Collector
Eyvah! Bölündük, bittik! | Collector
Eyvah! Bölündük, bittik!
BirGün Gazetesi

Eyvah! Bölündük, bittik!

Kılıçdaroğlu , genel başkanlığının ilk günlerindeki Özel ’i uzlaşmacı diye eleştiriyor, sert muhalefet gerektiğini söylüyordu. Erdoğan ’ın Meclis ’te ayakta, Genel Merkez ’de cumhurbaşkanlığı forsuyla karşılanmasına ve “ normalleşme ”ye itiraz ediyordu. O günlerde kendisiyle görüşenler Özel ’e yönelttiği eleştirinin ağırlık noktasının bu olduğuna tanıktır. Şimdi önünde fırsat var. TRT bütün bir cumhurbaşkanlığı kampanyası boyunca ona ayırmadığı canlı yayın zamanını ayırıyor, dün kendisine kapalı olan kanallar açılıyor. Geçmişte ona umut bağlayanlar da kulaklarını buralarda ne söyleyeceklerine dikiyor! İktidara ve Erdoğan ’a sert muhalefetle sözün merkezine memleket meselelerini mi koyacak, yoksa CHP ’yi mi? Nasıl bir yol haritası ve iktidar formülü çizecek? Memlekette iktidar hedefliyoruz; geçmişte 6’lı masa yaptık olmadı, şimdi 16’lı masa kuracağız mı diyecek? Yoksa, hele önce CHP ’yi halledelim, memleket ve iktidar daha sonra mı diyecek? Bunlar çok değil 3-5 güne, belki de bugün halk buluşmasında netleşir! Aynı hedefe yürümeyen ve ortak bir amacı paylaşmayanların tartışmasında yarar yoktur. Çünkü uzlaşma mümkün değildir. Taraflar kafalarındaki hedefe kilitlenir ve birbirlerini yenik gösterecek argümanlar geliştirmekten başka bir şey düşünmezler! Farklı hedeflere kilitlenmiş özneleri ikna edemezsiniz, ancak amaçlarını ve hedeflerini bilen kitleler kimin kendilerini o hedefe ulaştıracağına ikna olabilirler. Siyasal veya toplumsal hareketlerde ve partilerde ayrılıklar, bölünme ve kopuşlar başlangıçta hep moral bozukluklarına, küçülüp etkisizleşme endişelerine yol açar. Bu olur da! En acı örnek İspanya İç Savaşı sırasında, Franco ’nun işini kolaylaştırarak 36 yıl lık diktatörlüğünün yolunu açan Cumhuriyetçi cephedeki bölünmedir. Ancak, her zaman böyle olmaz. Tarih; ayrılık, bölünme, kopuş ya da tasfiye sonrasında büyüyen, güçlenen, hatta iktidara gelen çok sayıda siyasi ve toplumsal hareketi de yazar. En çarpıcı örnek Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi olabilir. 1903 ’te Bolşevikler ve Menşevikler olarak bölündü. Bolşevikler başta çoğunluk değildi ama disiplinli, doğru bir örgütlenme ve ideolojik çizgiyle 1917 ’de iktidarı alan taraf oldular. Hindistan Ulusal Kongresi içinde 1969 ’da yaşanan büyük bölünmede, İndira Gandhi de eski parti elitlerinden kopmuş ve zayıflayacağı düşünülürken tersine çok daha güçlenerek yıllarca Hindistan siyasetine hâkim olmuştu. Toplumsal hareketler de pek çok ayrılık yaşadı. Örneğin kadın hareketi; liberal, radikal, sosyalist, kimlik temelli, vb. eğilimlerin öne çıkmasıyla bölündü ama bölünmeler kadın hareketinin bugün dünyanın en etkili toplumsal hareketlerinden biri olmasını engelleyemedi. Tarih, “ bölündük-öldük-bittik ” demeyi reddeder! Ayrılıklardan sonra sürecin nereye evrileceği tarafların yapacaklarına bağlıdır. Doğrular yapıldığında küçülmelere değil; farklı alanlara yayılan büyümelere götürür. Bölünme ya da ayrılıkların küçültmediği, tersine bir “ yeniden kuruluş ” etkisiyse büyük bir enerji ürettiği durumlar, eski yapının artık değişemez ve değiştiremez olduğuna inanılmasıyla oluşur. Eski yapı tıkanmış ve bir liderlik kriziyle malul olarak algılanıyorsa, daha net bir kimlik ve hedef koyan, toplumdaki değişim talebini doğru okuyan ve ayrılığın “ kişisel kavga ” değil “ ilkesel ” olduğuna kitleleri ikna eden taraf büyür. Kayahan “ Yolu sevgiden geçen herkesle bir gün bir yerde buluşuruz... ” diyordu. Aynı hedefe yürüyen ve yolu iktidara gidenler de bir gün bir yerde buluşurlar. Çok büyük ve birleşik bir hareket yaratırlar. Yok öyle, bölündük, bittik!

Go to News Site