekleşir. Özetin özeti: Sadece bizlere değil tüm dünyaya sağlıklı, huzurlu, mutlu daha güzel günler ve daha güzel bayramlar dileğiyle…

Go to News Site