Collector
Fasulye yiyen adam | Collector
Fasulye yiyen adam
soL Haber

Fasulye yiyen adam

Fide Lale Durak Tarlaları sürenler, evleri inşa edenler, ekmeği üretenler ve yaşamı her gün yeniden kuranlar çoğu zaman görünmezdi. Carracci'nin fasulye yiyen adamı bu görünmezliğe açılmış küçük ama önemli bir gedik gibidir. Sanat tarihinin büyük dönüm noktaları çoğu zaman görkemli olaylarla ilişkilendirilir. Yeni bir akım ortaya çıkar, bir manifesto yayımlanır, bir devrim yaşanır, ki bu yolla yaşanan değişimlerin sayısı az değildir. Ama, bazen tarihin yönünü değiştiren şey çok daha sıradandır: Bir adamın önündeki kâseden fasulye yemesi gibi. Yaklaşık 1584-85 yıllarında İtalyan ressam Annibale Carracci tarafından yapılan Fasulye Yiyen (Mangiafagioli), ilk bakışta son derece mütevazı bir sahne sunar. Basit giysiler içindeki bir adam, ahşap bir masanın başında oturmuş, önündeki fasulyeyi yemektedir. Masada biraz ekmek, bir miktar soğan ve sıradan bir öğün vardır. Resimde ne bir kahramanlık hikâyesi ne mitolojik bir olay ne de dinsel bir anlatı bulunur. Tabii burada dinsel anlatıdan kastımız eski ya da yeni kitapta yazılanların resmedilmesidir, dolaylı dinsel göndermeyi yani ekmek, şarap ve pencerede oluşan haçı saymıyoruz. Kısacası sıradan bir gündelik hayat anından bahsediyoruz. Buna rağmen bu küçük tablo, Avrupa sanat tarihinin en önemli eşiklerinden biri olarak kabul edilir. Carracci'nin yaşadığı dönemde İtalya'da sanatın büyük bölümü hâlâ aristokratları, azizleri, hükümdarları ve mitolojik figürleri konu alıyordu. Sanatın "yüksek" kabul edilen alanı bunlardı. Sıradan insanlar ise çoğu zaman ya arka planda görünür ya da komik, kaba ve eğitimsiz tipler olarak temsil edilirdi. Köylüler ve işçiler sanatın merkezinde değil, kenarında bulunurdu. Elbette Carracci'den önce de halk yaşamını konu alan ressamlar vardı. Özellikle 16. yüzyılda Pieter Bruegel (Yaşlı olan) köylü düğünlerini, hasat sahnelerini ve halk eğlencelerini resmetmişti. Ancak Bruegel'in figürleri çoğunlukla kalabalıkların parçasıydı; bireysel karakterler olarak değil, toplumsal tipler olarak karşımıza çıkarlardı. Carracci'nin fasulye yiyen adamı ise farklıdır. Burada ilk kez sıradan bir insan tek başına, bütün ağırlığıyla resmin merkezine yerleşmiştir. Resmin önemi tam da burada başlar. Çünkü mesele ilk kez bir köylünün resmedilmesi değildir. Mesele, sıradan bir insanın ciddi bir sanat eserinin öznesi hâline gelmesidir. Adam bize bakar. Bir alegori değildir. Bir aziz değildir. Bir kahraman değildir. Hatta belirli bir hikâyesi bile yoktur. Yalnızca yemek yemektedir. Ancak Carracci'nin yorumunda bu gündelik eylem önemli bir şeye dönüşür, anlam kazanır. Sanatçı, izleyiciyi bu adamın karşısına oturtur ve adeta şu soruyu sordurur: Bu insan neden resmedilmeye değer olmasın? Bu soru, modern sanatın da temel sorularından biridir. Soruyu kendine soran ve olumlu yanıt veren ressamlar, Carracci'yi takiben, sıradan insanları resimlerinin öznesi yapacaktır. 17. yüzyılda Caravaggio kutsal figürleri halktan insanların yüzleriyle resmedecektir. Aynı yüzyılda Hollanda resminde gündelik yaşam sahneleri büyük bir tür hâline gelecektir. 19. yüzyılda Gustave Courbet işçileri ve köylüleri tarih resimleriyle aynı ölçekte tuvale taşıyacaktır. Daha sonra sosyal gerçekçilik, toplumcu sanat ve emekçi temsilleri bu hattı sürdürecektir. Bu nedenle Fasulye Yiyen yalnızca küçük bir janr (tür) resmi değil, uzun bir tarihsel zincirin erken halkalarından biridir. Bu zincirin altında daha derin bir dönüşümün de ipuçları yatar: emeğin görünür hâle gelmesi. Yüzyıllar boyunca sanat, tıpkı tarih yazımı gibi, büyük ölçüde iktidar sahiplerinin dünyasını anlatıyordu. Krallar, komutanlar, aristokratlar, din adamları ve kahramanlar sanatın başlıca özneleriydi. Oysa toplumları ayakta tutanlar onlar değildi. Tarlaları sürenler, evleri inşa edenler, ekmeği üretenler, çocukları büyütenler ve yaşamı her gün yeniden kuranlar çoğu zaman görünmezdi. Carracci'nin fasulye yiyen adamı bu görünmezliğe açılmış küçük ama önemli bir gedik gibidir. Gündelik hayatın ve emeğin sanatsal temsilinin erken örneklerinden biridir. Bu nedenle Carracci'nin dört yüz yıl önce yaptığı o mütevazı resim bugün hâlâ günceldir. Çünkü bize sanatın yalnızca estetik tercihlerden ibaret olmadığını hatırlatır. Sanatın kimi görünür kıldığı, kimi merkezine aldığı ve kimi dışarıda bıraktığı her zaman toplumsal bir meseledir. Bir adamın önündeki kâseden fasulye yemesi, ilk bakışta önemsiz görünebilir. Ama sanat tarihi bazen tam da böyle anlarda yön değiştirir.

Go to News Site