soL Haber
Haber Merkezi Forbes’un Türkiye’nin en zenginleri listesine giren patronlara “sömürücü” dediğimiz haber, Selçuk Bayraktar’ın açtığı davada tazminata mahkum edildi. Mahkeme, Soğuk Savaş yıllarında bile yapılmayanı yaparak marksizm ve komünizmi fiilen yasadışı ilan etti. Algoritmaya müdahale edin: Tek bir işlemle soL Haber’i Google’da ‘tercih edilen kaynak’ olarak seçin, aramalarınızda soL öne çıksın. soL Haber, sermayeden bağımsız bir basın kuruluşu olarak, şirketlerin kendisine karşı açtığı davalara alışkın. Ancak hakkımızda iki güncel dava var ki, Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğünü mutlak biçimde değiştirme ve geçmiş teamüllerden tam bir kopuşa yol açma ihtimalini önümüze getirmiş durumda. Bu davalardan ilki, patronlara “sömürücü” demeyi yasaklıyor ve bu ifade nedeniyle soL Haber’i tazminata mahkum etti. İkinci davada, bir basın kuruluşunun, bir diğer basın kuruluşunda yaşanan işten çıkarma gibi gelişmeleri haberleştirmesinin “haksız rekabet” olduğu, dolayısıyla, fiilen, basın kuruluşları ve bunların sahibi olan şirketler hakkında “olumsuz” haber yapılmasının yasaklanması talep ediliyor. Bu davada henüz karar verilmedi. Bu davaları, Türk hukukunu ve ülkemizdeki basın ve ifade özgürlüğünü, dolayısıyla kamu çıkarlarını doğrudan ilgilendirdiği için haberleştirmek durumundayız. 'Sömürücü demek hakarettir' dediler, 'devlet kaynakları' yalanını eklediler 14 Mayıs 2026’da İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi, soL Haber’i Selçuk Bayraktar’a 40 bin lira tazminat ödemeye mahkum etti. Dava konusu, 25 Şubat 2026’da yayımladığımız “ Türkiye’nin baş sömürücüleri listesi güncellendi: Selçuk Bayraktar ilk 10’a girdi ” başlıklı haberdi. Haber Forbes dergisinin bu yılki “Türkiye’nin En Zenginleri” listesini sunuyor, ilk ona ilk kez girdiği için Selçuk Bayraktar’ı öne çıkarıyor ve diğer dokuz ismi aktarıyordu. Selçuk Bayraktar, habere karşı dava açtı. “Sömürücü” sözcüğünün hakaret olduğunu öne sürdü. soL Haber’in avukatları, yanıtlarında sömürücü ifadesinin “doğrudan üretim sürecine katılmaksızın artı değere el koyan sermaye sınıfına yönelik evrensel, politik ve sınıfsal bir eleştiri terimi” olduğunu belirtti. Bayraktar’ın avukatları, TDK’da sömürücü sözcüğünün karşılığının “sömürme işini yapan, başkalarının emeğinden veya hakkından haksız ve sürekli çıkar sağlayan (kimse) veya bu nitelikte olan (şey) anlamlarına gelen, aynı zamanda istismarcı olarak da adlandırılan kişi veya yapı” olduğunu belirtti. Bu argüman Bayraktar vekillerine zayıf görünmüş olacak ki, soL’un haberinde bu ifadenin “işçi sınıfının emeği üzerinden zenginleşen patronlara yönelik özellikle kullanılan bir tabir olmadığını” öne sürüldü ve “dava konusu haberde çizilen ana tema, müvekkilin devletin kaynakları hukuka aykırı bir biçimde ele geçirerek zenginleştiği, haksız kazanç elde ettiğidir” denildi. Oysa haberde Bayraktar’la ve Baykar şirketiyle devlet ilişkisine dair tek kelime dahi geçmiyordu. Dahası, haber “baş sömürücüler listesi” diyerek on patronu birden sıralıyor, meselenin devlet kaynaklarıyla ilgisi olmadığını, patronların “sömürücü” olarak görüldüğünü açıkça ortaya koyuyordu. Ama Bayraktar’ın vekilleri, “damat” kartını kullanmak istedi. soL’un haberi tek kelime etmemesine rağmen, Selçuk Bayraktar “damat” olduğu için mağdur oluyor imajı yaratmayı tercih ettiler. Selçuk Bayraktar’ın vekillerinin dilekçesine dönelim. İlk argüman, yani haberde “devlet kaynaklarını hukuka aykırı biçimde ele geçirerek zenginleşti yazılıyor” iddiası, düpedüz yalandı. Arkasına, “sömürücü” ifadesinin içtihata göre hakaret olduğuna dair argüman eklendi. Bayraktar’ın vekilleri Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2021/20622 E. 2024/8235 K. 26.09.2025 tarihli kararına atıfla “haberde kullanılan ‘sömürücü’ ifadesinin manevi tazminat ödenmesini gerektirir haksız fiil mahiyetinde olduğu Yargıtay'ın kararı ile sabittir” diye iddia etti. Bu argüman da, “yalan” sözcüğünün ağır kaçacağını düşünecek olanlar için, en azından çarpıtmaydı. Söz konusu karar, Evrensel gazetesinde yayımlanan bir köşe yazısı hakkındaydı. Yazıda “Deniz Yıldızı” isimli, İBB’ye ait bir kafeteryanın haksız şekilde işletildiği öne sürülüyordu. Yargıtay, mülkiyet ve işletme haklarının ayrıntılarının yazıda aktarıldığı gibi olmadığını tespit ettiği için Evrensel gazetesini mahkum etmiş, dolayısıyla esas olarak sunulan olguların yanlışlığı üzerinden karar vermiş, bu arada değerlendirmesinde “davacı hakkında sarf edilen söz ve ifadeler bir bütün halinde incelendiğinde ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği” demişti. Yani Yargıtay, Bayraktar avukatlarının öne sürdüğü gibi “sömürücü ifadesi hakarettir” falan dememişti. Dolayısıyla İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin aldığı karar, patronlara “sömürücü” demeyi hakaret sayması bakımından, sermaye sınıfının işçilerin emeğini sömürdüğünü en temel ilkesi olarak ortaya koyan marksizm teorisini ve bunun siyasi çıktısı olan komünizmi Türkiye’de yasaklama girişimi niteliği taşıyor. Davada gerekçeli karar henüz çıkmadı. Gerekçeli kararın çıkmasının ardından soL Haber avukatları, hukuki mücadeleye devam edecek. Medya patronlarına dokunulmazlık girişimi İkinci hukuki süreçte soL Haber, Demirören Medya’yla karşı karşıya. Konu, 8 Ekim 2025’te yayımladığımız “ Demirören Medya'da toplu işten çıkarma: 50 kişi daha istifaya zorlandı ” başlıklı haber. Demirören Medya çalışanları işten çıkarmış, soL da işten çıkarılanlarla da görüşerek bunu yazmıştı. Demirören Medya, bu haberin “haksız rekabet” olduğu, yani soL Haber’in “ticari amaçlar”la, “rakibi”ne karşı hareket ettiği gerekçesiyle şikayetçi oldu. soL yetkilileri, şikayet kapsamında ifadelerini verdi. Bu süreci bu ay başında ayrıntılı olarak aktarmıştık . Bu hukuki süreç de Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü açısından bir milat olma potansiyeli taşıyor. Zira davanın kabul edilmesi ve soL Haber’in mahkum edilmesi halinde, bir basın kuruluşunun bir diğer basın kuruluşundaki işten çıkarmaları haber yapması hukuken yasaklanacak. Yani, medya şirketleri, faaliyetleri hakkında haber yapılması noktasında “ticaret hukuku” gereği fiilen dokunulmazlığa kavuşacak. Sermaye düzeninde sermaye hukuku işliyor Başta söylediğimiz üzere, sermayeden bağımsız tüm basın kuruluşları gibi soL Haber, düzenli olarak şirketlerin açtığı davalarla yüz yüze geliyor. Örneğin Cuneyd Zapsu’nun şikayetiyle hakkımızda başlatılan soruşturma halen sürüyor . Ancak Bayraktar ve Demirören’in başlattığı süreçler, ciddi birer kırılma noktası olma potansiyeline sahip. Demirören Medya’nın şikayeti, medya patronlarına dokunulmazlık sağlayabilir. Ama Bayraktar’ın haklı görüldüğü mahkeme kararı, Soğuk Savaş’ın en boğucu günlerinde dahi uygulanamamış bir şekilde, Türkiye’de patronlara sömürücü demeyi suç sayma ve marksizmi ve komünizmi yasaklama niteliği taşıyor. soL Haber, tüm bu davalarla ilgili hukuki mücadelesini sürdürüyor. Ancak kararların içeriği, meselenin aslında hukuki değil, ideolojik ve siyasi olduğunu da ortaya koyuyor. Elbette geri adım atmayacağız. Medya şirketlerinin işten çıkardığı meslektaşlarımızın yine yanında duracağız. Patronların işçi sınıfının emeğini sömürerek zenginleştiğini her zaman vurgulayacağız. Türkiye’deki düzenin kapitalizm olduğunu, kapitalizmde egemen sınıfın sermaye sınıfı olduğunu, bu düzende devletin de, yargının da sonuçta sermaye sınıfına hizmet edecek şekilde oluşturulduğunu bıkmadan, usanmadan dile getireceğiz. İşbu haber hakkında, başlıkta kullanılan “Sermaye hukukunun saldırısıyla karşı karşıyayız” ifadesinin yargıya hakaret olduğu gerekçesiyle soruşturma açmaya kalkacak savcılara duyurulur.
Go to News Site